Yrd. Doç. Dr. Nihal Kocabay Şener’in İletişimin Tekno-Sosyolojisi Kitabı Çıktı!

Haber Tarihi: 03.01.2017
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Nihal Kocabay Şener’in İletişimin Tekno-Sosyolojisi kitabı, dünden bugüne iletişim teknolojilerinde yaşanan değişim ve dönüşümün toplumsal yaşamı nasıl etkilediğini ve dönüştürdüğünü inceleyerek, iletişimin dijitalleşmesi tartışmalarına ışık tutuyor. Kitapta, iktidar ilişkileri, gözetleme ve kamusal alan kavramlarının dijital iletişim teknolojileri ile geçirdiği değişim ve geleneksel ve dijital iletişim arasındaki farklılaşmalar ele alınıyor.

Yrd. Doç. Dr. Nihal Kocabay Şener, iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin toplumsal ve bireysel iletişim süreçlerini nasıl etkilediğini ve dijital iletişim teknolojilerinin bireylerin ve toplumların hayatlarında ne tür değişiklikler oluşturduğunu araştırıyor. Volga yayınlarından çıkan kitap üç bölümden oluşuyor. İlk bölümde iktidar, gözetleme ve kamusal alan başlığı altında kavramsal ve kuramsal çerçeve açıklanmış. Dijital iletişim başlığı altında yeni bir iletişim sürecinin ortaya çıktığını ele alan bu bölümde, eşzamanlı karşılıklı iletişim süreci ve bilgi iktidar ilişkileri irdelenmiş. Çalışmanın ikinci bölümünde ise iletişim teknolojilerinin topluma olan etkisi ve bu değişimi ortaya koymak için tartışılan teoriler, üçüncü bölümde ise, dijital iletişim teknolojilerinin kamusal alanda ortaya çıkardığı değişimler incelenmiş. 

“Teknolojik Gelişmeler Devrim Değil Evrimdir”

İletişim kurmak bir toplumun varoluş sebebi, vazgeçilmezidir diyen Şener, iletişim kurmayan bir toplumdan söz etmenin mümkün olmayacağını ifade ederek, teknoloji, toplum ilişkileri hakkında şunları vurguluyor: Teknolojide yaşanan ve devrim olarak sunulan gelişmelerin toplum üzerindeki etkisi devrimden ziyade evrimdir. İletişim teknolojileri sadece bir teknolojik gelişimden ibaret değildir. Gelişen tüm teknolojilerin topluma getirdiği gibi iletişim teknolojilerinin de topluma getirdikleri ve götürdükleri, toplumda dönüştürdükleri vardır. 

“Her yeni teknoloji toplumda değişim yaratır. Ancak toplum ve teknoloji ilişkisinin temel sorunlarından birisi şudur: Teknoloji geliştiği için mi toplum değişir, yoksa toplum geliştiği için mi teknoloji değişir? Bu bir tartışma konusudur ve önemli tartışmalardan biri de teknolojik gelişmelere gerçekten ihtiyaç olup olmadığıdır. Teknoloji bir çözümdür, ama çözüm getirirken aynı zamanda sorun getiren olgudur.” Yazar, iletişim teknolojilerindeki gelişimin topluma etkisini, iletişim teknolojilerinin ilksel, makineleşme ve dijitalleşme dönemleri olarak üç ana ayrımda incelemektedir. İlksel dönemde, sözden matbaaya kadar ilerleyen süreç, makineleşme döneminde, matbaadan dijitale, dijitalleşme döneminde ise, özellikle internet teknolojisi ele alınmaktadır. 

“Teknoloji Biyoiktidar Oluşturuyor”

Dijital iletişim teknolojilerinin yaygınlaşması ile birlikte bireyin bilgi ve içerik üreticisi konumuna geldiğini fakat bu özgürlük sınırlarının teknoloji tarafından belirlendiğine dikkat çeken yazar şu tespitleri yapıyor: “Çünkü kullanılan teknolojik araçlar yapılabilecekleri ve yapılamayacakları belirlerler, aslında bir nevi biyoiktidar oluştururlar. İletişim teknolojileri ve toplumsal dönüşüm ilişkisi sadece yeni bir aletin toplum hayatına girmesinden daha geniş bir boyutu ele alır. 

“Dijital İletişim Yaşayan Bir Organizmadır”

İletişim teknolojilerinin hız kazanması ve özellikle internet teknolojisinin hayatın içine büyük oranda girmesi ile birlikte iletişim sürecinde farklılıklar oluştuğunu kaydeden Nihal Kocabay Şener, dijital iletişim teknolojilerinin iletişim sürecinde ortaya çıkardığı yeni unsurlardan birinin, bireylerin eşzamanlı olarak birden fazla “karşılıklı” iletişimi sürdürebiliyor olmasıdır diyor. Bu süreçte sosyal medyada özellikle artık hem mesafeler yakınlaşıyor hem de yakınlıklar mesafeleniyor. İletişim esnasında aktardığımız bilginin çoğu sözsüz iletişime bağlıdır ve duygusal durumumuzu ya da niyetimizi yansıtır diyen yazar makine ile aracılandırılmış iletişimin bunları aktaramadığı için sorunlar yaşandığına ifade ederek şunları belirtiyor: “Günümüzün dijital iletişim sistemleri herhangi bir teknolojiden farklı olarak mekanik değil, dirimselcidir yani yaşayan bir organizmadır. Dolayısıyla kendi kurallarını oluşturabilir, kendini üretebilir ve örgütleyebilir, bunlardan yola çıkarak kendi kurallarını topluma dayatabilir. Toplumu yeniden üretebilir ve örgütleyebilir. Dijital iletişim süreci karmaşık bir yapıdır. Toplum ona sahip olur ama daha sonra o da toplumlara nüfuz eder.”

Terminal Yurttaş Haline Geliyoruz

Enformasyon ve bilgisayar teknolojilerinin küresel yayılımının terminal yurttaşlık olasılığını artırmakta olduğunu ifade eden yazar, internette arama parametrelerinin ötesinde bulabileceğimiz hiçbir şey olmadığını, her sorunun önceden belirlenmiş bir yanıtı olduğunun altını çizerek şunları vurguluyor: “Makineye soru sorduğunuz anda yanıtını da otomatikman vermiş oluyorsunuz. Aynı zamanda hem kodluyor hem de kod çözüyorsunuz. Aslında kendi kendimize bir terminal görevi yapmaktan başka bir işe yaramıyorsunuz. İnsanın kendinden geçmesine yol açan iletişim süreci işte böyle bir şeydir.”

Dijital İletişim, Hem Görünür Hem Görünmez Yapıyor

Dijitalleşen iletişim teknolojisi ile kişilerarası iletişim sürecinin farklılaştığını vurgulayan Şener, kişilerarası iletişimin zedelendiğini ve aura’sını yitirdiğini söyleyerek şu tespitleri yapıyor: “Kitle iletişim sürecinde de farklılıklar meydana geldi. Artık herkes birer kaynak olarak kitle iletişimi yapabilmekte, bireyler istediğinde farklı şekillerde yayın yapabilmektedir. Bireyler hem kaynak, hem alıcı hem de yaptıkları paylaşımlarla kanal olma özelliği gösterdiği belirtilmektedir. Kitle iletişiminde olduğu gibi bireyler artık pasif değil, etkin bir rol üstlenmeye başladı ve artık gerçek bir üretici konumuna gelmiştir. Dijital iletişim ağlarında üretici olan birey, aynı zamanda tüketici de oluyor ve hatta kendi farkında olmasa da artık bir meta haline geliyor. Dijital iletişim teknolojileri bireyleri başka bireyleri gözetleme konusunda uzman yapmıştır. Dijital sosyal ağlar üzerinden başkalarını, arkadaşlarımızı, dijital ortamın bize sunduğu ve aslında hiç tanımadığımız arkadaşlarımızı takip ettiklerimizi gözetliyoruz. Dijital iletişim teknolojilerin varlığı bir yandan herkesi görünür kılarken, diğer yandan görünmez yapıyor. 

“Bireyler reel hayattan çok sanal hayatı tercih ediyor” 

Kitabın son bölümünde dijital iletişim teknolojilerinin toplum üzerinde ortaya çıkardığı değişimlere ilişkin önemli tespitlerden bir kısmı şu şekilde sıralanabilir:

•İletişim teknolojileri toplumun ihtiyaçlarına göre değişirken aynı zamanda toplumları değiştiriyor ve dönüştürüyor. İktidar ilişkilerinde baskın olan tarafın istekleri ve talepleri iletişim teknolojilerinin dönüştürülmesi konusunda daha önemli hale geliyor.

•Dijital iletişim teknolojileri kendi kurallarını ortaya koyan yeni bir düzen oluşturan ve örgütleyen bir mekanizmadır. Dolayısıyla dirimseldir. 

•Toplumları baskılamak için de kullanılan dijital iletişim teknolojileri yer yer ve zaman zaman iktidarlara karşı kullanılmaya başlanıyor. Dolayısıyla iki taraflı bir süreç işliyor. Bireylerin ve toplumların gerçeklik algıları farklılaşıyor. Uzam ve zamanın ortadan kalkması hızlı bir toplumsal süreç içinde yer alınması bu algıyı tetikliyor. 

•Bilgi edinme kolaylaşıyor ama doğru bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar zorlaşıyor. Bilginin çokluğu olanaktan çok kaos yaratıyor.

•Bireyler reel hayattan çok sanal hayatta olmayı tercih ediyor.