Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini anlattı

Haber Tarihi: 12.04.2017
İstanbul Ticaret Üniversitesi önemli bir konuğu ağırladı. İstanbul Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan, 16 Nisan Pazar günü referanduma sunulacak Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini de içeren Anayasa değişiklik paketiyle ilgili görüşlerini paylaştı.

Rektör Prof. Dr. Nazım Ekren, açılış konuşmasında halkoylamasına sunulacak Anayasa değişiklik paketinin önemli ve köklü değişiklikler içerdiğine vurgu yaparak, bu konunun iyi anlaşılması için bir dizi konferans düzenlendiğine dikkat çekti:


 ‘’Biliyorsunuz bu konferans da yeni dönemde yönetim sistemi olarak benimsediğimiz cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile ilgili. Daha önce de aynı konuda konuşmacılar davet etmiştik. Bunlar referandumda oy verecek bizlerin bilmesi ve değerlendirmesi gereken hususları anlattılar.  Değerli belediye başkanımız üniversitemize sadece konferansa gelmiyor. Ne zaman bir derdimiz olsa, bir isteğimiz olsa hem hızlı hem de olumlu cevap verdiği için kendisine teşekkür ediyorum.’’

Başkan Demircan ise öğrenciler, akademisyenler ve idari personel tarafından tamamen doldurulan salonda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yer aldığı coğrafyanın özellikle sanayi devriminden sonraki jeopolitik önemine dikkat çekti:

‘’Dünya Türkiye’nin referandumu işe çok ilgileniyor? Neden ilgileniyor? Bunun cevabı için 300 yıl önceye gitmek gerekir. Ecdadımız bu topraklara boşuna gelmemiş. Doğumuzda Çin, Hindistan gibi ülkeler, Batıda da Avrupa ülkeleri var. Napolyon’un dediği doğru. Dünya tek devlet olsa başkenti İstanbul olurdu.  Dünyanın tam ortasındayız, yani kalbinde. Dolayısıyla tarihin bütün evrelerinde büyük imparatorluklar, büyük devletler bu merkeze sahip olmak istemiş. Nedeni çok basit. Tarihi ipek yolunun geçtiği en önemli topraklar bu topraklar. Burası gerçekten bir köprü. 1764’te sanayi devriminin de başlangıcı olan buhar makinesinin icadı ile ticaretin Akdeniz bay pas edilerek yapılabilmesi mümkün oldu. 1830’dan itibaren Osmanlı’nın gündeminde İpek yolunda ticareti yeniden ele geçirme ile ilgili düşünceler başladı. 1900’ların başında Almanlarla yapılan tarihi demiryolunun hikayesi, buhar makinesinin icadı ile kaybettiğimiz ticareti yeniden ele geçirmeye yöneliktir. Biz tercihimizi Almanlardan yana yapınca İngilizler devre dışı kaldı. 1. Dünya Savaşı oldu, Osmanlı ve Almanlar kaybetti. O demiryolu da yok edildi. Hala da yerine bir şey ikame edilmedi. Cumhuriyet döneminde son olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere bütün siyasetçilerimize baktığımızda yollar ve demiryollarına çok önem verdiklerini görüyoruz. Hep ulaşımdan bahsederler. Dünyada ulaştırmak önemlidir. Malınız var ama pazara ulaşamıyorsa bir anlamı yok. Dünyada ticaret her şeyin esası. Bu bölgede de ticaret her şeyin esası.’’


Beyoğlu Belediye Başkanı Demircan, sanayileşmiş ülkelerin pazar kaybına uğramamak ve hammadde ile enerji kaynaklarına kolay erişim için bölge ülkelerinin gelişmesini ve güçlenmesini istemediklerine de vurgu yaptı:

‘’Dünyada alternatif olarak öne çıkan bir taşıma yöntemi daha var. Havayolu. Devasa bir kargo taşımacılığından söz ediyoruz. İstanbul’a üçüncü havalimanı yapılıyor. Beyoğlu’nun büyüklüğü 8 milyon metrekare, yeni yapılan havalimanının büyüklüğü 70 milyon metrekare. Ve elbette İstanbul dünyanın merkezi. Ve dünyanın merkezinde siz çok büyük bir şey yapıyorsunuz. Diğer taraftan Bakü-Tiflis demiryolu bitiyor. Üzerinden tren de geçebilen köprü de yapıyorsunuz. Petrol boru hatları projelerimizi de düşünün. Ülke içerisinde yapılan demiryolları, havaalanları, karayolları. Yani ticaretin Türkiye merkezli gelişmesi, ticareti elinde tutanlar için bir tehdittir.’’

Ahmet Misbah Demircan,  gelişmiş ülkelerinin pazar kaybetmemek için ne kadar ileri gidebildiklerini de anlattı:

’’Türkiye önemli bir yerde. Buradaki hamleler önemli. Sanayi devriminden önce sanayi üretiminin yüzde 80’i Doğu’da oluyordu. Sanayi devriminden sonra ise dünyada üretilen malların büyük bölümü batıya kaydı. Bunları üretmek için enerjiye ve hammaddeye ihtiyaç var. Petrol hem enerji hem de hammadde kaynağı. Batıdaki tüketim fazlası mallar için de pazarlar gerekiyor. Mesela Almanya’nın ürettiği malların büyük bölümü ülke dışındaki insanlar için. Onlar ürettikleri malları bizim gibi ülkelere satmak ve elde ettikleri karlarla kendi ülkelerindeki insanlara refah sunmak zorundalar. Bir pazar var, pazarın sahipleri de belli. Ve pazarı elde tutmanın mücadelesi içindeler. Bu mücadele de pazar konumundaki ülkelerin büyümesini ve güçlenmesini engellemek. Yani ülkeler daha küçük ülkelere bölünmeliler onlara göre. Mümkünse küçük küçük devletçikler olmalı. Bizim coğrafyada ülkelerin beraber hareket etme imkanını telaffuz dahi etmek istemiyorlar. Bu nedenle son 150 yılımızda bölünmek istenen bir Türkiye ve kardeş kavgasını konuşuyoruz. Bu coğrafyada bölünmüş ülkeler olması onların menfaatine. Ülkemizdeki çatışmaların perde arkasında hem yabancı istihbarat örgütlerinin fitneleri var. Peki bunu niye yapıyorlar, niye bölmek istiyorlar? Çünkü sen üretmemelisin, sen sadece tüketmelisin. Onun ürettiğini almalısın, ona çalışmalısın. Onlar enerji ve hammadde kaynakları ile pazarları ellerinde tutmak istiyorlar. Onlar kendi pozisyonlarını tutmaya çalışıyorlar ama biz de tutmaya çalışıyoruz. Mücadelenin temelinde bu var. Biz potansiyelimizle, konumumuzla onlar için bir tehdit oluşturuyoruz.’’


Anayasa değişiklik paketine Avrupa ülkelerinin ‘’hayır’’ demesinin bu açıdan değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Başkan Demircan, ‘’evet’’ denmesinin ise hızlı karar verebilen ve hızlı aksiyon alabilen güçlü bir Türkiye’ye evet demek olacağını belirtti:

Dünyada artık mal hareketleri o kadar girift ki karar verme hızınız çok önemli. Bizim şu anki karar alma sürecimiz maalesef hızlı değil. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi bu yüzden çok önemli. Sistem geldiğinde karar verme süreci hızlanacak. Türkiye’nin rekabet gücü artacak. Bu yüzden karşı çıkıyorlar. Avrupa’nın ağız birliği edip değişikliğe hayır demesi bu yüzden.’’