4. Uluslararası Ticaret Kongresi üniversitemizde yapıldı

Haber Tarihi: 27.10.2017
İNANÇDER’le İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği ana konusu Dijitalleşen Dünyada Türkiye’nin Geleceği olan  4. Uluslararası Ticaret Kongresi üniversitenin Sütlüce yerleşkesinde gerçekleşti. Kongreye İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanvekili Hasan Erkesim, Rektör Prof. Dr. Nazım Ekren , Ak Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk ve sivili toplum kuruluşlarının yöneticilerinin yanı sıra Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci de katıldı.

Açılış konuşmacılarından biri olan İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.  Nazım Ekren, üniversitenin dış ticaret alanında üstlendiği öncü role vurgu yaptı. Rektör Prof. Dr. Ekren, ‘’Üniversitelerin toplumun, şirketlerin ve devlet kurumlarının uluslararası düzeyde rekabet edebilir konuma gelmelerine katkı sağlamaları gerekir’’ dedi. 


Konuşmasına ‘’Üniversite olarak bizlerin böyle bir etkinlikte yer alması birkaç açıdan önem taşıyor. Çünkü yükseköğretim kurumları ya da üniversitelerin, sadece öğrencilerine akademik bilgi ve beceri kazandırmak değil, toplumun, şirketlerin hatta devlet kurumlarının uluslararası düzeyde rekabet edebilir konuma gelmelerine katkı sağlamaları gerekir’’ cümleleriyle başlayan Prof. Dr. Ekren. ‘’Üniversitelerin kurumsal ve sosyal sorumluluk görevleri de bulunmaktadır. Bu çerçevede İNANÇDER’le kurduğumuz ilişkilerin ortaya çıkarttığı bir sonuç olarak, 4. Uluslararası Ticaret Kongresi’nin de konu başlığı olan dijitalleşme veya dijitalleşen dünyada Türkiye’nin geleceği konusu; sadece uygulama yapan birimlerin değil, akademisyenlerin de, eğitim öğretim kurumlarının da üzerinde durması ve emek vermesi gereken önemli konulardan biri’’ diye konuştu.

Türkiye’de ilklerin üniversitesi

Bu çerçevede iki önemli adım attıklarına değinen Prof. Dr. Ekren; Türkiye’de başka hiç bir üniversitede bulunmayan enstitü ve programlara vurgu yaptı:

‘’Türkiye’de başka hiçbir üniversitede bulunmayan Dış Ticaret Enstitüsü’nü kurduk. Bu enstitüde yüksek lisans ve doktora eğitimleri veriyoruz. Lisans düzeyinde de uluslararası ticaret bölümünü açtık. Bugün tartıştığımız konularla ilgili olarak da yine Türkiye’de ilk defa üç tane önemli lisansüstü eğitim programı başlattık. Sivil toplum kuruluşlarıyla, sizlerle yaptığımız karşılıklı işbirliğinin ortaya çıkarttığı bir sonuç bunlar. Bunlardan biri dijital ekonomi ve pazarlama konusunda Türkiye’deki ilk yüksek lisans programı. İkincisi yine son derece önemli, oldukça kritik bir konu, ne var ki Türkiye’de çok gündeme gelmeyen bir konu olan Ticari Diplomasi Yüksek Lisansını da başlattık. Bu programda hem devletimizin hem şirketlerimizin, yurt dışında uluslararası ticari ilişkilere girerken, ticari ilişki oluştururken üzerinde durulması gereken konuların neler olduğunu sadece akademik bazda değil uygulama bazında da tartışıyoruz. Dijital ekonomi ve pazarlama elbette hayatımızı kolaylaştıracak. Ekonomik yapı ve ilişkiler sisteminin iyi işlemesine yardımcı olacak. Ama ciddi bir güvenlik sorununu da beraberinde getirecek. Bunu da dikkate alarak siber güvenlikle ilgili yüksek lisans programını başlatmış olduk. Bu üç yüksek lisans programı entegre yapı içinde birbirini tamamlıyor, birbirine sinerji sağlıyor. Ayrıca TİM ve Eximbank’la birlikte Türkiye’de ilk olan Dış Ticaret Araştırma ve Uygulama Merkezinin üniversite bünyesinde oluşturmuş olduk.’’

‘’Risklere dikkat’’

Dijitalleşmenin felsefesin de tartışmak gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Ekren, konuşmasını şöyle tamamladı:

‘’Dijitalleşmenin felsefesini tartışmazsak bir takım risklerle karşılaşabiliriz. Dijitalleşmenin felsefesi başka bir boyut, ama dijitalleşmenin ekonomi politiği dediğimiz bizim işimizi kolaylaştıracak, yetkinliğimizi, verimliliğimizi artırıp alternatif maliyetimizi azaltacak işlerle ilgilenmek ayrı bir boyut.’’

Bakan Tüfenkci’den önemli açıklamalar

Yeni gelişen ticari trendlerden kopmamak adına, gelişmeleri yakından takip edip yeni uygulamaları hayata geçirmek gerektiğini belirten Tüfenkci, "Artık ticaretin şekli değişiyor, yeni ticari şekiller oluşuyor. 50-10 yıl önceki esnafımızla ve pazarlama satış biçimleri ile şimdiki arasında nasıl fark varsa, bundan sonra 10 yıl içinde, hatta yakın zamanda da özellikle tüccarlarımızı, esnafımızı yeni gelişen ticari ağ ve trendler içinde mutlaka yapılandırmamız lazım. Bu yüzden Türkiye'deki esnafımızı da içine alacak geniş bir platform oluşturacağız’’ dedi.


Gümrüklerde otomasyon

Bakan Tüfenkçi, gelişimleri duyarsız kalmadan yönetebilmenin ve bu gelişimleri insanlığın faydasına sunmanın önemine vurgu yaparak, gümrüklerde gerçekleştirilen dijitalleşmenin bu amaca hizmet ettiğini söyledi.

"İnsan unsurunu en aza indirerek hata oranlarını düşürmek istiyoruz" diyen Tüfenkci, gümrüklerdeki işlemleri saydamlaştırıp, izlenebilir, görünebilir, müşteri, ithalatçı ve ihracatçı tarafından denetlenebilir hale getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Tüfenkci, şu an gümrüklerde ithalatın, ihracatın hangi safhada olduğunu SMS'lerle bildirmeye başladıklarını belirterek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Bunu çok yakın zamanda görüntülü hale getireceğiz. Şifreler vereceğiz. Her bir ithalatçı veya ihracatçı, oturduğu ofiste, internet üzerinden aşamalarını ve bazı görüntülerini görebilecek. Sahadaki muayene memurumuza veya diğer arkadaşlarımıza bilgisayar ortamında işlem yapmalarının pilot uygulamalarını yaptırıyoruz. Amacımız gümrüklerde otomasyonu sağlayabilmek. Sadece gümrüklerde otomasyonu sağlamak ve dijitalleşmek yetmiyor. Aynı zamanda önümüzdeki yıllarda, ticaretin çok daha ağırlıklı olarak elektronik düzlemde gerçekleşeceği konusunda da hemfikiriz. Bu değişim kaçınılmaz olduğuna göre, önemli olan değişim sürecini iyi yönetmek.’’

İşlem başı maaliyet düşecek

"Rekabet edebilmemiz için kendimizi geliştirmemiz lazım" diyen Tüfenkci, bu anlamda çok sayıda uygulamayı hayata geçirdiklerini söyledi ve eğitim noktasındaki sorunun giderilmesi halinde Türkiye'nin dünya ile rekabet edebilir hale geleceğini hatırlattı. Dünyadan daha ileri gitmek çabasında olduklarına dikkati çeken, bu anlamda insan kaynağının değişim ve dönüşümü yönetebilmesinin önemine işaret eden Tüfenkci, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Birçok gümrük uygulamasını hayata geçirdiğimizde en çok tepkiyi gümrük müşavirlerimizden alıyoruz. 'Belge göstermemiz gerekiyor.' gibi konuşmalar oluyor. Oysa biz, dış ticarette belge ve işlemleri ne kadar azaltırsak o kadar dış ticareti, ihracatı geliştiririz, maliyetleri ne kadar azaltırsak o kadar geliştiririz ki bu yönde de çalışmalarımız var. O çalışmaları bitirdiğimizde artık Türkiye'de işlem başı maliyetler dünya ortalaması ile aynı hale getirmek istiyoruz. Bunu sadece Gümrük Bakanlığı olarak yapmak yetmiyor. Gümrüklerde sadece biz iş yapmıyoruz, baktım tam 19 bakanlığın şu ya da bu şekilde gümrüklü sahalarda yetkileri var. Bir çalışma yaptık, Tarım Bakanlığı ile görüştük, onlar da olumlu bakıyorlar. Gümrüklerdeki veteriner ve ziraat hizmetlerini tek bir otorite koordine etsin ve onlarda 24 saat esası üzerinden, tıpkı gümrüklerdeki gibi çalışsın istedik. Onu hayata geçirirsek biraz daha işlemleri hızlandırmış oluruz."