Cinsiyet Adaleti Kongresi’nde “boşanma” konuşuldu

Haber Tarihi: 13.03.2018
İstanbul Ticaret Üniversitesi, önemli bir etkinliğe daha ev sahipliği yaptı. Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile İstanbul Ticaret Üniversitesi işbirliğinde her yıl, Dünya Kadınlar Günü’nde düzenlenen Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’nin dördüncüsünde bu kez ana tema olarak boşanma konusu tartışıldı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Sütlüce Yerleşkesinde Dünya Kadınlar Gününde gün boyu ‘’boşanma’’ konusu farklı boyutlarıyla ele alındı. Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) ile İstanbul Ticaret Üniversitesi Kadın ve Aile Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin ortaklaşa düzenlediği ve bu yıl 4.sü ‘’Boşanma’’ ana teması ile yapılan Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’ne önemli isimler de katıldı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Kadın ve Aile Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü, KADEM, Kadın ve Demokrasi Derneği Genel Başkanı Doç. Dr. E. Sare Aydın Yılmaz, İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran ve AK Parti Düzce Milletvekili, TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu Başkanı Ayşe Keşir’in açılış konuşmalarından sonra, açılış paneliyle başlayan kongre üç farklı salonda gün boyu devam etti.

Kongreye KADEM Genel Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar, İTO Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanvekili Hasan Erkesim, İstanbul Ticaret Üniversitesi Üst Yönetimi, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, siyasetçiler ve öğrenciler de katıldı.

BOŞANMA HER 

YÖNÜYLE KONUŞULDU

Boşanma ana temalı Toplumsal Cinsiye Adaleti Kongresi’nde gün boyu devam eden oturumlarda, Boşanma ve Sosyo-ekonomik Dinamikler, İslam Hukukunda Boşanma, Boşanma ve Kadın,  Boşanmanın Hukuki Süreçleri, Boşanmanın Çocuk Üzerindeki Etkileri, Boşanmanın Psikolojik Etkileri, Aile, Dindarlık ve Boşanma, Boşanma ve Sağlık ana başlıkları altında 33 bildiri sunuldu. Panellerde aile birliği ve boşanma; toplumsal, akademik, siyasal, ekonomik ve hukuki boyutlarıyla ele alınarak, boşanma öncesi ve sonrasında yaşanan sorunların toplumsal cinsiyet adaleti çerçevesinde çözüm yolları üzerinde duruldu.

Kongrede sunulacak bildirilerle; aile birliği ve boşanma konusunda bilgiler ve deneyimler disiplinler arası bir tartışma platformunda tartışıldı. Boşanma süreçlerinde aile bireylerinin ve kadının karşılaştığı sorunların çözümüne yönelik yeni arayışlar ortaya kondu. 

‘’Kadın güçlenmeli’’

Kadın ve Demokrasi Derneği (KADEM) Genel Başkanı Doç. Dr. Sare Aydın Yılmaz, eğitim seviyesi düşük ve evlilik hayatı boyunca hiç çalışmamış bir kadının boşanma kararını almasını gerektirecek birçok neden varken, gelecek tepkiyi ve karşılaşabileceği sorunları düşündüğünde bu kararı almasının zorlaştığını belirterek, "Bu olgu, kadının sosyo-ekonomik olarak güçlenmesinin gerekliliğini de bize bir kez daha göstermektedir" dedi.

Yılmaz, bu yılki kongreyi "boşanma" temasıyla düzenlediklerine değinerek, boşanmanın sadece boşanan kişi ve bireylerin ilgilendiren bir konu olmadığını dile getirdi. Boşanma gerçekleştiğinde bireylerin, ailenin, çocukların ve toplumun etkilendiğini anlatan Yılmaz, boşanmayı ortaya çıkaran sebeplerin neler olduğu üzerine yoğunlaşmak amacıyla kongrede "boşanma" temasının işlendiğini kaydetti. 

Yılmaz, aileyi ayakta tutan devletlerin, toplulukların sürdürülebilir olduğunu belirterek, "Aileyi koruyacak mekanizmaları üretmek üzere sivil toplum olarak ve akademi olarak sorumluluğumuz olduğunu düşünüyorum" diye konuştu.

Yılmaz, ailenin, bireyi toplumsal hayata ve bu toplumsal hayattaki değişimlere hazırlaması ve toplumun devamlılığını sağlaması açısından önem verilen bir kurum olduğuna değinerek, şöyle devam etti:

"Aile birliğinin korunmasının gerekliliğini savunmakla birlikte burada sağlıklı bir ailenin devam ettirilmesi gerektiğini vurgulamak gerekiyor. Aile birliği ile aile fertleri için daha sağlıklı, rahat ve huzurlu bir hayat amaçlanır, bu amaç sağlandığında sağlıklı bir aileden bahsetmek mümkündür. Ne yazık ki her aile 'sağlıklı aile' değil. Aile birliği devam ettiği sürece fertlerin bedeni, akli, sosyal, mesleki sorunların gelişme riski ortaya çıkabiliyor. Bu risklerin neden ortaya çıktığı yani boşanmanın nedenlerinin neler olduğu bilinmeden 'sağlıklı aile'yi inşa edemeyiz."

‘’Evliliklerin azalması 

sorunlara yol açıyor’’

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, kongrenin açılışında yaptığı konuşmada modern toplumlarda giderek azalan evlilik oranları nedeniyle, pek çok farklı sorun ortaya çıktığını söyledi. TÜİK’in 2 Mart 2018’de yayımladığı 2013-2017 yılları arası evlenme ve boşanma istatistiklerini dinleyicilerle paylaşan Prof. Dr. Ekren, ‘’Görülüyor ki hem kadınlarda hem de erkeklerde son beş yılda evlenme yaşı yükselmiş. Boşanma da evlilik kadar eski bir kurum. Ancak toplumlar evliliği teşvik ederken, boşanmayı güçleştiren kurallar koymayı tercih etmiş. Özellikle evlilik bağının dince kutsal sayıldığı toplumlarda boşanma ya yasaktır ya da çok zordur. Günümüzde çağdaş toplumlarda da hukuk boşanmayı nispeten güçleştiren önlemler almaktadır’’ dedi.

Boşanmaların çoğunlukla ekonomik, sosyal ve kültürel nedenler, psikolojik nedenler, aileye yönelik farklılıklara dayalı nedenlerden olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ekren, ‘’Günümüzde evlilik, geçmişe oranla insanların tercih ettiği bir ilişki biçimi olmaktan hızla uzaklaşmaktadır. Buna yol açan pek çok toplumsal neden arasında ikisi ön plana çıkıyor. Birincisi kadın ve erkek arasındaki ilişkileri düzenleyen hukuki normların değişmesi ve toplumun evlilik dışı ilişki biçimlerine giderek daha hoşgörüyle bakması. İkincisi ise modern hayatın sosyo-ekonomik gerekliliklerinin evlilik yaşını yükseltmesi ve bunun sonucunda bireylerde evlilik düşüncesinin öneminin zamanla azalması ve yitirilmesi. Modern toplumlarda evlilik oranlarının azalması demografik, sosyolojik, psikolojik birçok soruna da yol açıyor’’ diye konuştu.

‘’Kadınların iş gücüne
 
katılım oranı yükselmeli’’

İstanbul Ticaret Odası Başkanı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran, boşanma ana temalı 4. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada, kadınların iş gücüne katılım oranının en az iki katına çıkması gerektiğini söyledi. 

4. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’nde yaptığı konuşmasının başında Neşet Ertaş’ın “Kadın insandır, biz de insanoğlu” sözlerini hatırlatan İTO Başkanı ve İstanbul Ticaret Üniversitesi  Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran, ‘’Gerçekten de kadın demek, bir toplum için, bir millet için, bir ülke için her şey demek. Türkiye böylesi bir dünyanın en değerli ülkesi olabilecek iki büyük güce sahip. Birincisi jeopolitik konumu, ikincisi ise kadınları ve gençleri’’ dedi. 

Toplumların gayreti ölçüsüyle kalkındığını, cesareti kadar yükseldiğini vurgulayan Oran, ‘’İşte o cesaret ve gayret en çok kadınlarımız ve gençlerimizde hayat buluyor.  Kadının omuz vermediği, erkekle birlikte saf tutmadığı, emek harcamadığı hiçbir mücadele başarıya ulaşmıyor. Dün Çanakkale’de cepheye kağnıyla mermi taşıyan kadınımız, bugün de tankın önünde demokrasimize, mesaileri başında ekonomimize sahip çıkıyor. Ben bu vesileyle, yetiştirdiği evlatlarla Türkiye’nin geleceğini aydınlatan, cesaretiyle ve üretkenliğiyle ülkemize değer katan kadınlarımıza yürekten teşekkür ediyorum’’ diye konuştu.

İŞ GÜCÜNE KATILIM

Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranının yüzde 31 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Oran, ‘’Bunu yeterli bulmuyoruz. Dünyanın en büyük ekonomileri arasına girmek için bu oranı en az iki katına çıkarmamız gerekiyor. Toplam istihdamda orta ve üst düzey kadın yönetici oranı henüz yüzde 14’lerde. Oysa biz cam tavanları kaldırdıkça büyüme hedeflerimize çok daha kolay ulaşacağız. Bu anlamda İstanbul Ticaret Odası’nın önemli bir örnek teşkil ettiğine inanıyorum. Biliyorsunuz Genel Sekreterliğimizi bir kadın yürütüyor. Yine kadın personelimizin toplam çalışanlara oranı da %52 civarlarında. Tabii bunlar yetmez… Esas İstanbul Ticaret Odası Meclisinde kadınlarımız daha çok söz sahibi olmalı. 9 Nisan’da Oda seçimlerimiz var. Ben bu süreçte irtibat kurduğum tüm kadın girişimcilerimizi, seçimlerimize yönlendiriyorum, onları bu konuda yüreklendiriyorum. Artık kadınların iş dünyasındaki başarılarını Meclis sıralarımızda, kürsümüzde görmek istiyoruz’’ dedi.

‘’AİLE KURUMU KORUNMALI’’

Bulunduğumuz çağda iş dünyasındaki “acımasız rekabet”in sosyal hayattaki insanları anne, baba ve evlat kimliklerinden uzaklaştırdığını ve tek bir formata dönüşmeye zorladığına dikkat çeken Oran, ‘’Yeri geliyor köklü geleneklerimizden miras aldığımız “aile yaşantımızdan” mahrum kalıyor, “aile olgusunu” hayatımızın merkezinden uzaklaştırıyoruz. Oysa hayat, iş hayatımızdaki rakamların ve hedeflerin çok ötesinde. Kadının ve toplumun huzuru için insanlığın son kalesi olan aile kurumunun korunması hepimizin görevi. Bu anlamda boşanmaların olmaması veya en düşük düzeyde kalması temel arzumuz. Geçen yıl 128 bin çift  evlilik müessesini sonlandırmış. Bunlar içinde mücbir sebepler olduğu gibi, modern çağın getirdiği hoşgörüsüzlük ve tahammülün azalması da önemli bir unsur. Oysa dinimiz hoşgörü dini… Ancak zorunlu sebeplerle bu boşanmalar olduğunda da kadının maddi ve manevi haklarına sahip çıkmak, temel hak ve hürriyetlerini koruma altında tutabilmek, toplumsal rolünü kuvvetlendirmek son derece elzem. Toplumumuz bunu yapabildiğimiz ölçüde huzurlu, çocuklarımız, bu hakları kadına teslim edebildiğimiz ölçüde sağlıklı olur. Bu manada inanıyorum ki düzenlediğimiz bu kongreyle, kadının ve ülkemizin geleceğine bir tuğla da biz eklemiş olacağız.’’ Diye konuştu.

"Ailenin çözüm üretme 

kapasitesi yüksek"

Düzce Milletvekili ve TBMM Aile Bütünlüğünün Korunması Araştırma Komisyonu Başkanı Ayşe Keşir , 4. Toplumsal Cinsiyet Adaleti Kongresi’nin açılışında yaptığı konuşmada başkanı olduğu  komisyonun çalışmaları hakkında bilgi verdi. 

Komisyonun 4 aylık bir çalışma yaparak, 500 ayrı kişi ve kurumu dinlediklerine değinerek, "Modern dünya bazen sorunlarla ilgili aileyi hedef gösteriyor. Aile aslında bir yandan da çözümün merkezi, çözüm üretme kapasitesi yüksek olan bir kurum. Komisyon olarak ailenin sağlıklı ve güçlü yapısını nasıl geliştirebiliriz, çözüm üretme kapasitesini nasıl artırabiliriz, çözülemeyen sorunlar sonunda boşanma gerçekleşiyorsa, boşanma sonrası ebeveyn ilişkilerinin sağlıklı gitmesi konusunda çalışmalar yaptık" diye konuştu.

"Evlilik açık bir iletişim 

zemininde yapılmalı"

KADEM Başkan Yardımcısı Sümeyye Erdoğan Bayraktar da basın mensuplarına yaptığı açıklamada birçok toplumsal sorunun nedeninin aile kurumundaki bozukluklara dayandığını belirterek, sürdürülebilir, huzurlu aile ortamının gerçekleşmesi, yaygınlaşması konusunda KADEM'in sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Sorumluluğun bilinciyle bu yılki kongrede "boşanma" konusunu ele almaya karar verdiklerini ifade eden Bayraktar, şöyle konuştu:

"Biz, 'Boşanma külliyen kötüdür, külliyen engellenmelidir.' gibi sığ bir bakış açısına sahip değiliz. Öyle zamanlar oluyor ki özellikle şiddet vakalarında, artık ailenin ve bireylerinin zarar görmeye başladığı noktada bazen boşanmanın suhuletle gerçekleştirilmesi, hayat kurtarıcı olabiliyor. Ama tabii bunun haricinde aslolan evliliğin sürdürülebilirliğinin sağlanması. Çünkü huzurlu bir toplumun inşası için huzurlu aileler vazgeçilmez bir şart. Biz, sürdürebilir ailelerin kurulması için düzgün evlilikler ilk baştan nasıl inşa edilebilir konusuna yoğunlaşmalıyız. Gelip geçici duygularla, ekonomik veya faydacı dürtülerle girişilecek bir iş değildir evlilik. Evlilik gerçekçi olarak hayat boyu bir yoldaşlık hedeflenerek açık bir iletişim zemininde yapılmalıdır."

Bayraktar, kongrede boşanmaya götüren nedenler, bunların nasıl engellenebileceği ve boşanmaya mecbur kalındıysa bunun sağlıklı şekilde gerçekleştirilmesi konularını ele almayı hedeflediklerini vurgulayarak, kongre öncesinde yapılan odak grup çalışmaları, mülakatların da önemli veri kaynağı olduğunu, kongreye 200'e yakın bildiri başvurusu yapıldığını, bunların arasında 31 bildirinin seçildiğini kaydetti.