Deneyimden Geleceğe: Akademik Başarı ve Hayat Becerileri (Prof. Dr. Mim Kemal ÖKE)

Haber Tarihi: 28.12.2018
06 Aralık 2018 tarihinde yapılan Akademik Başarı ve Hayat Becerileri dersine, İstanbul Ticaret Üniversitesi, İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mim Kemal Öke katıldı.

Prof Dr. Öke sözlerine, üniversitelerin işlevlerinden bahsederek başladı: “Akademik başarıyı ölçen bazı kıstaslar var. Bana göre bunlar yanlıştır. Reel dünya, okul hayatından farklıdır. Buradan mezun olmanız meslek sahibi olmanız için yeterli değildir. Buradan çıkınca bir bakış açısı kazanırsınız. Üniversite hayatıyla kişiliğinizi, kimliğinizi, ruhunuzu buldunuz mu, hayata hazırlanmış olursunuz. En önemli eğitim, birbirinizle ilişkilerinizi tanzim edebilmektir. Hayat sizi transkriptinizin üzerinde yazılanlarla ölçmeyecek. Bir işyerine girdiğinizde notlarınıza değil, nasıl bir insan olduğunuza bakılacaktır. Üniversite size, takım ruhunun ne olduğunu, birlikte çalışmayı öğretmek zorundadır. Eğer kişiliğiniz yanlış bir formasyon alırsa siz gelecekte birlikte çalışacağınız insanları horlayarak bir şirketi uçuramaya çalışırsınız ama başaramazsınız. Dünyanın birçok yerinde yüksek lisans, doktoraya müracaat ettiğinizde ezber sorular yerine “Dünyayı bir gün sana bıraksalar ne yapardınız?” tarzında sorular soruluyor. Bir gün Sümbül Efendi öğrencileriyle otururken onlara sorar: ‘Allah bir günlüğüne size Allahlığını verse ne yapardınız? Soruya bak? Haşaa! Herkes bir şeyler söyler: ‘Fakirliği bitirirdim’, ‘Dünyada kâfir bırakmazdım’, ‘Savaşları yok ederdim’ vs. Bir öğrencisi ise ‘Her şeyi merkezinde bırakırdım’der ve o kişi o günden sonra Merkez Efendi olarak anılır. Her şeyi gerektiğinde merkezinde bırakabilmek lazım. Üniversite, meslek eğitiminin yanı sıra şunu aktarmalı: ‘Heyecan!’ Şimdiki sistem hiperaktif kişi sevmiyor, atalet içinde insan istiyor. Ruh yok, heyecan yok, sizden seyirci olmanız bekleniyor. Oysa gençliğin içine sığmaması lazım, delikanlı olması lazım.”

Dekanımız, başarının arkasında mutluluğun olduğunu söyleyerek sözlerine şöyle devam etti: “Başarı ne demek? Hayatın keyfini çıkarmak demek. 68 kuşağıyım, bütün dünyanın karıştığı bir dönemde genç oldum. Bir yanda açlar vardı, bir yanda çok zenginler… Dünyayı değiştirmek lazımdı. Afrika’daki çocuklar ölmesin, diye uluslararası ilişkiler okudum. Egoist, bencil değildim. Siyaseti de ‘vermek’ için düşündüm, ‘almak’ için değil. Kendimi ispat etmek istiyordum, bu şekilde başkalarına faydalı olacaktım. Bir ezber bozanın bile sistemi düzeltebileceğine inanıyordum. O zamanla bugünü karşılaştırdığımızda terör bile çirkin. Dünya kötü, silaha sarılı sistem egemenleri var. Silahla bir şey değişmez. Parayı alın teriyle kazanmak lazım. Sinsi bir şekilde aklınıza, ruhunuza girmeye çalışan insanlar var. Mesela pazarlamacı olmanız bekleniyor sizden. Sistem rekabet diyor, liyakat demiyor. Kasada ne var diyor? Başarıyı etiketlendiriyor. Sonuca değil, sürece bakacaksınız. Her gün en büyük rakibinizin kendiniz olduğunu bileceksiniz. Başkalarının sırtına basıp ölümlerin, yıkımların üzerine mutluluk inşa edemezsiniz. Allah mutlu etmez. Başarının arkasında mutluluk vardır. Sizi mutlu kılacak şeyler neler? Bugün unuttuğunuz, kolay kolay bulunmayan şey, insan yaşatan aşktır. Batı dünyasında da içini boşalttılar aşkın. Aşk fedakârlıktır, sizin kalbinizi çalıştıracak güçtür. Kalbi yürek, gönül haline getirmemiz lazım. İnsanı marka yapan nedir? Gönüldür. Onda var olan da aşktır, muhabbettir, insana yerleştirilmiştir. Allah seni birinin derdine derman olmak için yarattı. İşinizi aşkla yapmanız lazım. Aşk fedakârlık gerektirir. Aşk evliliğinde ‘sen’, ‘ben’ yoktur; ‘biz’ vardır. Benim evliliğim de bu tarz bir evlilik. Eşim ‘biz’ demedi hiç, hep ‘siz’ dedi, çocukları ve beni kast ederek. Dedim ki ‘Artık işin içine kendini de kat, ‘biz’ de. Aşkı nasıl öğrenirsiniz? Sanatla! Sanatla uğraşın, ruhunuz incelir, yüreğiniz yumuşar. Sanatsız kalırsanız katı, kaba insan olursunuz, sanata önem vermenizi diliyorum. Ayrıca spor yapmalısınız, böylece takım olmayı öğrenirsiniz. Takım ruhuna sahip olursanız kazanırsınız hayatta. Nefis terbiyesiz olursa insan edepsiz olur. Edebinle çıkacaksın Allah’ın karşısına. Tekkelerde ‘Edep ya hu!’ yazar. Markanız insan olmaktır.”

Prof. Dr. Mim Kemal Öke, hayatta asıl başarının, insanın kendisini tanıması olduğunu dile getirdi: “Hayatımızda karşımıza çıkacak zorluklar imtihanın ötesindedir. Her şey için çaba harcamalısınız. Emek olmazsa, kıymet de olmaz. Seçim yapmanız lazım: Hayatta rol model mi olacaksınız, figüran olarak mı kalacaksınız? Pes etmek yok. Düştüğünüz yerden kalkacaksınız. Bir şekilde direnciniz olmalı. Allah’tan kaçamazsınız, kaderden kaçılmaz. Allah bazen özellikle bazı kapıları kapatır. Üçten sonra zorlamayın, sizin için hayırlısı demek ki odur. İçinizdeki kalbin sesini duyun. Allah software programınızı yazdı, size yükledi, ‘oku’ dedi. Önce neyi okuyacaksınız? Kendinizi! Kendinizde neyi okuyacaksınız? Allah’ın size yazdığını. Oğlum mesela… İyi bir eğitim aldı, turizm okudu, dört dil biliyor ama ralli yarışlarında araba kullanmaktan büyük keyif alıyor. Bir kere annesiyle gittik seyretmeye, yüreğimiz ağzımıza geldi. Kerata o kadar soğukkanlı ve o kadar güzel kullanıyor ki gurur duydum. Turizmci olmadı,  garajında modifiye araba yapıyor. Arabaların altında devamlı, bir nevi oto tamirciliği yapıyor ama çok mutlu. Onun programında yaptığı bu işten mutluluk duymak var, başka bir işte mutlu olamaz.”

“Mutlu olmak için mutlu etmek gerekir” diyen Prof. Dr. Mim Kemal Öke,  sözlerine şöyle devam etti: “Sosyal duyarlılık sahibi olmak, hayatta farklı olmak lazımdır. Sen Allah’ın garipleri için yaşıyorsun. Fakirler, yetimler, açlar… Yardıma muhtaç olanlara yardım etmek, yaşarken Allah’la birlikte olmak demektir. Arada başkalarını mutlu etmek için zaman ayırman lazım. Başkalarını mutlu etmelisin. Mutluluk, başkalarını mutlu etmekten geçer.

Mim Kemal Hocamız, geçmişte kendisine niçin ekranlarda ambargo konulduğuna ilişkin soruyu da şöyle cevapladı: “Evet, benim televizyonda program yapmam bir dönem yasaklandı; çünkü ben Fetö’nün 28 Şubat Süreci’nde Refahyol’un yıkılmasına ilişkin telkinlerine -ki basında öyle bir kampanyaya onlar öncülük etmişlerdi- karşı çıktım, tehditlerine boyun eğmedim. Çok zor durumda bıraktılar beni, evimi satmak zorunda kaldım ama doğru bildiğimden şaşmadım. Ülkemiz çok zorlu bir sınavdan geçti arkadaşlar, bunun bilincinde olun. Çok şükür ki onlara teslim olmadık. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere yöneticilerimiz, halkımız çok dirayetli davrandı, yoksa gerçekten zor durumda olurduk şimdi.”

Prof. Dr. Mim Kemal Öke ile esprilerle dolu keyifli bir dersin sonunda öğrencilerimiz salondan oldukça mutlu ayrıldılar.