Etkinlikler






Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin Dr. Öğr. Üyesi Hanefi Yazıcı ile Editörlüğünü Yaptığı “Ultra-Nationalist Policies of Trump and Reflections in the World” İsimli Kitabı Yayımlandı

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü akademisyenlerimizden Prof. Dr. Mim Kemal Öke ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Hanefi Yazıcı’nın editörlüğünü yaptığı, “Ultra-Nationalist Policies of Trump and Reflections in the World” isimli kitabı Peter Lang Yayıncılık tarafından yayımlandı. 


Donald Trump yönetiminin ‘yeniden büyük Amerika’ kavramını derinlemesine ele çalışma; Trump yönetiminin ABD dış politikasını, aşırı milliyetçi olarak tanımlanan uygulamalarını bir taraftan Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler ve NATO gibi aktörler düzeyinde; diğer tarafta Ortadoğu ve Yakındoğu gibi bölgeler üzerindeki yansımalarını tüm boyutlarıyla ele almaktadır. Siyaset Bilimi uzmanları tarafından, öngörülebilirliği oldukça güç olarak değerlendirilen Trump yönetiminden beklentiler ve tahminler ortaya konularak durum analizi yapılan bu çalışmanın, hem bölgesel ve küresel olayların oldukça hızlı gelişip kompleksleştiği bu dönemi aydınlatmak; hem de Trump’ın Amerikan dış politikasını anlamak için kılavuz niteliğinde bir rehber olacağı öngörülmektedir.

Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin “Biat: Bir Turgut Reis Hikayesi” İsimli Romanı Yayımlandı

Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü akademisyenlerimizden Prof. Dr. Mim Kemal Öke’nin Biat isimli romanı Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı. Destan ve roman türleri arasında bağ kuran Prof. Dr. Mim Kemal Öke, “kahramanım” dediği Turgut Reis’e vefa borcunu Biat ile ödüyor.


BİAT

“…Romanın dünyası, boşluklar ve eksikliklerle tanımlanan, ‘amaçların ve yolların’ önceden verilmiş olmadığı bir dünyadır…” diyordu Georg Lukacs Roman Kuramı’nın önsözünde. Başka bir ifadeyle, destanlar toplumda tamamlanmış hayatın bütünselliğine biçim verirken; romanlar bireylerde gizlenmiş bütünselliği açığa çıkarıp onu yeniden inşa ederler.

16.yy Osmanlı İmparatorluğu’nun üç kıtaya hükmedişini ve Akdeniz’deki seyrini destansı bir dille aktaran Öke, tüm hayatı denizlerde kahramanlıklarla geçen imparatorlara biat etmeyen Turgut Reis’in, aşka biat edişini konu ediniyor. Zamane dervişi Öke, okuyucularını çağlar arası destansı bir yolculuğa çıkarırken, aynı zamanda, Turgut Reis vasıtasıyla 16.yy’de bir levendin aşkı nasıl yaşadığını görmeye ve anlamaya davet ediyor. 





Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL
Al Jazeera Channel Röportajı (21.02.2020)

Türkiye – Libya İlişkileri ve ilişkili uluslararası güncel gelişmeler Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL tarafından Al Jazeera Channel’da değerlendirildi. Al Jazeera Channel’ın Üniversitemize gelerek yaptığı çekimler, 17 Şubat günü Al Jazeera Channel’da yayınlanmış ve aşağıdaki Youtube linkinde de kalıcı hale gelmiştir.



TEBRİK

Fakültemiz öğretim üyesi Doç. Dr. Hanifi Parlar'ın Springer Yayınlarından Dr. Şefika Şule Erçetin ve Şuay Nilhan Açıkalın'ın editörlüğünde çıkan “Chaos, Complexity and Leadership 2018, Explorations of Chaotic and Complexity Theory” kitabında "The Role of Trust in Principals in Readiness for Change Within Schools" başlıklı bir kitap bölümü yayınlanmıştır.

Springer Yayınları, akademik, bilimsel kurumlar ve kurumsal Ar-Ge departmanlarındaki araştırmacılara yenilikçi bilgi, ürün ve hizmetler yoluyla kaliteli içerik sağlayan lider bir küresel bilimsel, teknik ve tıbbi portföydür. Yayınevi en güçlü STM ve HSS e-Kitap koleksiyonlarından ve arşivlerinden birine ve ayrıca SpringerOpen baskısı altında kapsamlı bir hibrid ve açık erişim dergi ve kitap yelpazesine sahiptir. Springer, araştırma topluluğuna hizmet eden ve onları destekleyen küresel bir yayıncı olan Springer Nature'ın bir parçasıdır. Springer Nature, sağlam ve anlayışlı bilim yayınlayarak, yeni araştırma alanlarının geliştirilmesini destekleyerek ve fikir ve bilgileri dünya çapında erişilebilir hale getirerek keşfi ilerletmeyi amaçlamaktadır.

Öğretim  üyemizi bu başarısından dolayı tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.



Intell4.com Röportajı

Geçtiğimiz hafta ABD ve İran arasında yaşanan gerilim ve söz konusu gerilimin bölgesel ve küresel siyasete yansımaları Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL tarafından www.intell4.com da ‘ABD Irak’ta vekalet savaşını nasıl yürütecek?’ başlığı ile gerçekleştirilen röportaj olarak yayınlandı.

Ropörtaja ulaşmak için tıklayınız.





Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL
Al Jazeera Channel Röportajı

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Sn. Vladimir Putin’in 08 Ocak 2020 tarihinde gerçekleşen Türkiye ziyareti ve Türk Akım Projesinin açılış toplantısı Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL tarafından Al Jazeera Channel’da değerlendirildi. Al Jazeera Channel’ın Üniversitemize gelerek yaptığı çekimler, ziyaret günü Al Jazeera Channel’da yayınlanmış ve aşağıdaki Youtube linkinde de kalıcı hale gelmiştir.



Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL
Davos Dünya Ekonomik Forumu 2020 
Ekotürk TV Canlı Yayını

21-24 Ocak 2020 tarihleri arasında bu yıl 50.’si gerçekleşen Davos Dünya Ekonomik Forumu toplantıları Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL tarafından 22 Ocak 2020, Çarşamba günü Ekotürk TV Son Seans Programı canlı yayınında değerlendirildi.







PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 

6-13 Aralık 2019 Haftası Etkinlikleri

7-8 Aralık Kadına Yönelik “Erk”ek Şiddetiyle Mücadele Sempozyumu

Bölümümüz Öğr. Gör. Duygu Buğa, İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Türk Ceza Hukuku Derneği işbirliğiyle düzenlenen, 7-8 Aralık tarihlerinde santralistanbul Kampüsü Seyfi Arkan Mahkeme Salonunda gerçekleştirilen ve erkek şiddeti konusunda uzmanlaşmış farklı disiplinlerden 30 uzmanın bir araya geldiği Kadına Yönelik “Erk”ek Şiddetiyle Mücadele Sempozyumuna “Psikoloji Perspektifinden Cinsiyet Temelli Şiddet” başlıklı konuşması ile katılmıştır.



   
11 Aralık Çağdaş Bilimler Koleji Tanıtım

Bölümümüz Öğr. Gör. Duygu Buğa, 11 Aralık tarihinde üniversitemizi ve üniversitemiz Psikoloji bölümünü tanıtmak üzere Çağdaş Bilimler Kolejine konuk olmuştur.




12 Aralık Çağdaş Bilimler Koleji Tanıtım

Bölümümüz Öğr. Gör. Duygu Buğa, 12 Aralık Perşembe günü 11:00'da İstanbul Bilgi Üniversitesi RGB Stüdyoları'nda gerçekleştirilen Haber Vesaire'ye konuk olmuştur. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği'nden Merve Karabulut’un da katıldığı programda Flört Şiddeti tartışılmış, yayın RGB LIVE youtube kanalında canlı olacak yayınlanmıştır. Program Gökhan Tan kordinatörlüğünde son sınıf Medya öğrencileri tarafından gerçekleştirmektedir.




PSİKOLOJİ BÖLÜMÜ 

20-27 Aralık 2019 Haftası Etkinlikleri

20-21 Aralık III. Sosyal Psikoloji Kongresi

İlki Başkent Üniversitesi Psikoloji Bölümü tarafından düzenlenen, Doğu Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümünün ikincisini yürüttüğü Sosyal Psikoloji Kongresinin üçüncüsü 20-21 Aralık 2019 tarihlerinde Kadir Has Üniversitesi Psikoloji Bölümü ev sahipliğinde yapılmıştır. Kongreye üniversitemiz Psikoloji Bölümünü temsilen bölüm başkanımız Dr. Öğr. Üyesi Ela Arı ile Öğr. Gör. Duygu Buğa katılmıştır.
     


20 Aralık TPD Öğrenci Birimi

Dr. Öğr. Üyesi Itır Kaşıkçı, Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi Öğrenci Birimi Nöropsikoloji Grubunun daveti ile grup toplantısına katılmış ve alanla ilgili bilgilendirmelerde bulunmuştur.
    
24 Aralık TPD Etik Toplantısı
Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen Etik konulu toplantıda, aynı zamanda TPD İstanbul Şube Başkan Yardımcısı olan Öğr. Gör. Duygu Buğa, üniversitemiz Psikoloji Bölümünü temsil etmiştir.



Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL

Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL, Necmettin Erbakan Üniversitesi tarafından 30-31 Ocak 2020 tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek olan “The Rise of Populisms” başlıklı uluslararası sempozyuma “The Political Economy of Rising Populism: Protectionism versus Multilateralism” başlıklı bilimsel tebliği ile katılacaktır. Söz konusu tebliğde, 2008 küresel ekonomik ve finansal krizinin ardından kamu kaynaklarının daralması ve refah toplumunun düşüşü ile birlikte yükselişe geçen popülizmin, dış ticaret politikalarında korumacılığı arttırması ve bu artışın karşısında özellikle G20 ülkelerinin çok taraflı ticaret sistemini etkin tutma çabaları arasındaki mücadele alanları incelenmektedir. Tebliğ özeti kabul edilen Dr. Öğr. Üyesi Uğur Yasin ASAL’ın tam metin editörlü kitap bölümü çalışması ise SAGE veya Routledge yayınevi tarafından yayınlanacaktır. 





Prof. Dr. Oya Dağlar Macar

Soljenitsin Vakfı (A. Solzhenitsyn House of Russia abroad) tarafından Rusya’da basılan, editörlüğünü, V.A. Moskvin, V.İ. Petroçenko, T. Olcay, M.Yu. Sorokona’nın yaptığı,  Türkiye’de Beyaz Rus Göçü 100. Yılında (1919-2019) isimli kitapta, Prof. Dr. Oya Dağlar Macar’a ait ”Mütareke Döneminde İstanbul’daki Rus Mültecilere Yapılan Yardımlar ve Rus Mültecilerin Sağlık Sorunları” (Dayatelnost po okazaniyu pomoşçi beloemigrantam i reşenie problem sanitarno-zdravoohranitelnogo haraktera) başlığı ile bir bölüm yer almaktadır. Kitabın ISBN numarası: 978-5-206-01004-6 ‘dır. Kitabın tanıtımı Soljenitsin Vakfı tarafından 16 Kasım 2019 tarihinde "Türkiye'ye Göç Haftası" etkinliğinde yapılmıştır. Kitaba ait kapak görseli ekte yer almaktadır. 

Dr. Öğr. Üyesi Ayşem Biriz Karaçay

Dr. Öğr. Üyesi Ayşem Biriz Karaçay MGIMO ve Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanlığı tarafından 5-6 Aralık 2019'da Moskova'da düzenlenen "Migration Bridges in Euraisa: New Approaches to the Formation of Migration Policy on Behalf of the Sustainable Development - XI International Scientific and Practical Forum" konulu forumda hem tartışmacı hem de katılımcı olarak yer almıştır. Dr. Öğr. Üyesi Ayşem Biriz Karaçay’ın sunum yaptığı makalesinin konusu ise, “A Critical Analysis of Neorealist Approach: The Role of Migrant Communities in Turkish-Russian Relations”’dır.




Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Etkinliği 


Dr. Öğr. Üyesi Ayşem Biriz Karaçay

İstanbul Ticaret Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü paydaşlığında, bölüm öğretim üyelerinden Dr. Ayşem Biriz Karaçay’ın, MiReKoc ve Koç Üniversitesi işbirliğiyle düzenlediği “Türkiye'nin Göç Siyaseti: Politika, Siyaset ve Uyum” konulu konferans Koç Üniversitesi Anadolu Araştırmaları Merkezi (ANAMED) Binasında gerçekleşti. 

Konferansın panellerinde, Türkiye'nin göç politikaları, uyum ve sınır konularını ele alındı, yeni araştırma bulguları akademisyenler tarafından, izleyicilerin de katılımıyla tartışıldı. Konferans üç oturumdan oluştu. “Göç Siyaseti ve Türkiye” başlıklı ilk oturumda Türkiye’nin göç politikaları değerlendirildi. Oturuma Koç Üniversitesi Göç Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nden (MiReKoc) Prof. Dr. Ahmet İçduygu başkanlık etti. Galatasaray Üniversitesi’nden Doç. Dr. Didem Danış ve Özyeğin Üniversitesi’nden Doç. Dr. Deniz Sert, “Türkiye’de Suriyeliler ve ‘Krizsiz’ bir Söylem” başlıklı sunumlarını,   Bilkent Üniversitesi’nden Doç. Dr. Saime Özçürümez‘in “Göç Yönetişimi, Kitlesel Akınlar ve Toplumsal Bütünleşme: Kuramlar ve Uygulamalar Açısından Türkiye” ve Yaşar Üniversitesi’nden Doç. Dr. Ayselin Yıldız‘ın “Farklılaşmış Entegrasyon Modeli: Türkiye’nin Sınır Yönetimi Uygulamalarında AB Uyumu” başlıklı sunumları takip etti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ayhan Kaya‘nın moderatörlüğündeki “Uyum ve Türkiye” başlıklı ikinci oturumda Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Dr. Fulya Memişoğlu, “Yerel Siyaset ve Göçün Yönetişimi: İstanbul’daki Suriyeli Sığınmacılar” başlıklı sunumunda mültecilerin entegrasyonu konusunda Sultanbeyli ve Şişli belediyelerinin çalışmalarından bahsetti. Daha sonra Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi’nden Dr. Kadir Onur Unutulmaz “Suriyelilerin Uyumunda Bugün ve Yarın: Algıların Dönüşümü ve Yönetimi” ve Koç Üniversitesi’nden Dr. Ayşen Üstübici “Türkiye’de Siyasi Partilerin Göç Söylemleri ve Göçmen Karşıtı Popülizmin Sınırları” başlıklı sunumlarını gerçekleştirdi. Oturum, Prof. Dr. Ayhan Kaya, “Uyum Alanında Devlet Aktörleri, Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Örgütlerinin Rolleri” başlıklı sunumuyla tamamlandı.

Başkanlığını University of Neuchâtel’den Dr. İbrahim Soysüren‘in yaptığı “Sınırlar ve Türkiye” başlıklı üçüncü oturumda İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden Dr. Ayşem Biriz Karaçay, “Sınır-Ülkesi Türkiye’nin Sınır Politikaları” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Koç Üniversitesi’nden Sibel Karadağ, “Ege Denizi’nde Sınır Pratikleri ve Failler” başlıklı sunumunda sınırı mikro iktidar ilişkileri üzerinden değerlendirirken, York Üniversitesi’nden Dr. Özgün Topak ise “Biyopolitik Sınır Olarak “Sıcak Nokta” (Hotspot): Midilli Adası’nda Şiddet, Bekleme ve Gözetim” başlıklı sunumunda, “biyopolitik şiddeti alan verileriyle değerlendirdi. Oturumun ve panelin kapanışını ise, oturum başkanı Dr. İbrahim Soysüren, “Türkiye, Fransa ve İsviçre’de Yabancıların Sınırdışı Edilmesi. Karşılaştırmalı Bir Sosyoloji için Notlar” başlıklı sunumunda sınırdışı ve geri gönderilme kavramları üzerinde durarak gerçekleştirdi.










Göçmenin Mekânı ve Kent



Katılımcılar

Prof. Dr. Şükrü Aslan-Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

Kentsel mekâna ve toplumsal dokuya dair gözlem ve araştırmaların önemli göstergelerinden birisi de “ayrışma”dır. Bu ayrışmanın sınıfsal görünüm ve biçimleri şimdiye kadar bazı akademik çalışmalarda ele alınmıştır. (Hatice Kurtuluş, 2005) Ancak genelde kimliksel ayrışma ve onun içinde de etnik mekânsal ayrışma örnekleri üzerine literatür henüz çok zayıftır. Oysa bu nitelikte kentsel mekânların birbirinden ayrılması günümüz kentlerinin belki de önemli özelliklerinden birisidir. Nitekim Avrupa’nın hemen tüm kentlerinde mekânların kimliklere göre bölünmesinin çok sayıda örneklerini görmek adeta olağandır. Türkiye kentlerinde de bu örnekler giderek çoğalmaktadır. Sadece bu coğrafyadaki geleneksel kimlik grupları değil, son yıllarda çevre ülkelerden gelen göçmen kimlik gruplarıyla da bu örnekler artmaktadır. Bu sunumda sözkonusu ayrışmayı “Kentsel Etnisite” kavramı çerçevesinde açıklama ve analiz etmek amaçlanmaktadır. Çalışma, kentsel mekansal/toplumsal yapının kendine has niteliklerinden birisini, sosyolojik olarak anlama ve açıklamayı hedeflemektedir.

Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel-İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü 

Göçmenin Mekânı ve Kent, Beykoz Tokatköy ve Yenimahalle Örnekleri
Tarihi ve coğrafi konumu itibariyle İstanbul’un hem merkez, hem de çevre ilçelerinden biri kabul edilebilen Beykoz İlçesi, barındırdığı yabancı nüfus açısından da diğer ilçelerden oldukça önemli bir farklılık göstermektedir. Beykoz ilçesinin özellikle Yenimahalle Mahallesi ‘Afgan mahallesi’ olarak adlandırılacak kadar yoğun bir Afgan nüfusu barındırırken, Suriyelilerin sayısı ilçe genelinde 2 bin gibi oldukça düşük bir sayıda kalmaktadır. Bu düşük sayıdaki Suriyeliler ise özellikle Tokatköy Mahallesinde yoğunlaşmaktadır. Bu sunumda öncelikle Afganların ve Suriyelilerin Beykoz ilçesini ve özellikle bu ilçenin sadece iki mahallesini tercih etme sebepleri ele alınmıştır. Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verileri, sahada yapılan gözlem ve görüşmelerden toplanan veriler, literatür ile desteklenmiştir. Her iki göçmen grubunun da ekonomik nedenleri önceleyerek bu mekânlarda kümeleştikleri ve zincirleme göçün ve göçmen dayanışma ağlarının söz konusu mahallelerde yoğunlaşmada etkili olduğu görülmektedir. 

Dr. Elif Aksaz-İstanbul / Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (IFEA) Göç Araştırmaları Birimi Koordinatörü (AMiMo)
Paris / Avrupa Sosyoloji Merkezi (CESSP-CSE) ve IC Migrations Enstitüsüne Bağlı Araştırmacı-Sosyolog
Yokluğun İdaresi: Anadolu’dan Avrupa’ya Gidenler Ve Geri Kalanlar Arasındaki Bağımlılık Sistemi

Bu konuşma, bir grup Türk göçmenin Fransa ve Türkiye'deki davranışlarına ilişkin gözlemlere dayanarak, bu göçmenlerin Türkiye’de geride kalan ve Avrupa’nın farklı ülkelerine yerleşmiş diğer akraba ve hem köylüleriyle birlikte içinde bulundukları bağımlılık ilişkisi sistemini incelenmektedir. Taraflar arasında dayanışma, beraberlik ve iş birliği ama aynı zamanda gerginlik ve çatışmaları da beraberinde getiren bu sistem, gidenlerin yokluğunun geride kalanlar tarafından idare edilmesine dayanır. Sosyal bilimlerin göçmenlerin köken ülkelerinde varlığı ve yokluğuna dair geliştirdiği temel soru, gidenler ve geride kalanların arasındaki bu karmaşık ilişkileri hesaba katmamaktadır. Göçmenlerin durumunu en iyi anlatan, bu sorunun aslında bir cevabının olmamasıdır; gittikleri yerde ve geride bıraktıkları memleketlerinde davranışlarının anlamı, bu sorunun cevapsızlığında yatmaktadır.

Dr. İbrahim Soysüren - Araştırmacı/Neuchâtel Üniversitesi (İsviçre)

Göçün insanlık tarihi kadar eski olduğu söylenir. Bu söz doğru olmakla birlikte insanların bir mekândan diğerine gitmesinin koşullarına ve yaşadıkları muhtemel zorluklarını belirtmez. İşaret edilen zorlukların başında, günümüz  ulus-devletler dünyasında bir ülkeden diğerine gitmek için ulusal sınırları aşmak gelebilmektedir. Bunun nedenlerinden en önemlileri sertleşen göç politikaları ve teknolojik gelişmelerin devletlere sağladığı büyüyen kontrol olanakları bulunmaktadır. Elbette bu durum göç hareketlerini engelleyememekle birlikte, insanların bir ülkeden diğerine gitme, orada kalma ve devletlerin sınırdışı etme girişimlerine karşı mücadele etmelerini ve kendilerine savunmalarını beraberinde getirmektedir.

Bu tespitlerden hareketle, göç süreçleri mekân savunması olarak ele alınmıştır. Türkiye, Fransa ve İsviçre’de yapılan alan araştırmalarından hareketle üç örnek mekân mücadelesi üzerinde durulmuştur. Sınırdışı edilme tehdidi altındaki göçmenlerin mücadelelerinde mekânı farklı şekillerde kullandığı gösterilmiştir. Avrupa Birliği’nin Dublin Yönetmeliği çerçevesinde başka Avrupa ülkelerine sınırdışı edilme tehdidi altındaki göçmenler, iltica istemlerinin Fransa’da değerlendirmesi için gerekli süreyi (6 ya da 18 ay) geçirmek için toplu halde çadırlarda yaşamaya başlamıştır. Polis tarafından dağıtılmalarına rağmen her seferinde yeniden toplanmakta ve çadırlarını kurmaktadırlar. Sunumda bu kamplar “tutunma mekânı” olarak incelenmiştir. İkinci örnek aynı durumdaki göçmenlerin sınırdışı edilmemek için İsviçre’nin Lozan kentindeki bir kiliseyi işgal etmeleri ele alınmıştır. Böylelikle sınırdışı edilmelerine karşı polisin giremeyeceği bir ibadethaneyi “saklanma mekânı” olarak kullanmışlardır. Son örnek ise İstanbul Kumkapı’daki Geri Gönderme Merkezi’dir. Sınırdışı edilmek için tutuldukları mekânda kapıları zorlayan göçmenlerden 100’den fazlası kaçmayı başarmıştır. Geri Gönderme Merkezi “kaçış mekânı” halini alırken şehrin kalabalık sokakları “saklanma mekânı” halini almıştır.

Dolayısıyla göçmenler göç süreçlerinde bulundukları ülkelerde kalmak için, ”savunma pratikleri’ çerçevesinde mekânları değişik şekillerde kullanmaktadır.

Doç. Dr. Mustafa Poyraz-İstanbul Ticaret Üniversitesi, Sosyoloji Bölümü

“Mekânların Parçalanması Sürecinde Göçmen: Fransa Banliyöleri ve Türkiye Karşılaştırması” başlığıyla sunulan bildirinin özeti:

Bir kente yeni gelen göçmenler ilk etapta birbirlerine tutunarak var olmaya çalışırlarken, bir yandan da geldikleri toplumsal yapının içerisinde farklı tutunma noktaları ararlar.  Dil bilmemek ve yeni toplumun kültürel kodlarını tanımamak yabancıyı içine girdiği çok kurallı ve karmaşık oyunda engelli konumuna düşürür. Kamusal alanın veya toplumsal desteğin oluşturduğu dayanma noktalarının sağlamlığı veya zayıflığı göçmenin toplumsal ilişkilerin içerisine girmesinde çok etkili bir rolü vardır. 

Göçmenliğin sadece etnik boyutu değil, sınıfsal, mekânsal ve kültürel boyutları da göz önünde bulundurulmalıdır. Yoksulların çoğunlukta olduğu kenar mahallelerinin göçmenler tarafından mekân seçilmesi, sadece onların, kendine benzeyenlerle birlikte olma arzusundan kaynaklanmaz, imkânların sınırlarıyla da yakından ilgilidir. Kenar mahallelere yerleşen göçmenlerin, oradan çıkarak merkeze yaklaşma olasılıkları, başka faktörlerin yanında mekânlar arasındaki geçişgenlik ve bağlantılar ile de ilgilidir. Mekânların parçalanmışlığı ve belli mekânların toplumsal bütünden kopuşu, dışarda kalan parçaların yeniden toplumsal ilişkilerin içine dönmesini engeller. Paris’in banliyölerinin şehrin merkezinden kopuşu orada yaşayan göçmen gruplarını toplumsal yapının dışında tutarak ayrı bir oluşuma yol açmıştır. Oradaki gettolaşma süreci ve sık sık meydana gelen ayaklanmalar bu ayrışmanın sonucu alarak düşünülebilir. 600 bin suriyelinin yaşadığı İstanbul’da bu tür bir ayrışmanın henüz ortaya çıkmamış oluşu her şeyden önce İstanbul’un mekânlarının adeta bir zincirin halkaları gibi birbirine bağlı ve geçişgen oluşundandır. Kentsel dönüşüm olarak açıklanmaya çalışılan süreç, son yıllarda yükselen dev rezidanslar, İstanbul’u adeta parçalayarak toplumsal dokunun sağlamlığını koruyan yapıyı dağıtmış, mekânları birbirinden ayırmıştır. Bundan sonra göçmenlerin ve toplumun en yoksul kesimlerinin sıkışıp kalacağı kopuk mekânların üreteceği toplumsal sorunların boyutları kendini daha güçlü bir şekilde hissettirecektir.   




Saha Araştırmalarında Metod



Saha araştırmalarında metod konulu seminer 19 aralık 2019 da değişik düzeylerde öğrencilerin ve rştırmzcıları katılımıyla gerçekleşti. Neuchatel üniversitesi araştırmacılarından Dr. İbrahim Soysüren, uzun bir dönemden beri İsviçre, Fransa ve Türkiye’de gerçekleştirdiği alan çalışması deneylerini üniversitemizin öğrencileri ve araştırmacılarıyla paylaştı. Üniversitemizin öğretim görevlilerinden Doç. Dr. Mustafa Poyraz da kendi araştırma deneylerini Dr. İbrahim Soysüren’le tartışma içerisinde ortaya koyarak seminere katkıda bulundu. Katılımcı bir yaklaşımla ve canlı bir tartışma ortamında geçen seminer, alan çalışmasına hazırlık dönemiyle çalışma başladıktan sonraki süreçte karşılaşılan pratik sorunları ayrıntılarıyla ele aldı. Ayrıca, farklı yaklaşımlarla gerçekleştirilen alan çalışmalarındaki özgün noktalar da tartışılan noktalar arasında yer aldı.