TR EN

Haberler

Deneyimden Geleceğe: Akademik Başarı ve Hayat Becerileri (Prof. Dr. Yücel OĞURLU)

13 Aralık 2018 tarihinde yapılan Akademik Başarı ve Hayat Becerileri dersine, İstanbul Ticaret Üniversitesinde Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Prof. Dr. Yücel Oğurlu katıldı.

Rektör yardımcımız konuşmasına, hayatı ve insanı anlamak anlamak üzere “gözlem yapmak” ve iyi bir dinleyici olma çok önemsediğini söyleyerek sözlerine başladı: “Bazen kader diyoruz ya, bunun önemli bir kısmı bizim elimizde olan şeylerdir. Hayat yolunu, kendi elimizdeki taşlarla örüyoruz. Yolun kalitesi, yokuş olup olmaması büyük ölçüde bizim elimizde ve tercihlerimizle şekilleniyor. Hayatta selin önündeki saman parçası gibi sürüklenen insanları da  aynı selin içinde mücadele ederek kurtulan insanları da görüyoruz. 

Arada bir muhasebe yapmalıyız: ‘Benim doğrularım ve ilkelerim nelerdir?’,’ temel çizgimden ve amaçlarımdan sapıyor muyum?’. ‘Başarıp başaramadıklarım nelerdir? Sorularını kendimize sık sık sormalıyız. “Hayat yolunda ilerlerken kendimizin avukatı değil, kendimizi sorgulayan savcı olmalıyız.”

Prof. Dr. Oğurlu, yaşanılan her tecrübenin yaşama katkılarına, anılarından yola çıkarak şöyle değindi: “Hayatın içinde başımızı sağa sola vurarak tecrübe ediyoruz.” İnsanların başarı peşinde koşmalarının farklı saikleri vardır. Bu herkeste farklı olabilir. Bu saikler, ideoloji, kişisel tatmin, para, prestij vs. gibi birbiriyle hiç benzemeyen etkenler olabilir. Kırk sekiz yaşındayım, evli ve üç çocuk babasıyım. Hâkimlik sınavını kazanmama rağmen, İstanbul’da kalmayıp idealist bir akademisyen olarak Doğu’ya gitmeyi tercih ettim. Evet, biz idealist bir kuşaktık. Bayrağın dalgalandığı her yer görev yapılmaya değerdi. Araştırma görevlisi olarak Atatürk Üniversitesinde göreve başladım. Ülkenin farklı yerlerinden gelen genç hukukçular için ortam zor ve sıkıcı olabilirdi. Hâlbuki insanlarla temasta zorlanmamak bana büyük bir avantaj sağlıyordu. Bunun altında, çocukluğumdan yirmi iki yaşına kadar çalıştığım babamın tekstil atölyesi tecrübesi vardı. On yedi yaşındayken babam bir iş için iki aylığına İstanbul dışına çıktı ve atölyenin idaresini bana verdi. Giysilik kumaş üreten bu küçük atölyede üç işçi çalışıyordu. İşçiler, alıcılar, satıcılar derken günde bir şekilde en az yirmi kişiyle muhatap olunuyordu ve bu iki aylık süre benim için ilk yönetim tecrübesi olmuştu. İnsanlar ev içi küçük sorumluluklardan başlayarak hayatın içinde farklı sorumlulukları üstelenerek gelişir ve ilerler. Buda’nın dediği gibi: ‘Belinizi kırmayan yük sizi güçlendirir.’ Küçük bir atölyenin idaresinde bunu gördüm. Küçük örnekler üzerinden kazandığımız beceriler hayatımıza ışık tutar. Hayatta öğrendiğiniz hiç bir şey emin olun ki boşa gitmez, çünkü ister nasip ister karma deyin yaşamın içinde bir düzen var ve size mutlaka emeklerinizin karşılıkları bir şekilde dönüyor. On yedi yaşındayken Türkiye’de konuşulmayan, Dünya’da da sadece beş yüz bin kişinin konuştuğu lokal bir dili bir merakla öğrendim. Yirmi iki yaşındayken nişanlandım ve evlenmek istiyordum ama ailem bana yardım edebilecek durumda değildi; çünkü Körfez Krizi’nde tekstil sanayii çökmüştü ve atölyemiz kapandı. O yıllarda yaşanan sıkıntıları unutamam; çünkü yüzbinlerce liralık tezgâhların içim acıtacak şekilde hurda fiyatına satıldığına şahit oldum. Paraya çok ihtiyacımın olduğu bu dönemde bir arkadaşım elinde bir ilanla geldi: ‘İngilizce yanında, şu dili konuşan biri aranıyor’ dedi. Bu, sanki gökyüzünden bana özel inmiş bir hediyeydi. Bir buçuk sene o şirkette çalışarak, tercümanlık yanında Türkçe öğreterek kazandığım parayla düğünümü yaptım. Öğrenip kenara koyduğunuz bilgi, bir gün mutlaka karşınıza çıkar. Fakülte dördüncü sınıfta İngilizceye merak saldım. 1990’lı yıllarda İngilizce bilen çok az hukukçu vardı. Gittiğim her yerde kapılar sonuna kadar açıldı. Sizlere bir Batı dili ve bir Doğu dilini mutlaka iyi seviyede öğrenmenizi tavsiye ediyorum.”

“Başarı ve çalışma konusunda kimsenin elinde sihirli değnek yoktur. Ancak başarılı olmak için size şu tavsiyelerde bulunabilirim” diyen Prof. Dr. Oğurlu, kendi hayatından çıkardığı önerileri şu başlıklarda sıraladı:

“Uygun çalışma şartları oluşturun: Çalışma ve eğlence ortamlarınızı birbirinden ayırın. Mesela telefonunuz çalışma masanızın üzerinde olmasın. Çalışmayı bir eziyet değil, keyif haline getirin. Yirmi dakika çalışın, biraz ara verin, dolaşın, tekrar oturun. Çalışmanızı engelleyecek mazeretlerimiz her zaman vardır. Çevre şartları ne olursa olsun kendimiz için uygun psikolojiyi oluşturmalıyız. Stres altında öğrenmek çok zordur. Bazısı aşırı stres altında başarılı olduğunu düşünür ama o öğrenme kısa süreli olarak önbelleğe atılanlardan oluşan bir öğrenmedir. Verimli bir öğrenme sürecinde sakin ve sessiz bir ortamda bulunmalı, ne aç ne tok olmalısınız. Çalışmanın sonucuna göre kendinizi ödüllendirin veya cezalandırın.

Maddi işlerde kanaatkâr, ilim/bilimde ise “aç” olun: Sahip olduğumuz her nimet mesela sağlımız, akıl, okuduğumuz mekânlar, dersi dinleyecek kulak ve okuyacak göz gibi… Bunlardan ancak yoksun kalındığında değeri ortaya çıkar ve her bir aynı zamanda bir fırsattır da. Elimizdekileri görmeli ve değerlendirmeliyiz. Kendinizi kanaatkâr olmaya, azla yetinmeye, şimdi yeniden keşfedilerek moda olan minimalizme yönlendirirseniz mutlu olursunuz. 1999 yılında Hukuk Bölümünü kurmak için Kazakistan’a, Ahmet Yesevi Üniversitesine gittik. Çölün ortasında kum fırtınasını gördüm. Mahrumiyet bölgesindeydik ama kanaatkâr olursanız hiç de huzursuz e mutsuz olmazsınız. Azla yetinen insan kolay kolay mutsuz olmaz. Hayatın kendisi içinde insanı mutlu edecek ne çok şey vardır aslında. O küçük çöl şehrinde çatıya çıkar gökyüzünü seyrederdim. Hiçbir yerde görmediğim kadar net şekilde gökyüzünü seyrettim orada. Evrenin büyüklüğü karşısında kendi acizliğimin, küçüklüğümün farkına yeniden vardım. Çok değer verdiğim ‘Ben’ dünyada yedi milyarın içinde biri ve bu Dünya ise Galaksi’de küçücük bir nokta. Galaksi ise Evrenin içinde yok denecek kadar küçük bir nokta. Yani çok iyi anlamalıyız ki her şey bizim etrafımızda dönmüyor.

İkinci bir alanınız olsun: Alanım Hukuk, ama dilbilim benim için tam bir tutkuydu, bu alanda da kendimi geliştirdim. Yazılarım yayınlandı. İkinci alanda söz söyleyebilmek akademik açıdan büyük avantajlar sağlıyor. Yalnız burada ilgi alanınızı sınırlandırmanızı tavsiye ederim. İlgi alanınız çok fazla ve dağınık olursa sathi/ yüzeysel bir bilgi sahibi olabilirsiniz ama gerçek anlamıyla “ilim” sahibi olamazsınız. Mesela iyi bir hukukçunun kendi alanı yanında örneğin sosyoloji ve felsefeyle ilgilenmesi, psikoloji, edebiyat, tarih veya dilbilime ilgi duyması, o alanlarda da öğrenip katkı sağlaması onun için bir artıdır.

Hata yapmaktan korkmayın: Hata yapmadan başarıya ulaşılmaz. Yaratılmış herkes hata yapar. Her bir hata, başarı merdiveninin bir basamağıdır. Deneyin, denemekten çekinmeyin; asla kendi kabuğunuza çekilmeyin. Her hata insana öğretir. Deneye yanıla doğruları bulursunuz.

Hayatta mükemmelliyetçi olmayın: Mükemmelliyetçi bir yapıya sahipseniz ilerlemeniz çok zor olur. ‘Akıllı düşünene kadar deli dereyi kırk kere geçer’ demiş atalarımız. İşinizi iyi yapmaya gayret edin tabi ki, ama bunu abartmayın.

Zamanınızı iyi yönetin: İnsan ve zaman arasında doğrudan bağlantı vardır. Ömür dediğimiz şey, bize verilmiş emanet bir zaman dilimidir. Zaman varsa sizin varlığınız da anlamlıdır. Kendinizi inşa etmek için zamanınızı ne kadar iyi tanzim edip düzenlerseniz o kadar verimli sonuçlar alırsınız.

Başarısızlığı kabullenebilin: Hayat sadece başarılı olmamız için bizlere verilmedi. İşinizde başarılı olamazsanız bu dünyanın sonu değil, am yeniden yeniden denemek ve pes etmemek gerekir. Çok başarılı hukukçular, doktorlar, mühendisler vb. var ama psikolojileri altüst olduğu için ebeveyn olarak çok başarısız sayılabilirler. Hayatımızı anlamlandıran şeyleri hayatımızın içine katmalıyız. Doğru arkadaş çevresi, doğru bir sosyal dokunun içinde olmak, aile ve akraba bağlarını diri tutmak bizleri farkına varmadan geliştirir ve insanlar sosyal dokularıyla birlikte daha güçlü ve anlamlı olurlar. Erdemli bir insan yanındakinin, arkadaşının, kendisinin mutluluğuyla başarılı olur, başkalarının başarılarıyla da mutlu olmayı bilir. Bir düşünün çok başarılısınız ama gerçekte bir tek dostunuz bile yok! Bu bir başarı mıdır? Çıkarlar yoktur dostlar arasında. Biz çıkarsız durursak çıkarsız dostlar edinebiliriz çünkü iyi insanlar iyileri kötüler de birbirlerini mıknatıs gibi çekerler.

Psikolojinizi yüksek tutun: Moralimizi ve psikolojimizi yüksek tutmalıyız. Sağlıklı bir psikoloji için her şeyi kafanıza takmamalısınız, uyku düzeninden yiyecek ve içeceklere kadar, arkadaş çevrenizden sizin manevi alanınıza kadar her şey psikolojinizi olumlu veya olumsuz yönde etkiler. Bunu başaramazsanız hayat size yük olur. Zihin sağlığına da önem vermeliyiz. Her şeyi eleştiriyorsak akıl ve ruh sağlığımızı da gözden geçirmeliyiz. Kendi yapamadıklarımızı başkalarından beklememeliyiz. Faydalı eleştiriyle mümkün olanı talep etmek ve gelişmek geliştirmek varken negatif eleştiri yıkıcıdır ve sürekli yıkıcı eleştiri yapan zihin kendini yer bitirir.

 

SWOT analizi yapın: Yani ‘S’ (strong) güçlü yönleriniz, zayıf yanlarınız ‘W’ (weaknesses), ‘O’, önünüzdeki fırsatlarınız (opportunities) ve ‘T’ yolunuzdaki tehditler (threats) konusunda uyanık olunuz. Önce kendinizin analizini yapın. Güçlü yönlerinizi, hedefe ulaşmanızı zorlaştıracak bu yüzden geliştirmeniz gereken yönlerinizi, hedefe ulaşma yolunda karşınıza çıkacak fırsatları ve engelleri bilin. Bu bilgiler ışığında çizeceğiniz yol haritası, hedefinize ulaşma yolunda stratejilerinizi belirlemek için gereklidir.

Diğer kültürleri tanıyın: Farklı kültürler hakkında bilgi sahibi olmak büyük bir avantaj. Bununla görüş açınız genişliyor, değişiyor ve bu sizde farkındalık oluşturuyor. Bunun için mutlaka bir yabancı dili çok iyi bilmenizi tavsiye ediyorum. Günde on dakika ayırırsanız üç yıla kadar o dili konuşacak düzeye gelirsiniz. Sadece gramer üzerinden bir dil öğrenilmez; süreklilik ve tekrar etmek gerekiyor. ‘Ben Hukukçu olacağım, benim ne işime yarayacak?’ demeden her fırsattan yararlanarak çok farklı dilleri öğrendim ve kendi çevirilerimi kendim yapıyor günlük ihtiyaçları karşılayabiliyorum.

Bunların dışında sizlere temel başlıklar şunları da kısaca önererek konuşmamı sonlandırmak istiyorum:

Kendini ve yeterliliklerini temelli öğrenip tanımak,

Öğrenmekten ve sormaktan çekinmemek,

Mükemmeliyetçi olmamak,

Planlama yapmak,

Aksiyon almak, harekete geçmek,

İstikrarlı olmak,

Mazeret üretmemek,

Doğru arkadaş, doğru çevreye sahip olmak,

Sosyalliği bir gelişme ve kültür aracı gibi görmek,

İlgi sahalarını doğru belirlemek,

Çalışmada azimli ve inatçı olmak,

Dinleme, izleme, yazma, tartışma gibi farklı öğrenme yollarını denemek,

Ekip çalışmasına inanmak…”

Dersin sonunda öğrencilerimiz, verilmiş olan mesajlardan kendi hisselerini alarak salondan ayrıldılar.

                                                                                  

Üniversite Ortak Dersleri Koordinatörlüğü

DİĞER Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesinin Paydaşları Arasında Yer Aldığı 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali Başladı
5 Kasım 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesi, Korkut Ata Film Festivali’nde Yönetmenleri ve Sanatseverleri Buluşturuyor
4 Kasım 2026 COP31’e Doğru Webinar Serisinin Kapanış Oturumunda “Döngüsel Kampüs” Projesi Tanıtıldı
4 Kasım 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesinin Katkısıyla Üsküp’te Muhafazakârlığın Psikolojisi Tartışıldı
3 Kasım 2026 Erasmus Days Kapsamında Giden Öğrenci Oryantasyonu Gerçekleştirildi
2 Kasım 2026 Erasmusfest ile Uluslararası Kültürler Bir Araya Geldi
2 Kasım 2026 ‘Kültürel dışa açılma’ projesi, TEDA’da sıra yeni etaba geldi
2 Kasım 2026 COP31’e Doğru Webinar Serisinde İklim Finansmanı ve Ticaret Ele Alındı
28 Ekim 2026 Avrupa’da Finale Kalan MİYLOW’a Türkiye’den Ödül
27 Ekim 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden 6 Öğrenci Topluluğu MTKB Platformu’na Kabul Edildi
27 Ekim 2026
WhatsApp Memnuniyet Yönetim Sistemi