
İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2019-2020 Akademik Yılına törenle başladı. 2001 yılında İstanbul Ticaret Odası Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı tarafından kurulan ve 73 öğrenci ile eğitim-öğretime başlayan üniversite, 19. Akademik Yılına 10 bine yakın öğrenci ile merhaba dedi. Törene ilgi çok fazla oldu, Sütlüce Yerleşkesi konferans salonu, dolup taştı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi 2019-2020 eğitim öğretim yılına düzenlenen törenle başladı. Sütlüce Yerleşkesi konferans salonunda yapılan 19. Akademik Yıl Açılış Törenine, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkan ve İTO Meclis Başkanı Öztürk Oran, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç, Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu, İTO Genel Sekreteri Doç. Dr. Nihat Alayoğlu, Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özyiğit, üniversitenin mütevelli heyet üyeleri, İTO meclis üyeleri, akademik ve idari personel ile öğrenciler ve öğrenci velileri de katıldı. Yoğun ilgi nedeniyle konferans salonu tamamen doldu, töreni onlarca öğrenci ayakta takip etti.

2001 yılında İstanbul Ticaret Odası Eğitim ve Sosyal Hizmetler Vakfı tarafından bir sosyal sorumluluk projesi olarak kurulan İstanbul Ticaret Üniversitesi 2019-2020 eğitim-öğretim yılına altı fakülteye bağlı 9’u İngilizce veya İngilizce destekli 27 bölüm, 4 enstitüye bağlı 62 yüksek lisans ve 20 doktora programı, 26 Uygulama ve Araştırma Merkezi, 10 bine yakın lisans ve lisansüstü öğrenciyle dev bir yükseköğretim kurumu olarak başladı.

REKTÖR PROF. DR. YÜCEL OĞURLU:
‘’ÜNİVERSİTELER, EVRENSEL OLANIN YANINDA, YERELİ DE KUCAKLAMALI’’
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından ilk konuşmayı yapan Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu üniversitelerin, toplum hafızasını tazelemek, toplum lehine bilgiyi toplamak, sahip çıkmak, üretmek, yaymak ve toplumun hizmetine sunmak üzere kurulmuş merkezler olarak düşünülmesi gerektiğini söyledi.
Rektör Prof. Dr. Oğurlu, üniversitenin, evrensel olanın yanında yereli de kucaklaması ve saygı göstermesi gerektiğini ifade etti:
‘’ İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin kuruluşundan bu yana geçen 18 yılda binlerce mezunu iş hayatının seçkin ve farklı noktalarında etkin konumlarını buldular. Akademisyenlerimiz akademik dünyaya binlerce makale, proje ve kitap katkısı yanında topluma eğitim yoluyla sosyal ve kültürel katkılar sağladı. Bundan hepimiz memnun olsak da küresel ve ulusal çaptaki rekabetin bu derece yoğun olduğu bir dünyada bununla yetinemeyiz. İlk 500’de artık üniversitelerimizin olmaması, sıralamalarda görünürlüğün düşük çapta olması her bir üniversitenin odaklı çalışmasını ve ülke çapında ciddi bir planlama ve stratejiyi gerektiriyor.
Üniversiteler, bilim-teknik ve akademinin gereklerine göre yeniden tasarlanırken ideolojik bariyerler yerine, toplumun ve ülkenin ihtiyacı olan her alanda, bilgiyi toplama, değerlendirme, sentezleme ve analitik düşünceyle harmanlama, “hakikati” araştırma ve topluma katkı sağlama yükümlülüklerini unutmamalıdır. Eriştiğimiz veya ürettiğimiz bilgi birikimi, toplum karşısında bir ayrıcalık veya onu küçümseme ve ezme aracı olarak kullanılamaz. Tam aksine akademik dünyaya, ülkeye ve topluma bilim yoluyla katkıyı bir görev olarak kabul etmelidir.
Dünya çapında rekabeti yakalayabilmek için patent ve inovasyon üretecek, üretilenlere ülke içinde sahip çıkabilecek bir yapının ortaya çıkarılması; taklit kolaycılığına kaçmayan ve orijinalliğe önem veren, komplekssiz ve üretken yapıların kurulması, yükseköğrenim politikamızın temel hedefleri arasında olmalıdır.
Üniversite, evrensel olanın yanında, yereli de kucaklamalı, ona saygı göstermelidir. Üniversiteler bu yolla, toplum hafızasını tazelemek, toplum lehine bilgiyi toplamak, sahip çıkmak, üretmek, yaymak ve toplumun hizmetine sunmak üzere kurulmuş merkezler olarak da düşünülmelidir.’’
‘’DERSLERE DEVAM ÖNEMLİ’’
Prof. Dr. Oğurlu öğrencilere de şöyle seslendi:
‘’Öğrencilerimizi yüksek öğrenim yoluyla onları hayata, meslekî bilgiye, kafa ve el becerisine sahip, görüşlerini medenî şekilde ileri sürme, kendini ve toplumu savunmaya yeterli ve kendini ifade etmede bilgi ve özgüvene sahip; üretme potansiyeline sahip, mesleğini severek yapabilecek, sosyal sorumluluk almaktan kaçınmayan, kendi alanında inisiyatif geliştirebilecek, yaşadığı topluma katkı verme derdi olan bireyleri yetiştirme ortamını sağlamak üniversitemizin hedefleri arasındadır.
Bütün bu sayılanları yapabilmek için öğrencilerimizin üniversite ortamının, temel eğitim veren liselerden farklı olduğunu, yeni bir ciddiyet ve disiplin ile bilgi, fikir, kimlik ve mesleki açılardan yeni kazanımları edinecekleri bir ortam olduğunu hatırlatarak, öğretim üyelerinden azami ölçüde yararlanmak üzere derslere devam etmelerini ve işlerini ciddiye almalarını şiddetle tavsiye ediyorum.’’
‘’ÜNİVERSİTEMİZ YENİ
BİR ATILIMIN EŞİĞİNDE’’
İstanbul Ticaret Üniversitesi’ni hak ettiği noktaya yükseltmek üzere yeni bir atılımın eşiğinde olduklarını belirten Rektör Prof. Dr. Oğurlu, konuşmasını şu cümlelerle tamamladı:
‘’Bugün üniversitelerin büyük ve süslü sözlere değil, küçük ve kararlı adımlara; ayakları yere basan rasyonel stratejilere ve acil eylem planlarına ihtiyacı var. Kuşkusuz, binlerce kilometrelik uzun seferlere de “bir ilk adım” öncülük eder. Ve bugün yeni bir kararlılıkla ve ikrarla bu ilk adımı sizlerle yan yana yürümek üzere atıyoruz. Üniversitemizin yeni bir ruh ve heyecanla inşası için birlikte yan yana yürüyeceğimiz bu uzun yürüyüşe istisnasız bütün meslektaşlarımızı ve idari personelimizi davet ediyorum.’’

İTO BAŞKANI ŞEKİB AVDAGİÇ:
‘‘İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ ARTIK BİR MARKA OLMUŞTUR"
İstanbul Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç konuşmasına sekiz yıllık Rektörlük görevini yeni Rektör Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya devreden Prof. Dr. Nazım Ekren’e teşekkür ederek başladı:
‘’Huzurunuzda 2011’den itibaren Üniversitemizde rektörlük vazifesini başarıyla yerine getiren Prof. Dr. Nazım Ekren Hocamıza teşekkür ediyorum. Hizmetlerini her zaman şükranla anacağız. Hocama, bundan sonraki hayatında başarılar diliyorum. Kısa süre önce üniversitemiz Rektörlüğüne atanan Prof. Dr. Yücel Oğurlu’yu tebrik ediyorum. İnanıyorum ki, yeni rektörümüz, Ticaret Üniversitesi bayrağını daha da yukarılara taşıyacaktır.’’
‘’VELİLERİMİZ VE İDARİ KADROMUZ,
GÖRÜNMEZ KAHRAMANLAR’’
İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin 19’uncu eğitim-öğretim yılı açılış törenini gerçekleştirdiğini belirten Avdagiç, şöyle konuştu:
‘’Bu tören, sadece bir açılış töreni değil, aynı zamanda bir kuruluş yıldönümü törenidir. Yeni eğitim-öğretim yılımızın değerli hocalarımız ve sevgili öğrencilerimizin yanı sıra bugün aramızda bulunan velilerimiz ve idarî kadromuza da hayırlı olmasını diliyorum. Bu kutlamada velilerimizi ve idari kadromuzu özellikle zikrettim. Çünkü bana göre eğitim, sadece öğretici ile öğrenci arasında gerçekleşen bir olay değildir. Bu ikili arasındaki eğitimin en verimli şekilde olmasını sağlayan iki unsur daha var: Bu da aile ve üniversitenin idari kadrosu. O yüzden, üniversitemizde elde edilen her başarının görünmez iki kahramanı, velilerimiz ve idari kadromuzdur.’’
‘’SON 10 YILIN EN YÜKSEK DOLULUK ORANI’’
2019-2020 öğretim yılında İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne 1130 yeni öğrenci katıldığına dikkat çeken İTO Başkanı Şekib Avdagiç, konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘’Yeni öğrencilerimizi, bu doğru seçimlerinden dolayı candan tebrik ediyorum. Hepsinin verimli ve başarılı bir öğretim yılı geçirmelerini diliyorum. İTO Başkanı olarak benim için gurur verici olan ise, yönetimimizle birlikte üniversitemize gelen yeni ruh ve coşkunun rakamlara da yansımış olmasıdır. ÖSYM Merkezi Yerleştirme Sonuçlarına göre bu öğretim yılında, doluluk oranımız yüzde 91’5’e ulaştı. Bu, son 10 yılın en yüksek rakamı; üniversitemizdeki nitelik artışının hem göstergesi, hem başlangıcıdır. Vakıf üniversitelerinin ortalama doluluk oranı ise %84’tür. Üniversitemiz bu yıl ortalamanın yüzde 8 üzerinde doluluk oranına sahip olmayı başarmıştır. Katkısı olanları yürekten kutluyorum.’’
‘’TİCARET ARTIK BİR MARKA’’
Bu sene İstanbul Ticaret Üniversitesi’ne yerleşen öğrencilerin 1000’e yakınının üniversiteyi ilk 5 tercih arasında yazdıklarını vurgulayan Avdagiç, şöyle konuştu:
‘’Kanaatime göre bu da, başlı başına, büyük bir başarıdır. Bunun iki sebebi olduğunu öngörüyorum. Birincisi İstanbul Ticaret Odası’nın verdiği desteklerle üniversitemizi tercih edenlere ciddi maddi menfaatler sağlanmıştır. İkincisi ise İstanbul Ticaret Üniversitesi artık bir marka haline gelmiştir. Öğrencilerimiz, Ticaret Üniversitesi’nin şehir üniversiteleri içinde nitelikli kadrosuyla ayrıcalıklı bir yer olduğunu fark etmişlerdir. Şimdi bizim rektör ve hocalarımızdan beklentimiz; mütevellimizin de desteğiyle, Üniversitemizi öğrencilerin ilk üç tercihi arasına sokmasını sağlamalarıdır.’’
‘’VİCDANI HÜR, FİKRİ HÜR NESİLLER’’
Konuşmasının sonunda İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin, yönetimler üstü değişmez ilkesini açıklayan Avdagiç, şunları söyledi:
‘’Biz nitelikli eğitimimizle, vicdanı hür, fikri hür nesiller yetiştirdik, yetiştirmekteyiz ve yetiştirmeye devam edeceğiz. Bu şu demektir: Bizim üniversitemiz eğitim ve fikir özgürlüğünün alabildiğine yaşandığı bir platform aynı zamanda. Aynı şekilde bizim hoca-öğrenci ilişkimiz de; ‘didaktik’ değil interaktif bir eğitimin yansıması. Bizim öğrencilerimizin hocalarından, kitaplarda öğrenecekleri bilginin ötesinde bir eğitim aldıklarını görüyoruz. Bunun adı üsluptur, paradigmadır, düşünme biçimidir, hayata bakış tarzıdır. Onun için Ticaret Üniversitesi’nin her sınıfı, üniversitemizin her hocası bize göre ekoldür ve böyle de olmalıdır. Bu yüzden biz, öğrencilerimize, mezuniyetten sonra atılacakları yeni hayatlarında, işlerini kolaylaştıracak bir hayat görüşü vermeyi aynı zamanda hedefliyoruz. Dolayısıyla bütün hocalarımızdan öğrencilerimize, bilgi ile beraber bilgiye anlam katacak ruhu da vermelerini bekliyoruz.
Latinlerin dediği gibi “Ağaçlar meyvelerinden tanınır.” Ben bu sözdeki gibi, “yarının yöneticileri, tüccarları ve girişimcileri arasında İstanbul Ticaret Üniversitesi mezunlarının hemen tanınacağına” inanıyorum. Burada bulunan 245 akademisyenimiz öğrencilerimizi hayata böyle hazırlayacaklar ki, o meyveler, hangi ağacın ürünü olduklarını hemen belli edecekler. Çünkü İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde eğitim, “okul için değil, hayat için öğretilir.” Bu anlayışın yeni eğitim ve öğretim yılında daha da yaygınlaşıp yerleşmesini diliyorum. Öğrencilerimize de çok verimli bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum. Üniversite yılları, bütün hayat boyunca tüketilecek azığın toplandığı yıllardır. Dolayısıyla öğrencilerimizden, bu yılların kıymetini bilmelerini ve gelecek için hocalarımızla birlikte çok sağlam ve güçlü bir temel atmalarını bekliyoruz.’’

MÜTEVELLİ HEYET BAŞKANI ÖZTÜRK ORAN:
‘’430 BİN ÜYENİN SESİ BURADA YANKILANIYOR’’
Akademik Yıl açılış konuşmasına ‘’Bugün güzel bir başlangıcın şafağındayız. Yeni bir heyecanla bir aradayız. Bugün, İstanbul Ticaret Üniversitemizin 19. Yıl Akademik yılına birlikte ilk adımı atıyoruz. Hayırlı olsun, uğurlu olsun’’ cümleleriyle başlayan Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran ise üniversitenin her geçen yıl bir önceki yıldan daha fazla talep gördüğünü vurguladı:
‘’Bu yıl son 10 yılın rekorunu kırarak %91,50 doluluk oranını yakalamış durumdayız. Yaklaşık 1.000 öğrencimiz de ilk beş tercihinden birini İstanbul Ticaret Üniversitesi olarak belirledi. Üniversitemize olan bu talebin nedeni oldukça açık. Esasen biz, iş dünyasının üniversitesiyiz. 430 bin üyenin sesi burada yankılanıyor. Her sektörden iş adamı, deneyimi akademik hayatla burada buluşturuyor. Allah, daha büyük başarıları bizlere nasip etsin.’’
Üniversitedeki görev değişimine de değinen Öztürk Oran, konuya ilişkin şunları söyledi:
‘’Üniversitemizle ilgili önemli bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Üniversitemizin iki dönem rektörlüğünü yapan Prof. Dr. Nazım Ekren Hocamız görev bayrağını Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya devretti. Ben üniversitemize kattığı değer ve kıymetli hizmetleri nedeniyle Prof. Dr. Nazım Ekren’e şükranlarımı sunuyorum. Yeni akademik yıl açılışıyla birlikte göreve başlayan yeni Rektörümüz Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya da görevinde başarılar diliyorum. Allah yolunu açık etsin.’’
‘’TÜRKİYE GENÇLERİN
HAYALLERİ KADAR BÜYÜK’’
Konuşmasının devamında öğrencilere seslenen Oran, tavsiyelerini şu cümlelerle sıraladı:
‘’İçinizde gençliğin enerjisi, ruhunuzda bu özgürlük sevdası varken, başkalarının size, “ne yapıp, ne yapmayacağınızı” söylemeleri belki hoşunuza gitmeyebilir. Haklısınız da… Dünya çok hızlı değişiyor. Çevremiz, insanlar, hatta doğa bile. Elbette sadece başkalarının ayak izlerini takip ederek, yaş almış insanların sizden önce geçtiği yollardan geçerek başarıya ulaşamazsınız. Ama bunları tamamen bir kenara atmak da olmaz. Çünkü bir ağacın kökü ne kadar sağlamsa, dalları da o kadar güçlü şekilde gökyüzüne uzanır. Bizler, millet olarak, değişim denizinin içinde kaybolmadan ve üreten bir ülke olarak değişimin öncüsü olmak istiyoruz. Ve eğer başarılı olacaksak, bilin ki bu, ancak sizin sayenizde olacaktır. Gençlere ben hep bunu sunu söylüyorum: Türkiye; gençlerin kurduğu hayaller kadar büyüktür.
Bakmayın; saçımız hep böyle beyaz değildi elbet. Biz de genç olduk. Kars’ta doğdum. Havası soğuk, insanı sıcak bu güzel Anadolu şehrindeyken tabii, geniş imkânlar içinde büyümedik. Zorluklar vardı. Bizim dönemimizde Kars’ta üniversite yoktu. O bölgede Bingöl, Kars, Ardahan, Iğdır, hatta Bayburt, Erzincan; bunların gidebileceği tek yer Erzurum’du. Fakat Erzurum’a gitmemek için 1970’te ailecek İstanbul’a geldik. Ama her zorluk, aslında insanı eğiten bir öğretmendir. Ben hep buna inandım. Hayatın, ne zaman ne getireceğini bilemiyorsunuz. Ben bankacılıktan, yöneticiliğe, oradan şimdi de devam ettirdiğim Banka Yönetim Kurulu Başkanlığına kadar geldim. Memur olarak girdiğim bankada bordrolu oldum, sonra yönetici oldum, iş adamı oldum. En alt kademeden en üst kademeye geldim. Sadece çalışarak, çalışarak bunu elde ettim. Geçmişte de olduğu gibi bugün de sivil toplum kuruluşlarında yöneticiliğim devam ediyor.
Bakın arkadaşlar; bütün bu farklı farklı aşamaların bana öğrettiği en temel hakikat neydi biliyor muşunuz? “Sahip olabileceğiniz en büyük zenginlik; hayatın başka başka alanlarında kazandığınız deneyimlerdir.”
Kitap okurken gezebilmek de mümkün, bir iş yerinde çalışırken girişimci olabilmek de mümkün. Öğrenciyken girişimci olmak da, iş adamı olmak da, yönetici olmak da mümkün. Bunların hepsini ben yaşadım. Onun için sizlere tavsiye ediyorum. Vazifeniz sadece okula gelip gitmek olmasın. Birinci göreviniz okula gelip gitmek olsun ama onun yanında hayata atılana kadar neler yapacağınız bu sıralarda, bu genç yaşlarda şekilleniyor. Bakış açınızı genişlettiğinizde hayatın sunduğu imkânları çok daha iyi görürsünüz. Ve işte o zaman geçmişe baktığınızda pişmanlıklarınızı değil, kazandığınız deneyimleri, gerçekten yaşanmış bir hayatı görürsünüz.’’
‘’ÇOK ÖNEMLİ BİR
KARAR VERDİNİZ’’
Aileye yeni katılan öğrencilere ‘’Aramıza, bu büyük aileye hoş geldiniz’’ diye seslenen Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran konuşmasını şöyle sürdürdü:
‘’İnanıyorum ki, İstanbul Ticaret Üniversitesine gelerek hayatınızın en önemli kararlarından birini vermiş oldunuz. Yapmış olduğunuz bu tercih size; iş dünyasının tam merkezindeki kaliteli bir eğitimin kapılarını açtı. Akademisyen, idareciler, öğrencilerimiz ve mezunlarımızla başarıyla dolu, sağlıklı ve güzel bir eğitim yılı diliyorum. İstanbul Ticaret Odasının gücü, iş dünyasının enerjisi, daima üniversitemizin arkasında ve bilhassa da öğrencilerimizin yanındadır. Sizler sadece okulu bitirip buradan diplomanızı almakla yetinmeyin. Ticaret Odamızın kapıları sizlere sonuna kadar açık. 430 bin üyemizin kapıları da sizlere açık. Yeter ki siz kendinize iyi yetiştirin. Eleman aranmaz, aranılan eleman olmaya bakın. Özellikleriniz olursa aranılan eleman olursunuz. İşe yerleşmede de, iş kurmada da, girişimcilikte de dağarcığınızda topladığınız artılarınız sizi bir yerlere getiriyor. Geçici süre, tanıdık, eş-dostla bir yerlere gelebilirsiniz. Ama bu daimi olmaz.’’

PROF. DR. NAZIM EKREN’E PLAKET
Akademik Yıl açılış programının sonunda 2011-2019 yılları arasında iki dönem üniversitenin rektörlüğünü yürüten Prof. Dr. Nazım Ekren’e bir teşekkür plaketi verildi. Plaketi, Mütevelli Heyet Başkanı Öztürk Oran, İTO Yönetim Kurulu Başkanı Şekib Avdagiç ve rektörlük görevini devralan Prof. Dr. Yücel Oğurlu birlikte takdim etti.
Prof. Dr. Ekren, plaket takdiminden sonra yaptığı konuşmasında 2019-2020 eğitim öğretim döneminin katma değeri yüksek işler, işlemler ve faaliyetlere vesile olmasını diledi ve şunları söyledi:
‘’2011 Temmuz ayında İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin Ticari Bilimler Fakültesi'nde profesör olarak göreve başlamıştım. 2011 yılının Eylül ayında o dönem rektör vekilimiz olan Yücel Oğurlu'yla ilk devir teslim törenini yapmıştık. Bugün de Eylül 2019… Tekrar bir devir teslim töreni yapıyoruz. Dolayısıyla bunu ben kendi hayatımda unutamayacağım bir nostalji olarak da hatırlamak isterim. Emeği geçenlere de teşekkür ediyorum. Bu nazik, bu kibar davranışı kurumsal devamlılık, kamu teamülü, üniversite aidiyeti, akademik nezaket ve vefa olarak da oldukça önemsiyorum.’’
Prof. Dr. Ekren, üniversiteye ilişkin düşüncelerini de şu cümlelerle ifade etti:
‘’İstanbul Ticaret Üniversitesi'nin mensubu, çalışanı, öğrencisi olmak; talep edilen ve arzu edilen bir referanstır ve güçlü bir kimlik kartıdır. Üniversitemizin akademik ve idari personelinin farklı alanlardaki yetkinliği en önemli aktifimiz ve değerimizdir. Üniversitemizi kuran İstanbul Ticaret Odası girişimci; yani bilgili ve becerili öğrenci yetiştiren, yetiştirmek arzusunda olan üniversitemizin ve perspektifimizin en önemli bileşenidir ve en önemli destekçisidir. Sürdürülebilir mukayeseli rekabet avantajı oluşturmaya ve bunu korumaya odaklı temel dokümanlarımız, yüksek öğretim felsefemizi, politikamızı ve yol haritamızı şekillendiren en önemli faktördür. Bunların en uygun bileşimi başarılarımızın her zaman en temel belirleyicisi olmuştur.’’
Sekiz yıl boyunca rektörlük görevi süresince görev yapan İTO Yönetim Kurulu Başkanlarına ve üyelerine, üniversitenin mütevelli heyet başkanları ve üyelerine, meslektaşlarına, çalışma arkadaşlarına ve öğrencilerine de teşekkür eden Prof. Dr. Nazım Ekren, görev süresine ilişkin de şunları söyledi:
‘’Akademik kültür, üniversite geleneği ve kurumumuzun yapısı ve özelliklerine bağlı olarak bu süre içinde iç paydaşlarımızla kaliteli farklılık üreten süreçleri planlama ve uygulamaya koyma yanında, tecrübe kazanmama vesile olan dönemlerin yanında, hem tecrübe kazanmama hem de görüş ve düşüncelerimin derinden değişmesine neden olan oldukça zor dönemler de yaşadım. Bunlar hatıra defterimde, hafıza kayıtlarımda güzel anılar olarak yer alacaktır.’’
Prof. Dr. Ekren görevi devrettiği Prof. Dr. Yücel Oğurlu’ya ilişkin de şöyle konuştu:
‘’Uzun süre rektör yardımcılığı görevi yapan Prof. Dr. Yücel Oğurlu, üniversitemizin eğitim öğretim, araştırma, uygulama, idari ve yönetim alanlarındaki tüm konulara vakıf arkadaşımızdır. Yeni görevini tebrik ediyorum. Birikimi, tecrübesi ve enerjisiyle, imkan ve kaynaklarımıza bireysel ve kurumsal başarımıza yeni boyutlar katacaktır.’’