Yazar ve Yönetmen Derviş Zaim, yakın zamanda vizyona giren Flaşbellek filmi ile ilgili ilk söyleşisini İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde gerçekleştirdi. Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında çevrimiçi gerçekleştirilen söyleşiye öğrenciler yoğun ilgi gösterdi.
İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ala Sivas Gülçur’un yönettiği söyleşide Flaşbellek filmini çağa tanık olmak için çektiğini, Türkiye’nin yanıbaşında meydana gelen ve 10 yıldır devam eden Suriye savaşını anlattığını söyledi.
“ORTADAKİ HAKİKATİ YANSITMAYA ÇALIŞTIM”
Yönetmen Zaim yeni filminin İtalyan yeni gerçekçilik akımına uyup uymadığı sorusuna yeni gerçekçilik kalıplarına tam olarak uyduğunu söyleyemeyeceğini belirtti. Filmde ortadaki hakikati aynı şekilde yansıtmaya çalıştığını vurgulayan Zaim, “Ortada sert bir savaş var ve onu yansıtmaya çalıştım” dedi.
Göç etmenin nasıl bir şey olduğunu, göçmenin kafa yapısını, nasıl bir zihne sahip olduğunu iyi bildiğini çünkü kendisinin bunu yaşadığını aktaran Zaim, kendisinin ve ailesinin bundan çok etkilendiğini kaydetti. Zaim, bu sebeple göçmenlerle empati yapabildiğini söyledi ve o insanların neyi bırakıp buraya geldiğini iyi bildiğini ifade etti. Bunların anlatılması gerektiği için anlattığımı kaydeden Derviş Zaim, filminde hali vakti yerinde iki insanı aktardığını söyledi. Zaim, “Hiç kimse hadi buradan gidelim, ileride cennet var ve orayı talan edelim diyerek göç etmez. Büyük bir baskının sonucu kaçtığını gösterdik.” ifadelerini kullandı.
GÖÇMENİ İNSAN OLARAK GÖSTERMEK
Zaim, göçmenin herkes gibi bir insan olduğunu, sosyolojik, psikolojik, fizyolojik yönleri bulunduğunu seyirciye aktarmaya çalıştıklarının altını çizdi. Filmin kahramanı Ahmet’in çok trajik olaylarla karşı karşıya kaldığını, istemediği olaylara şahitlik eder ve sıkıntı duymaya başlar. Sonrasında bunları sorgulayarak “Ben ne yapmaya çalışıyorum” dediğini belirten Zaim, kahramanın bunları açığa çıkartmaya karar vermesiyle sevdiklerinin hayatının tehlikeye girdiğini söyledi. Burada Yunan tragedyalarındaki gibi bir ikilem olduğunu aktaran Zaim, “Susarsa vicdanı onu rahatsız edecek, konuşursa öldürülecektir” dedi.
Derviş Zaim, filmde Ahmet’in gördüklerini dünyaya duyurması halinde akan kanın durmasına yardımcı olabileceğini düşünür, vicdanı ile hayatı arasında kaldığını, bir olgunlaşma hikayesi anlattığını söyledi.
