TR EN

Duyurular

İSTANBUL TİCARET ÜNİVERSİTESİ EKONOMİ VE YATIRIM ZİRVESİ DÜZENLEDİ

Ekonomiye yön verenler

2019 için umutlu konuştu

İstanbul Ticaret Üniversitesi, 2019 yılı ekonomik beklentilerine ışık tutacak bir zirveye ev sahipliği yaptı. Gün boyu süren zirvede kürsüye çıkan önemli isimler ile panelistler, 2019 yılının ekonomik anlamda hızlı bir toparlanmaya sahne olacağına işaret ettiler.

İstanbul Ticaret Üniversitesi İtibar ve Derecelendirme Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Borsa ve Yatırım Topluğu tarafından düzenlenen 2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi, ekonomiye yön verenleri buluşturdu. 

Zirvede yer alan konuşmacılar 2019 beklentilerini anlatırken, ekonominin hızla toparlanacağına ilişkin önemli mesajlar verdiler.

Zirve kapsamında düzenlenen 2019 Yılı Ekonomi Beklentileri, 2019 Yılında Finans Piyasaları, 2019 Yılında Üretim ve İhracat Beklentileri, Uluslararası Yatırımlar ve İtibar Yönetimi panellerine konuşmacı olarak sivil toplum örgütleri ve iş ve finans dünyasından önemli isimler katıldı. 

REKTÖR PROF. DR. NAZIM EKREN: 

‘’DÜNYA ‘’GERÇEKLEŞMESİ İMKANSIZ OLASILIKLARA HAZIRLANMAYI TARTIŞIYOR’’

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, Borsa ve Yatırım Öğrenci Topluluğu ile İtibar ve Derecelendirme Merkezinin birlikte düzenlediği “Ekonomi ve Yatırım Zirvesi”nde, iş dünyasının, finansal piyasaların, kamu sektörünün ve dış ekonomik ilişkilerin mevcut durumunun ve muhtemel geleceğinin tartışılacağını belirterek başladığı zirve açılış konuşmasında, şunları söyledi:

‘’Ekonomik analizlerin geleneksel, ana akım metodolojileri yanında, farklı perspektiflere vurgu yapan bakış açıları önem kazanmaya başlamıştır. Bu nedenden dolayı, makroekonomi disiplini, fiilen işlemekte olan ekonomik yapı ve ilişkiler sistemini, süreç devam ederken, yapılandırma, güçlendirme gibi iş, işlem ve faaliyetlerin eş anlı yapıldığını ima etmektedir. Bu çerçevede öne çıkan bazı konular şunlardır. 

Ülkelerin makroekonomik performansı, seçilmiş reel ve finansal göstergelerdeki gelişmelere göre değerlendirilmektedir. 2008 küresel krizin ürettiği önemli sonuçlardan biri, göstergelerin sadece manşet değerlerine göre yapılan değerlendirmelerin eksik ve hatalı karar ve uygulamalara yol açabileceği olmuştur. Ayrıca, ekonomik birimlerin tercih ve önceliklerini şekillendiren güven ve beklentileri de makroekonomik sonuçlar üzerinde etkili olmaktadır. 

Enflasyon oranı, faiz oranı ve döviz kuru iş dünyasının, finansal piyasaların, kamu ve dış ekonomik sektörün yapısını ve dinamiklerini yansıtmaktadır. Bu değişkenler seti, farklı göstergelerden etkilendiği gibi birbirlerini de etkilemektedir. Bu nedenle, bu göstergeler ekonomilerin en önemli fiyatlama davranışını, dolayısıyla nispi dengelerini yansıtmaktadır.  

Piyasalar neden değişiyor? Küresel konjonktörün yükselen piyasalara etkileri olgusu, tüm ülkelerin ekonomik karar ve uygulamalarının karşılıklı bağımlılık içinde olduğunu göstermektedir. Öte yandan, makroekonomik konjonktürün ekonomi politiği, kısa vadeli tedbir ve düzenlemeler yanında orta vadeli reformlar arasında korunması gereken dengeye işaret etmektedir. Son olarak, bir çok ulusal ve küresel toplantıların ilk gündem maddelerinden biri de, bu yüzyılın makroekonomik özelliğinin “gerçekleşmesi imkansız olasılıklara hazırlanma” olarak ifade edilmektedir. 

Zirveyi düzenleyenleri, panelistleri ve katılımcıları tebrik ediyor, emeği geçenlere teşekkür ediyorum’’

MÜTEVELLİ HEYET BAŞKANI ÖZTÜRK ORAN:

‘’DÜNYA DAHA ÇETİN AMA TÜRKİYE ARTIK DAHA GÜÇLÜ’’

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı, İTO Meclis Başkanı Öztürk Oran açılışta yaptığı konuşmada, "2019'da dünya daha çetin. Dünya daha çetin ama Türkiye daha güçlü. Çünkü ülkemiz, içinde bulunduğu coğrafyanın karışıklığından, dünyadaki çalkantılardan her defasında büyüyerek çıkmayı başarıyor" dedi.

Son yıllarda dünyada hem ekonomik hem siyasi hem de sosyal anlamda çok derin bir dönüşüm yaşandığını ifade eden Oran, şunları söyledi:

‘‘Bugün 2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nde bir aradayız. Türkiye'de üretimin desteklenmesi, İstihdamın ve ihracatın artırılması, kısacası büyümenin daha da güçlenerek devam edebilmesi için neler yapmalıyız? Atmamız gereken ortak adımlar neler? Bunları konuşacağız. 

Şunu ifade etmek gerekir ki böylesi buluşmalar, bir yandan samimi birlikteliklere kapı açarken, diğer yandan da istişare ortamı için önemli bir platform vazifesi görüyor. Dünya ekonomisi bu denli dalgalıyken istişareye her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var diye düşünüyorum.

Ben, bu vesileyle bugün bizleri bir araya getirmek için gayret eden başta Sayın Rektörümüz olmak üzere emeği geçenlere şükranlarımı sunuyorum.

İstanbul Ticaret Üniversitesi kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin ekonomik inkişafı yolunda kararlı bir yürüyüşün adı oldu. Sadece akademik bilginin değil iş hayatındaki atılım ve vizyonun da yuvası haline geldi. Toplantımızın 2019 yılı için hayırlara vesile olmasını diliyorum.  Katılımlarınız ve gösterdiğiniz ilgi için, sizlere çok teşekkür ediyorum.

2008 yılından itibaren esasen dünyada hem ekonomik, hem siyasi, hem de sosyal anlamda çok derin bir dönüşüm yaşanıyor. Hani derler ya "yeni bir dünya kuruluyor." Aynen bu şekilde. Yan yana gelmesi güç şeyleri bir arada yaşıyoruz. Ortadoğu'daki karışıklıklar malum. Dünya ikinci dünya savaşından sonraki en büyük göç dalgasını yaşıyor. Avrupa Birliği çatırdıyor. Yunanistan'la başlayan sarsıntı, en son İngiltere'nin Brexit süreci ile daha da derinleşti. Avrupa ve Japonya ekonomiyi hala doğrultamadı. Pekçok ülkede negatif faiz uygulaması hala sürüyor. Amerika dünyadaki ticari düzeni kökten değiştirmeye kararlı adımlar atıyor. Çin ile yaşadığı ticaret savaşları tüm dünyadaki ekonomik ilişkilerin de temel belirleyicisi olacak. Çin ekonomik büyümede tökezlemeye başladı. Tüm periferi ülkeleri de peşinden sürüklüyor. İhracatçı kimliğinin yanı sıra, iç talebe dayalı bir büyüme modeline doğru yol almaya çabalıyor.  Çünkü her yıl %7’lik bir büyüme sağlayamazsa dünyanın süper gücü olamadan fakirleşme aşamasına geçecek. Petrol fiyatlarındaki dalgalı trend doğal kaynak zengini ülkeleri büyük sıkıntıya sokuyor. Özellikle Rusya ve Suudi Arabistan’da bunun yansımalarını net şekilde görüyoruz.

Yani işin özü güç blokları yeniden kuruluyor.

Tüm bunlar, yeni siyasi riskleri, yeni pazarlar ve yeni ticari ortaklıkları, artacak ticari potansiyelle birlikte, artacak rekabeti de beraberinde getiriyor. İşte bu yüzden, “2019'da dünya daha çetin" diyoruz. Evet Dünya daha çetin ama Türkiye daha güçlü. 

Daha güçlüyüz çünkü, ülkemiz içinde bulunduğu coğrafyanın karışıklığından, dünyadaki çalkantılardan her defasında büyüyerek çıkmayı başarıyor. Son 16 yılda kat ettiğimiz mesafe, yaşanan zihniyet değişimi ve özgüvenli duruş sayesinde Türkiye, dünyadaki dönüşüm dalgasının takipçisi değil, bizatihi temel aktörlerinden biri konumuna geldi.

Bakın 2018’in 3. Çeyreğinde döviz kurları ve faiz fiyatları üzerinden ülkemize dönük saldırıları püskürtmüş durumdayız. 3. çeyrekte Türkiye ekonomisi her şeye rağmen büyüme kaydetti.  2019 yılı için de hedefimiz en az %2,3 büyümek.

Tabii mesele bunu nasıl başaracağımız? Bu büyümenin kaynağını nereye dayandıracağız? İç talepten ve kamu harcamalarından mı yoksa üretimden, özel sektör yatırımlarından  ve ihracattan mı?  Elbette ki asıl amacımız ihracata dayalı büyümeyi sağlayabilmek olmalı. Dünyada 22 trilyonluk dolarlık bir ticaret hacmi var. 2018'i bu hacimden 170 Milyar Dolarlık bir pay alarak  kapatmaya hazırlanıyoruz. 2019’da bu payı hep birlikte arttıracağız. 

2019'da yeni pazarlar kadar önemli diğer başlık da hiç kuşkusuz reformlar. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere ekonomi yönetimimiz en başından bugüne pro-aktif bir yaklaşımla sorunlu alanların üzerine gidiyor. İş dünyası ile birlikte mücadele veriyor. Bundan çok memnunuz. Bugüne kadar  Yeni Ekonomi Programı, Enflasyonla Mücadele Paketi, 100 günlük Eylem Planları gibi bir çok teşvik, bir çok düzenleyici çalışma ortaya konuldu. Hepsinin de bu zorlu süreçte fevkalade sonuçları oldu. Bugün baktığınızda Ağustos ayında 7 seviyesini gören Dolarda büyük bir geri çekilme daha da önemlisi bir stabilizasyon var. Faiz cephesinde, düşüş grafiği sürüyor. Gösterge faiz en son Ekim ayında 27’lere kadar çıkmıştı. Şimdi 20 seviyelerine çekildi. Diğer taraftan enflasyon cephesinde alınan tedbirler neticesinde Kasım ayı itibariyle; TÜFE 1,44, ÜFE 2,53 azaldı. Bunlar iş dünyamıza moral veren, öngörülebilirliği arttıran gelişmeler.

Diğer yandan iş hayatının kronikleşmiş sorunlarına da hükümetimizce el atılmış durumda. İşçi-işveren ilişkileri ve kıdem tazminatına ilişkin sorunlar, vergi kanunlarının revizyonu, finansmana kolay erişim noktasında atılacak adımlar, ithalata bağımlılığın azaltılması, yüksek teknolojinin desteklenmesi… Ben ilerleyen süreçte bu reformların büyümeyi oldukça hızlandırıcı bir etkiye sahip olacağına inanıyorum.

Biz de hem İstanbul Ticaret Üniversitesi hem de İstanbul Ticaret Odası olarak bu konularda etkin takip ve diyalog halindeyiz.

Bu süreçte bizlere, hepimize önemli görevler düşüyor. Bizler ekonomik inkişaf yolunda sektörlerimizin, faaliyet alanlarımızın temel sıkıntılarını en yüksek perdeden dillendirmekle, çözüm aramakla ve o çözümü de bulmakla mükellefiz. Bunu da yapıyoruz. Bugün de bunun için bir aradayız. Bugün hem reel sektör, hem finans kesimi hem de akademik camiadan kıymetli konuşmacılarımız var. Tabiri caizse işin mutfağından gelen insanlarla birlikteyiz.

İnanıyorum ki birlikte olmanın, omuz omuza durmanın her zamankinden daha önemli olduğu bugünlerde ekonomimiz için atılacak doğru adımları hep birlikte ortaya koyacağız.

 “Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.” Türkiye olarak en büyük sermayemiz dayanışmadır. Bu ülke insanı için her zaman “Önce para değil, önce insan” gelir. Biz buna inanıyoruz.’’

TÜRKİYE SERMAYE PİYASALARI BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKAN VEKİLİ DR. ALP KELER: 

"TÜRKİYE, SERMAYE PİYASALARI İLE GELİŞİR’’

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin açılış konuşmacılarından biri olan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Alp Keler de Türkiye'nin, sermaye piyasalarının büyümesi ile gelişeceğini ifade etti. Gelişmiş ülkelerle Türkiye'de sermaye piyasalarını kıyaslayan Keler, "2018'in Kasım ayı itibarıyla hisse senedi, pay, borçlanma aracı, kira sertifikaları, varlığa dayalı menkul kıymet gibi birliğimiz üyeleri tarafından ihraç edilmiş bütün menkul kıymetlerin, halka açık kısmının bugünkü büyüklüğü 400 milyar lira. Dünyadaki örneklerle kıyasladığımızda kat edilecek çok yolumuz var" dedi.

VAKIFBANK GENEL MÜDÜRÜ MEHMET EMİN ÖZCAN:

 

‘’EKONOMİNİN TÜM YÜKÜNÜ KAMU BANKALARI ÜSTLENDİ’’

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin açılışında konuşan VakıfBank Genel Müdürü Mehmet Emin Özcan, "2018 yılında, işin doğrusu ekonominin tüm yükünü neredeyse 3 kamu bankası üstlendi. Buna Vakıf Katılım ve Ziraat Katılım'ı da eklemek lazım. Kamu bankaları, hayati bir fonksiyonu yerine getirdiler, ekonominin tüm yükünü omuzlarına aldılar" dedi.

Çok zor bir yılın geride bırakıldığına işaret eden Özcan, Türkiye ekonomisinin özellikle, yılın ikinci yarısında döviz kuru üzerinden spekülatif ataklara maruz kaldığını söyledi.

Mehmet Emin Özcan, "Aynı zamanda yabancı para borcu olan ve yabancı para geliri olmayan işletmelerin nakit akışlarında ciddi sıkıntılar yaşandı. Ekonomimiz bu süreçte, temellerinin ne kadar güçlü olduğunu kanıtlamış oldu. Gelinen noktada, döviz kurları dengelendi, enflasyonda artış trendi kırıldı, düşüş trendine geçti. Şu an dengelenme sürecini yaşıyoruz" diye konuştu.

Özcan, önümüzdeki yıl en az yüzde 2,3 Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) büyümesi beklediklerini, buna göre sektörün toplam kredilerinin de 2019'da büyümeye devam edeceğini öngördüklerini dile getirdi, ‘’Vakıfbank ve diğer kamu bankaları olarak, her dönem ülkemiz ekonomisinin yanında olduk. Önümüzdeki dönemde de aynı gemide olduğumuzun bilinciyle hareket edip, özellikle reel sektöre desteğimizi tüm gücümüzle sürdüreceğiz. Güçlü finans sektörü, ancak güçlü reel sektör ile var olabilir" dedi.

Gelişmiş ülkelerde yatırımların finansmanının ağırlıklı olarak sermaye piyasalarından yapıldığına dikkati çeken Özcan, en uzun vadeli ve en düşük maliyetli kaynağın sermaye piyasalarından sağlanabileceğinin de altını çizdi.

TÜRK EXİMBANK GENEL MÜDÜRÜ ADNAN YILDIRIM:

‘’İHRACATA DESTEĞİMİZ ARTACAK, KOBİ’LERİN YANINDAYIZ’’

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin açılış konuşmacılarından biri olan Türk Eximbank Genel Müdürü Adnan Yıldırım, 2018 yılında ihracata olan desteği yüzde 13-14 seviyesinde artırdıklarını, çalıştıkları ihracatçılar arasında KOBİ'lerin payının yüzde 53 iken, yüzde 70'e ulaştığını vurguladı.

Konuşmasında, 2018 yılının ikinci yarısı ve 2019'da öne çıkan konuyu ticaret savaşları olarak açıklayan Yıldırım, ‘’Ticaret savaşları 2019 yılında da dünya ekonomisinin büyümesine etki edecek bir tehdit. Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında, pozitif ayrışmanın bir yolunu bulmalı. Önümüzdeki yıl, uluslararası alanda da algı yönetimi ile itibar yönetimi konusuyla meşgul olmamız lazım. Ticaret savaşlarında, Çin'in daha çok ABD'den mal alacağını, ABD'nin de 90 gün süreyle ilave vergi getirmeyeceğini söylemiş olması, riski biraz hafifletti" dedi. Açıklanan Yeni Ekonomi Programı'na atıfta bulunan Yıldırım, dengelenme, disiplin, değişim ile yol haritasının belirlendiğini, bu haritayla 2019 ve ilerleyen yıllarda devam edileceğini aktardı.

Yıldırım, Türkiye'de üst üste 3 yıldan fazla düzenli ihracat yapan 15 bin ihracatçıdan 11 binini kavradıklarını bildirerek, önemli ölçüde ihracatçıları Eximbank şemsiyesi altına aldıklarını anlattı.

Gelinen noktada Türkiye ihracatının yüzde 26'sını finanse eder hale geldiklerini belirten Yıldırım, "KOBİ'ler bizim için oldukça önemli. Geçen sene çalıştığımız ihracatçılar içinde KOBİ'lerin payı yüzde 53 iken, bugün itibarıyla yüzde 70'e ulaştık. Bunu daha da artıracağız." diye konuştu.

MÜSTAKİL SANAYİCİ VE İŞADAMLARI DERNEĞİ GENEL BAŞKANI ABDURRAHMAN KAAN:

‘’TÜRKİYE’NİN YATIRIM ESNEKLİĞİ YÜKSELDİ’’

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi’nin kapanış konuşmasını gerçekleştiren Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, son açıklanan verilerin Türkiye’nin yatırım esnekliğinin yükseldiğini gösterdiğine belirterek, ‘’ Bu, kayda alınması gereken bir veridir. Belli ki yatırım algısı ile risk ve tehdit algısı birlikte hareket etmekte" dedi.

‘’2018 biterken dünyayı, kaotik ayak seslerini şimdiden duymaya başladığımız yeni bir dönem bekliyor’’ diyen Kaan, ‘’Sadece yeni bir yıl değil, yeni bir süreç. Çünkü mevcut durumda, bütün kilitlerin bir senede açılacağını beklemek fazlaca iyimser bir bakış olur. En azından biz tedbirimizi alıp önümüzü kış tutalım, bırakalım yine de yaz gelsin’’ diye konuştu.

Dünyanın, 2008 finansal krizi sonrası ekonomik sistemine attığı yamanın, ancak 10 yıl dayanabildiğini ve şimdi açıklar vermeye başladığını vurgulayan MÜSİAD Başkanı Kaan, ‘’Ekonomik parametreleri finansal kuralların ve sınırların içinde eritmek yanlış. Çözüm, sistemin yanlış işlediği kısımları kabul etmek ve yama atmak yerine, radikal çözümler üretmekten geçiyor’’ dedi.

Siyasi saiklerle karar veren kredi derecelendirme kuruluşlarının, anlık para hareketi yapabilmek için paradan para kazanan faiz finansörlerinin ekonomiler üzerindeki etkilerine de değinen Kaan, ulusal ekonomilerin, dünya sistemi içinde yalnız olmadığına işaret etti ve şunları söyledi:

‘’Karar mekanizmalarında makro değişkenler, sürekli göz önünde olmalı. Son açıklanan veriler bize gösterdi ki, ülkemizin yatırım esnekliği yükselmiştir. Bu, kayda alınması gereken bir veridir. Belli ki yatırım algısı ile risk ve tehdit algısı birlikte hareket etmektedir. Ancak, günümüzde başka bir mekanizma daha işliyor maalesef. Tehdit, bir gerçeklik olgusundan ziyade, kimi zaman siyasi bir algı yönetimi aracıdır. İktisadi birimler, karar ve yatırım süreçlerini değerlendirirken tehdit algısını, siyasi çevreyi iyi analiz ederek oluşturmalıdır. İşte tam da bu noktada işin diplomasi kısmı başlar. Çünkü yatırımın da kendine has bir dili ve bir karar alma mekanizması vardır. Yatırım ortamı yaratmayı sadece kamudan beklemek çok doğru değil. Sanayicinin kendisine de düşen görevler var. Sanayici, kamu ve akademinin ortak çalışması önemli.’’ 

PANEL: 2019 YILI EKONOMİ BEKLENTİLERİ

Zirve kapsamında düzenlenen panellerden ilki olan ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Tuna başkanlığında 2019 Yılı Ekonomi Beklentileri panelinde konuşmacı olarak İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Dr. Ayhan Etyemez, Çalık Holding CFO’su Onu Yücekal ve Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Karağaç yer aldı.

Vakıfbank Genel Müdür Yardımcısı Karaağaç, 2001 krizinde bankacılık sektörünün tecrübe kazandığını belirtti. Karaağaç, Türkiye’de tasarruf etme alışkanlıklarının bulunmadığını ifade ederek, şunları kaydetti:

 “Ben sorunlu kredilerle ilgileniyorum. Benim önüme gelen şirketlerden şunu görüyorum ki şirketlerimiz finansı yönetememiş. Maalesef nakit akışının ne olduğunu bilmiyor. Bankadan krediyi almışız, üretimde kullanmayıp parayı hovardaca harcamışız. Paranız olacak, o olmadan hiçbir şey yapamazsınız. Parayı yurt dışından buluyoruz, kaynaklarımız yeterli değil. O zaman para veren her türlü hesap sorar, sıkıntıya sokabilecek her türlü hareketi yapabilir. KOBİ’leri, sanayiyi desteklemek için bankalar elinden geleni yapıyor. Bu ülkede iyi ki 3 kamu bankamız var. Yapılandırma ve protokol çalışmalarında bunu görüyorum. Oturduğumuz masalarda özel bankalar da var. Birkaç özel bankamız maalesef destekleyici mahiyette hareket etmiyor. 3 kamu bankası faiz indiriminde maliyetin altında vermek suretiyle konut kredisini yüzde 0,98 ile veriyoruz, sanayiyi ve KOBİ’yi destekliyoruz. Zora düşen firmalar geldiğinde sıfır faiz uygula diyor ama bunun maliyeti var, maliyeti karşılayamazsak zarar ederiz ve hesabını biz veremeyiz.”

Karaağaç, konkordato furyası ile karşı karşıya kalındığına işaret ederek, “Konkordato furyası neticesinde olumsuz sonuçlar çıkmaya başladı. Konkordato alındığında bankacılık sektörü bu şirkete kredi veremez. Ortak kimse girmek istemez, yabancı ortak bulamazsınız, vadeli işlem imkanı bulamazsınız. Eliniz kolunuz  bağlı. Bazıları maalesef koca koca şirketlerimizi yanlış yönlendirdiler. Yanlış sonuçlara doğru gitti. 2019 senesi içerisinde konkordatodan çıkma noktasında 3 kamu bankası olarak bu firmalarımızı masaya yatırdık. Konkordatodan çıkma noktasında nasıl bir yol izleyeceğimizi masaya koyduk. Burada yakında göreceksiniz konkordatodan çıkan firmalarımız var. Hızlı şekilde konkordatodan çıkış için gayretimiz üst seviyede. İyiye doğru gidiş var.” şeklinde konuştu. Bankacılık sektöründe takip oranının tüm bankalar nezdinde yüzde 5,7, Vakıfbank olarak yüzde 4,3 civarında olunduğunu aktaran Karaağaç, Türkiye’deki takip oranının kötü olmadığını, 2019’da yüzde 6’ların görüleceğini ancak bu durumun da kötü olarak algılanmaması gerektiğini kaydetti.

Karaağaç, “Türkiye’de 3 kamu bankası iyi ki var. Eğer kamu bankaları olmasaydı bu türbülansı, tsunamiyi atlatırken zorluk çekeceğimiz muhakkak. Ayrıca şirketlerin konkordatoya gitmesine gerek yok, bize geldiklerinde birçok firmayı yapılandırdık. Şirketlerimize ciddi anlamda nefes veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çalık Holding CFO’su Onur Yücekal, küresel piyasalardaki gelişmelere ilişkin bilgi verdi. Yücekal, şu anda en kritik konunun şirketlerin nakit akışı olduğunu belirterek, “Alacaklarınız var ve borçlarınız var. Alacaklarınızı tahsil edeceğinizden emin olamadığınız için zorunlu olmayan borçlarınızı ödemiyorsunuz. Bu ekonomik kitlenmeye sebep oluyor. Türkiye’de en çok dikkat edilmesi gereken konu şirketlerin birbirleriyle olan borç ve alacak ilişkilerini doğru yönetebilmeleri ve nakit akışlarını sağlamaları.” dedi. 

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi Ayhan Etyemez ise 2018’i bir uçak yolculuğuna benzeterek, Temmuz, Ağustos aylarında ülke ekonomisinin türbülansa girdiğini, şu anda yavaş yavaş bu türbülanstan ülkenin kurtulduğunu kaydetti. İş dünyasının kar etmek zorunda olduğunu, elindeki verileri koruyup onu büyütmesi gerektiğini ifade eden Etyemez, devletin beslenme kaynaklarının ağırlıklı kısmının KOBİ’lerin verdiği vergilerden oluştuğunu, KOBİ’lerin ne kadar karlı olursa o kadar vergi vereceğini söyledi. Etyemez, “2018’de sanayici olarak korktuk ama yine ayaktayız. Mart 2019’a kadar daha düz bir seyir olacak. Marttan sonra ikinci çeyrekte de bunu hissedeceğiz, üçüncü çeyrekte de yukarı doğru çıkacağız.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı, Türkiye’deki bölünmüş yolların toplam uzunluğunun 26 bin 472 kilometre olduğunu belirterek, bölünmüş yollar sayesinde yıllık toplam 17 milyar 650 milyon TL tasarruf ve 3 milyon 294 bin ton daha az karbondioksit salınımı sağlandığını söyledi. Ilıcalı, üniversite olarak trafik kazalarının azaltılması için inovatif çözüm hazırlığı içinde olduklarını ifade ederek, “2019 yılında trafik güvenliği için yılların emeğini mobil uygulamayla beraber 81 milyonun hizmetine sunacağız. İnteraktif Uyarı Sistemi (İUS) ve İnteraktif Trafik Denetim Sistemi (İTD) uygulamalarını kısa zamanda hayata geçireceğiz.” diye konuştu.

PANEL: 2019 YILINDA FİNANS PİYASALARI

2019 Ekonomi ve Yatırım Zirvesi kapsamındaki ikinci panel 2019 Yılında Finans Piyasaları başlığı altında Dünya Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ece Ceyhun başkanlığında; Halk GYO Genel Müdürü, GYODER Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Feyzullah Yetgin, Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku ve İş Yatırım Araştırma Direktörü  Serhat Gürleyen katılımıyla yapıldı.

Albaraka Türk Genel Müdürü Melikşah Utku, "Şu anda bankalar 2019'a daha rahat bakıyor. Bankalar, 2019'a likidite açısından çok güçlü giriyorlar" dedi. Utku, kamuda hızlı karar alma sürecinin yaşandığı bir süreçten geçildiğini, bunun sektöre de faydası olduğunu söyledi. Utku, "Şu anda bankalar 2019'a daha rahat bakıyor. Bankalar, 2019'a likidite açısından çok güçlü giriyorlar. 2018'in son çeyreği daralma yaşayacağız, 2019'un ilk çeyreğine yansıyacaktır." diye konuştu.

Halk GYO Genel Müdürü ve Gayrimenkul ve Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği (GYODER) Yönetim Kurulu Başkanı Feyzullah Yetgin de sektör olarak 2019 yılında yabancıya satışa ağırlık vermeleri gerektiğini belirterek, bu yıl itibarıyla yabancıya 6 milyar dolarlık satış yaptıklarını, 2019 için hedefin 10 milyar dolar olduğunu söyledi. Geçen aylar itibarıyla inşaat ruhsat sayısında yüzde 70'e yakın azalma olduğuna işaret eden Yetgin, her kurumun işini yönetmesi gerektiğini kaydetti. Yetgin, GYODER raporlarında 800 bin konut stokunun bulunduğunu söylediklerini anımsatarak, yurt içi ve yurt dışı satışlar, kredi faiz oranlarının geri gelmesi ve kampanyalarla stokun eritileceğini, frene fazla basmamak gerektiğini, 2020 sonrası arz talep dengesinin tersine dönebileceğini aktardı.

PANEL: 2019 YILINDA ÜRETİM VE İHRACAT BEKLENTİLERİ, 

ULUSLARARASI YATIRIMLAR VE İTİBAR YÖNETİMİ

2019 Yılında Üretim ve İhracat Beklentileri,  Uluslararası Yatırımlar ve İtibar Yönetimi başlıklı üçüncü panelde ise İMMİB Genel Sekreteri S. Armağan Vurdu başkanlığında, TUSAŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, Dizayn Makine Yönetim Kurulu Başkanı Necmettin Öztürk, PAGEV Yönetim Kurulu Üyesi, EVSİD Başkanı Burak Önder, Phd Strategy CEO’su Dr. Eyüp Vural Aydın ve İtibar Group Yönetim Kurulu Başkanı Ertan Acar’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

TUSAŞ Genel Müdürü Temel Kotil TUSAŞ bünyesinde yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi. Herkes için 2018'in enterasan bir yıl olduğunu belirten Kotil, TUSAŞ için oldukça güzel geçtiğini, birçok ürünün piyasaya çıkmaya başladığını bildirdi. Kotil, konuşmasında "Sayın Cumhurbaşkanımızın geçen gün ismini verdiği Gökbey helikopteri oldukça işe yarayacak. İlk uçuşunu Eylül ayında yaptık, 2021'de ihracata başlayacağız" dedi.

DİĞER Duyurular

Erasmus Yabancı Dil Sınavı Başvuruları Başlıyor
3 Kasım 2026 İşletme Fakültesi 2026- 2027 Akademik Yılı Güz Dönemi Vize Mazeret Sınav Tarihleri
2 Kasım 2026 2026-2027 Öğretim Yılı DGS Ek Yerleştirme Dikey Geçiş Sınavı (DGS) Kesin Kayıt Duyurusu
2 Kasım 2026 Meslek Yüksekokulu 2026-2027 Akademik Yılı Güz Dönemi Vize Mazeret Sınavı Başvuruları
30 Ekim 2026 Mühendislik Fakültesi 2026-2027 Akademik Yılı Güz Dönemi Vize Mazeret Sınavı Başvuruları
30 Ekim 2026 İşletme Fakültesi 2026-2027 Akademik Yılı Güz Dönemi Azami Ek Süre 1 Sınav Programı
28 Ekim 2026 Mimarlık ve Tasarım Fakültesi 2026-2027 Akademik Yılı Güz Dönemi Vize Mazeret Sınavı Başvuruları
28 Ekim 2026 Hukuk Fakültesi 2026-2027 Güz Dönemi Vize Mazeret Sınavı Başvurusu
27 Ekim 2026 Mimarlık ve Tasarım Fakültesi 2026-2027 Akademik Yılı Azami Süre Ek Sınav 2 Sınav Programı
27 Ekim 2026 Türk Dili I Ve Atatürk İlkeleri Ve İnkılap Tarihi I Sınav Saati Değişikliği Hk.
27 Ekim 2026
WhatsApp Memnuniyet Yönetim Sistemi