İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen “Aile Olmanın Değeri: Yuva Olmak” programında, koruyucu ailelik farklı disiplinlerden uzman isimlerin katkılarıyla kapsamlı şekilde değerlendirildi. Programda, çocukların sevgi ve güven ortamında yetişmesini sağlayan koruyucu aile modelinin bireysel ve toplumsal etkileri ele alındı.
İstanbul Ticaret Üniversitesi ile Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği iş birliğinde düzenlenen “Aile Olmanın Değeri: Yuva Olmak” programı, Ahî Çelebi Kampüsü Eminönü Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İstanbul Valisi Davut Gül’ün teşrifleriyle düzenlenen programda, koruyucu ailelik; hukuki, psikososyal, sosyolojik ve inanç temelli boyutlarıyla değerlendirildi. Programa; İTO Meclis Başkan Yardımcıları Mustafa Büyükdede ve Selim Şimşek, Rektörümüz Prof. Dr. Necip Şimşek, Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Hanifi Parlar, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy, Fatih Kaymakamı Cafer Sarılı, önceki dönem Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Türkiye Maarif Vakfı Başkanı Mahmut Mustafa Özdil, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Ömer Turan, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. Açılış konuşmaları, panel oturumu ve protokol hitaplarıyla gerçekleştirilen programda, aile ortamının çocukların gelişimindeki önemi ve koruyucu aile modelinin toplumsal katkıları ele alındı.

BAKAN GÖKTAŞ: “BİR ÇOCUĞUN HAYATINI DEĞİŞTİREN ŞEY SEVGİYLE KURULAN YUVADIR”
Programın onur konuğu olarak katılımcılara hitap eden Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, koruyucu aileliğin çocukların güvenli ve sevgi dolu bir ortamda büyümesi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
Koruyucu aile yanında büyüyen çocukların başarı hikâyelerinden örnekler paylaşan Göktaş, “Bir çocuğun hayatını değiştiren şey çoğu zaman büyük imkânlar değil; sevgiyle kurulan bir yuva, güven veren bir aile ve yanında olduğunu hissettiren bir evdir.” dedi.
Türkiye genelinde 9 bin 277 koruyucu ailenin 11 bin 22 çocuğa yuva olduğunu belirten Göktaş, koruyucu aile hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğünü söyledi. UNICEF iş birliğiyle yürütülen projeler kapsamında geçici koruyucu aile modelinin yaygınlaştırıldığını ifade eden Göktaş, her çocuğun sıcak bir aile ortamında büyümeyi hak ettiğini vurguladı.

VALİ GÜL: “KORUYUCU AİLELERİMİZİN GÖSTERDİĞİ İLGİ BİZLERE GÜVEN VERİYOR”
İstanbul Valisi Davut Gül ise koruyucu aile sisteminin İstanbul’da önemli gelişim gösterdiğini belirterek, koruyucu ailelerin çocuklara gösterdiği ilgi ve sevginin memnuniyet verici olduğunu söyledi.
Koruyucu ailelerin titiz değerlendirme süreçlerinden geçtiğini ifade eden Gül, çocukların güvenli aile ortamlarında büyümesinin en büyük önceliklerden biri olduğunu vurguladı. Koruyucu ailelerin çocukların hayatında önemli bir rol üstlendiğini belirten Gül, yürütülen çalışmaların daha fazla çocuğun aile ortamına kavuşmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

PROF. DR. ŞİMŞEK: “AİLEYİ GÜÇLENDİRMEK TOPLUMU GÜÇLENDİRMEKTİR”
Programın açılışında konuşan Rektörümüz Prof. Dr. Necip Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ilan edilen Aile ve Nüfus On Yılı vizyonunun aile kurumunun güçlendirilmesi ve çocukların güvenli aile ortamlarında yetişmesi açısından önemli sorumluluklar yüklediğini ifade etti.
Üniversitelerin yalnızca bilgi üreten kurumlar olmadığını belirten Prof. Dr. Şimşek, aile, çocuk, gençlik ve sosyal politika alanlarında toplumsal sorunlara çözüm üretmenin ve sosyal sorumluluk bilincini güçlendirmenin yükseköğretim kurumlarının temel görevleri arasında yer aldığını vurguladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi olarak bu alanlardaki bilimsel ve toplumsal çalışmaları desteklemeyi önemsediklerini ifade eden Şimşek, koruyucu aileliğin toplumsal dayanışmanın en anlamlı örneklerinden biri olduğunu belirterek, “Aileyi güçlendirmek toplumu güçlendirmektir.” dedi.

ELVEREN: “DAHA ÇOK ÇOCUĞUN YÜZÜNÜ GÜLDÜRMEK İÇİN ÇALIŞIYORUZ”
Koruyucu Aile ve Çocuk Derneği Başkan Yardımcısı Av. Serap Eşit Elveren ise derneğin kuruluş hikâyesinin devlet korumasındaki çocukları aile şefkatiyle buluşturma amacıyla başladığını söyledi.
Koruyucu ailelik konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla yurt içinde ve yurt dışında çeşitli seminerler, eğitimler ve sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdiklerini ifade eden Elveren, koruyucu aileliğin yalnızca çocuklara değil, topluma da umut verdiğini belirtti. Elveren, “Mutlu bir yuvanın sıcaklığını hisseden, bir ailenin parçası olmanın güveniyle büyüyen çocukların sayısını artırmak için çalışıyoruz.” dedi.

ALİ ERBAŞ’TAN KORUYUCU AİLELİK VURGUSU
Programda söz alan önceki dönem Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş da çocukların hem Kur’an-ı Kerim’de hem de sünnette özel bir yere sahip olduğunu belirterek, yetim ve korunmaya ihtiyaç duyan çocuklara sahip çıkmanın önemli bir toplumsal ve manevi sorumluluk olduğunu ifade etti.
Koruyucu aileliğin devletin çocuklara verdiği değerin önemli göstergelerinden biri olduğunu kaydeden Erbaş, toplumun bu konuda daha duyarlı olması gerektiğini vurguladı. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın aile ve çocuk odaklı çalışmalar yürüttüğünü belirten Erbaş, koruyucu aile olmak isteyen vatandaşların bu konuda çekince duymadan adım atmaları gerektiğini söyledi.

KORUYUCU AİLELİK FARKLI BOYUTLARIYLA DEĞERLENDİRİLDİ
Program kapsamında gerçekleştirilen panelin moderatörlüğünü Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Hanifi Parlar üstlendi. Panelin ilk konuşmacısı Av. Tuğba Köse, koruyucu aileliğin hukuki altyapısını ve çocuk hakları perspektifini ele aldı. Koruyucu aile modelinin temelinde “çocuğun üstün yararı” ilkesinin bulunduğunu belirten Köse, kurum bakımından aile temelli bakım modeline geçişin çocukların sağlıklı gelişimi açısından önemli olduğunu ifade etti. Koruyucu ailelik ile evlat edinmenin farklı hukuki statüler olduğunu vurgulayan Köse, koruyucu aile sisteminin çocuğa güvenli bir aile ortamı sunmayı amaçladığını söyledi.

PSİKOLOJİK İYİLEŞMENİN TEMELİNDE GÜVENLİ BAĞLANMA VAR
İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ayşe Altunkaya Erdoğmuş ise koruyucu aileliğin psikososyal boyutunu değerlendirdi. Koruma altındaki çocukların çoğunlukla ihmal, istismar, kayıp ve ayrılık gibi travmatik deneyimlerden geçtiğini belirten Erdoğmuş, koruyucu aileliğin temel işlevlerinden birinin çocuklarda yeniden güven duygusunun inşa edilmesi olduğunu ifade etti.
Koruyucu aileliğin yalnızca bakım hizmeti olmadığını vurgulayan Erdoğmuş, çocukların duygusal iyileşme süreçlerinde güvenli bağlanma ilişkilerinin kritik rol oynadığını belirterek, koruyucu aileliği “çocuğun yeniden güvenmeyi öğrenme hikâyesi” olarak tanımladı.

“TOPLUMUN ORTAK EMANETİ”
Türkiye Diyanet Vakfı İstanbul Kadın Kolları Koordinatörü Meral Günel ise koruyucu aileliği inanç, merhamet ve toplumsal sorumluluk perspektifinden değerlendirdi.
Kur’an-ı Kerim ve hadislerde yetimlere sahip çıkılmasına yönelik çok sayıda vurgu bulunduğunu hatırlatan Günel, korunmaya ihtiyaç duyan çocukların toplumun ortak emaneti olduğunu söyledi. Koruyucu ailelik konusunda toplumda çeşitli tereddütlerin bulunduğunu ifade eden Günel, özellikle dini hassasiyetler üzerinden oluşan soru işaretlerinin doğru bilgiyle giderilebileceğini belirtti. Günel, çocuklara sahip çıkmanın hem insani hem de vicdani bir sorumluluk olduğunun altını çizdi.

KORUYUCU AİLE MODELİNİN TOPLUMSAL ETKİLERİ
Üniversitemiz Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Necmettin Doğan da koruyucu aile modelinin sosyolojik boyutlarını ele aldı. Ailenin çocukların psikolojik gelişimi, eğitim süreçleri ve toplumsal hayata katılımı açısından en temel toplumsal kurum olduğunu vurgulayan Doğan, koruyucu aile modelinin dezavantajlı çocuklara yalnızca barınma imkânı değil, aynı zamanda sosyal sermaye, aidiyet duygusu ve eğitim fırsatları sunduğunu ifade etti. Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde aile, okul ve sosyal çevre arasındaki ilişkinin önemine dikkat çeken Doğan, koruyucu aileliğin toplumsal dayanışmayı güçlendiren önemli bir model olduğunu söyledi.

PROF. DR. PARLAR’DAN AKADEMİK ÇALIŞMA ÇAĞRISI
Panelin değerlendirme bölümünde konuşan Prof. Dr. Hanifi Parlar, koruyucu ailelik konusunun farklı disiplinler açısından ele alınmasının önemine dikkat çekti. Koruyucu ailelik alanında daha fazla akademik araştırma yapılabileceğini belirten Parlar, üniversitelerde tez çalışmaları, kongreler ve sempozyumlarla konuya ilişkin farkındalığın artırılabileceğini ifade etti. Koruyucu ailelik konusunun eğitim müfredatlarında da yer almasının önemli katkılar sağlayacağını söyledi.
Program, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile İstanbul Valisi Davut Gül’ün hitaplarının ardından gerçekleştirilen toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
