Dersaadet Kültür Platformu Derneği ile İstanbul Ticaret Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen “Bir Güzel İnsan: Ersin Nazif Gürdoğan” başlıklı panelde, Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan’ın düşünce dünyası, akademik hayatı, kültür ve medeniyet anlayışı ile gençlere bıraktığı miras farklı yönleriyle ele alındı. Programa katılan akademisyen, yazar ve kültür insanları, Gürdoğan’ı hatıraları ve fikirleri üzerinden yâd etti.
İstanbul Ticaret Üniversitesi ev sahipliğinde, Dersaadet Kültür Platformu Derneği iş birliğiyle düzenlenen vefa programı, kültür ve akademi camiasını bir araya getirdi. Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan’ın vefatının ikinci yıl dönümü vesilesiyle gerçekleştirilen programa; İçişleri Eski Bakanı Prof. Dr. Beşir Atalay, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, İstanbul Vali Yardımcısı Avni Kula, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, Dersaadet Kültür Platformu Başkanı Mehmet Kamil Berse, akademisyen Dr. Şaban Kızıldağ, Yazar Müzeyyen Hülya Günay ile çok sayıda akademisyen ve davetli katıldı.

“EMANET ETTİKLERİNİ BİZDEN SONRAKİ NESİLLERE AKTARACAĞIZ”
Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Faruk Yelkenci, Gürdoğan ile 1990’lı yıllarda başlayan dostluğunun vefatına kadar sürdüğünü anlattı. Gürdoğan’ın özellikle dönüşüm mühendisliği üzerine kaleme aldığı yazılarından etkilendiğini belirten Yelkenci, son dönemlerinde kendisiyle gerçekleştirdiği bir röportajın da önemli bir hatıra olarak kaldığını ifade etti.
Gürdoğan’ın İbn Haldun ve İbn Arabi gibi düşünürler üzerinden ortaya koyduğu medeniyet perspektifine dikkat çeken Yelkenci, onun düşüncelerinin gelecek nesillere aktarılması gerektiğini belirterek, “Onların bize emanet ettiklerini biz de bizden sonraki nesillere aktarmaya çalışacağız.” dedi.

GÜRDOĞAN, “YAZILARI VE KİTAPLARIYLA BİR OKUL” OLDU
İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. İsrafil Kuralay, Gürdoğan’ın hayatı boyunca fikir üreten ve çevresindekileri harekete geçiren bir isim olduğunu vurguladı. Gürdoğan’ın farklı kurum ve toplantılarda sürekli yeni projeler ve çalışmalar önerdiğini belirten Kuralay, “Fikrini, düşüncesini açıkça ifade eden, hayra vesile olmak için sizlere bir şeyler önerisinde bulunan güzel insanların sayısı acaba azalıyor mu? İnşallah azalmıyordur diye dua etmek isterim. Nazif Hocam bunlardan bir tanesiydi. Ben ondan çok şey öğrendim.’’ değerlendirmesinde bulundu.
Gürdoğan’ın eserlerinin de önemli bir eğitim kaynağı olduğunu dile getiren Kuralay, “Görünmeyen Üniversite” ve “Teknolojinin Ötesi” başta olmak üzere kitaplarının ve yazılarının birer okul niteliğinde olduğunu ifade etti. Kuralay, Gürdoğan’ın mühendislik, teknik alanlar ve sosyal bilimleri bir araya getiren çok yönlü bir düşünce insanı olduğunu dile getirdi.

“MERHABA” MEDENİYETİ VE KÜLTÜREL VEFA VURGUSU
Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Dersaadet Kültür Platformu Derneği Başkanı Mehmet Kamil Berse, Ersin Nazif Gürdoğan’ın yalnızca eserleriyle değil, insanlara dokunan yönü ve yetiştirdiği nesillerle de yaşamaya devam ettiğini ifade etti. Berse, Gürdoğan’ın fikirlerinin genç kuşaklara aktarılmasının önemli bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Berse, Fethi Gemuhluoğlu ve Ersin Nazif Gürdoğan’ın dostluğuna ve “merhaba” kavramının medeniyetimizdeki birleştirici gücüne dikkat çekti. Genç nesillere bu kıymetli isimleri tanıtmanın vefa borcu olduğunu ifade eden Berse, Gürdoğan’ın Şehir ve Kültür Dergisi’ndeki başyazarlık sürecine ve fikir mirasına değinerek programın düzenlenmesine katkı sağlayan İstanbul Ticaret Üniversitesi yönetimine teşekkür etti.

NABİ AVCI, GÜRDOĞAN’IN ANKARA YILLARINI VE KÜLTÜREL BAĞLARINI ANLATTI
Açılış konuşmaları sonrası düzenlenen panelin moderatörlüğünü Dersaadet Kültür Platformu Başkanı Mehmet Kamil Berse üstlenirken; Prof. Dr. Beşir Atalay, çevrim içi bağlantıyla Prof. Dr. Nabi Avcı, Dr. Şaban Kızıldağ ve yazar Müzeyyen Hülya Günay panelist olarak yer aldı.
Çevrim içi bağlantıyla programa katılan Prof. Dr. Nabi Avcı, konuşmasına “Önce selam, sonra kelam.” ifadeleriyle başladı. Gürdoğan ile tanışıklığının Ankara yıllarına uzandığını belirten Avcı, ortak hocaları Cevat Ülger üzerinden başlayan kültürel bağlarına dikkat çekti.
Gürdoğan’ın Ankara’daki yıllarından ve dönemin entelektüel sohbet ortamlarından söz eden Avcı, Gürdoğan’ın farklı düşünce ve sanat çevrelerini bir araya getiren zengin bir kültür ortamının parçası olduğunu ifade etti. Gürdoğan’ın 1970’li yıllarda İngiltere’ye yaptığı ziyaret sırasında Batı’daki gelenekçi düşünürlerin eserlerini Türkiye’ye taşımasının da önemli bir kültürel katkı olduğunu belirten Avcı, René Guénon, Frithjof Schuon, Martin Lings ve Seyyid Hüseyin Nasr gibi isimlerin Türkiye’de tanınmasında Gürdoğan’ın katkısına dikkat çekti.
Avcı, ayrıca Gürdoğan ile yaşadığı sohbetlerin üniversite anlayışına ilişkin düşüncelerini de etkilediğini belirterek, üniversitelerin yalnızca dersliklerden oluşmaması gerektiğini, öğrencilerin ve akademisyenlerin bir araya gelerek fikir alışverişinde bulunabilecekleri sosyal ve entelektüel ortamların oluşturulmasının üniversitelerin niteliğini artıracağını ifade etti.

“NAZİF, HAYATI BÜTÜNLÜK İÇİNDE YAŞADI”
Prof. Dr. Beşir Atalay ise konuşmasında Gürdoğan ile uzun yıllara dayanan dostluğunu ve birlikte geçirdikleri dönemleri anlattı. Gürdoğan ile 1960’lı yılların sonlarında Ankara’daki kültür, sanat ve edebiyat çevrelerinde tanıştıklarını belirten Atalay, onun mühendislik eğitimi almasına rağmen sosyal bilimler, edebiyat ve kültür alanlarına duyduğu ilgiyi vurguladı.
Gürdoğan ile 1973 yılında Erzurum’a asistanlık sınavı için birlikte gittiklerini anlatan Atalay, Erzurum yıllarının kendileri açısından son derece verimli bir dönem olduğunu ifade etti. Gürdoğan’ın öğrencilerle yakından ilgilendiğini ve sürekli yeni çalışmalar üretme arayışında olduğunu belirten Atalay, daha sonraki yıllarda akademik hayat, yurt dışı deneyimleri, finans sektörü ve üniversite çalışmaları boyunca dostluklarının devam ettiğini söyledi.
Gürdoğan’ın Kırıkkale Üniversitesi döneminde de akademik çalışmalara katkı sunduğunu belirten Atalay, son görüşmelerinin Ankara Sosyal Bilimler Vakfı tarafından düzenlenen çevrim içi bir programda gerçekleştiğini aktardı.
Atalay, Gürdoğan’ın kişiliğini “ahlaklı, dürüst, ilkeleriyle yaşayan ve sürekli üretme arayışı içinde olan bir insan” sözleriyle tanımlayarak, onun hayatını büyük bir heyecan ve coşkuyla sürdürdüğünü ifade etti.

“MAZERET YOK, ÇIKIŞ VAR”
Dr. Şaban Kızıldağ, Gürdoğan ile yaklaşık 30 yıllık dostluklarına ilişkin hatıralarını paylaştı. Gürdoğan’ın girişimcilik, üretim, kalkınma ve İslam dünyasının geleceği üzerine yoğunlaşan çalışmalarına dikkat çeken Kızıldağ, birlikte gerçekleştirdikleri çalışmaların temelinde insanları üretmeye ve girişimciliğe teşvik etme düşüncesinin bulunduğunu söyledi.
Gürdoğan’ın kendisini ve çevresindeki insanları sürekli yeni projeler üretmeye teşvik ettiğini belirten Kızıldağ, “Mazeret yok, çıkış var.” anlayışının Gürdoğan’ın hayata bakışını yansıtan önemli ifadelerden biri olduğunu dile getirdi. Gürdoğan’ın insanlara umut aşılayan, onları harekete geçiren ve çözüm üretmeye yönlendiren bir yaklaşımı olduğunu belirten Kızıldağ, onun özellikle gençlerin girişimcilik ve üretim konusunda cesaretlendirilmesine büyük önem verdiğini ifade etti.
Gürdoğan’ın marka oluşturma, girişimcilik ve İslam dünyasının ekonomik gelişimi konularındaki fikirlerinin bugün de güncelliğini koruduğunu belirten Kızıldağ, onun düşüncelerinin genç nesillere aktarılmasının önemine dikkat çekti.

“YAZMA VE OKUMA TUTKUSUNU ÇEVRESİNE DE AŞILARDI”
Yazar Müzeyyen Hülya Günay ise Gürdoğan ile birlikte gerçekleştirdiği çalışmalar üzerinden onun yazma ve okuma disiplinini anlattı. Gürdoğan’ın özellikle kitap tanıtımları ve yazılar konusunda büyük bir titizlik gösterdiğini belirten Günay, onun çalışma disiplininin çevresindeki insanları da üretmeye teşvik ettiğini ifade etti.
Gürdoğan’ın yazılarında mühendislik eğitiminin getirdiği sistematik düşünceyi kullandığını belirten Günay, kısa ve yoğun anlatımının arkasında güçlü bir düşünce örgüsü bulunduğunu söyledi. Gürdoğan’ın Doğu ve Batı düşüncesini birlikte değerlendiren “hem-hem” yaklaşımına da dikkat çeken Günay, onun farklı disiplinleri İslami düşünce ve medeniyet perspektifiyle buluşturduğunu ifade etti.
Günay, Gürdoğan’ın gençlerle iletişime büyük önem verdiğini ve karşılaştığı gençlerin hayatlarına dokunmak için onları farklı insanlarla tanıştırdığını belirterek, “Girişimciler yeni dünyanın fatihleridir.” sözünü hatırlattı.
Gürdoğan’ın okuma ve yazma disiplinini hayatının son dönemine kadar koruduğunu ifade eden Günay, onun düşünce dünyasının akademik araştırmalara konu edilmesi gerektiğini vurguladı.
GÜRDOĞAN’IN FİKİRLERİ GELECEK NESİLLERE AKTARILACAK
Panelin sonunda konuşmacılar, Prof. Dr. Ersin Nazif Gürdoğan’ın düşüncelerinin yalnızca hatıralarda değil; kitaplar, akademik çalışmalar, kültürel faaliyetler ve gençlere aktarılan fikirler aracılığıyla yaşamaya devam edeceğini vurguladı.
Gürdoğan’ın mühendislikten ekonomiye, akademiden kültür ve sanata, girişimcilikten medeniyet düşüncesine uzanan çok yönlü hayatının, farklı disiplinler açısından incelenmeye değer bir miras bıraktığı ifade edildi.


