TR EN

Haberler

Finansal Görünüm ve 2014 Beklentileri Konuşuldu

İstanbul Ticaret Üniversitesi, Ekonomi-Finans Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin düzenlediği '

2013 

Biterken Ekonomik ve Finansal Görünüm ve Beklentiler Zirvesi' Üniversitenin Eminönü yerleşkesinde gerçekleştirildi.

 

Ekonomi duayenlerinin buluştuğu zirve, İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanvekili Hasan Erkesim ile üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren’in açılış konuşmalarıyla başladı.

 

Merkez Bankacılığı ekonomik görünüm ve beklentiler, bankacılık sektöründe, sermaye piyasalarında ve reel sektörde görünüm ve beklentiler başlıklı oturumların gerçekleştirildiği zirvede açılış konuşmasını yapan İstanbul Ticaret Üniversite Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, “İçinde bulunduğumuz bu günlerde beklentilerinin de hızla değiştiğini, değişen beklentilerinde görünüme neden olduğunu söyleyebiliriz” dedi. Ekren, “Görünüm ve beklentiler derken; her ne kadar ekonomi, finans merkezimiz bu zirveyi düzenlemiş olsa da, ekonomik gelişmeleri ekonomi dışı faktörler bekliyor. Sosyal yapılar, siyasal yapılar, kültürel yapılar ve uluslararası ilişkiler ve dinamikler de herhangi bir ülkenin ekonomik yapı ve ilişkiler sistemini doğrudan ve dolaylı etkilediği için oradaki görünüm ve beklentide şekillenmiş oluyor. Kısacası üzerinde tartışacağımız ana konu, bu çerçeve içinde bu göstergelerle sınırlı olmaksızın ekonomik ve siyasal bir miktarda finansal bir süreci de dikkate alırsanız mevcut durumda ülkemizin ve sektörlerin hangi baskılar ya da dinamikler altında faaliyette bulunduğunu, buna bağlı olarak da nasıl bir tablonun ortaya çıktığını, bu tabloya ilişkin ana oyuncuların, aktörlerin beklentilerinin neler olduğunu tartışmaya çalışacağız” diye konuştu.

 

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanvekili Hasan Erkesim ise Türkiye ekonomisinin geçtiğimiz 11 yıllık süre zarfında çok kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, “Şurası çok açık ki, hepimiz ekonomimizin kayda değer biçimde güçlendiğine ve büyüdüğüne şahitlik ettik. İşte bu sayede 2009 yılında yaşanan küresel finans krizi, ülke ekonomisinin gelişme ve büyüm dinamiklerini ortadan kaldırmadı. Krizin hemen ardından da yüzde 9 oranında büyümeyi başardık. Dolayısıyla dışarıdaki rüzgâr, evimizdeki ocağı söndürmedi. Güçlü finansal alt yapı, sağlam ekonomik temeller ve doğru politikalar sayesinde küresel ölçekli olumsuzlukları göğüslüye biliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

 

Erkesim, önümüzdeki süreçte üç önemli meselenin varlığına dikkat çekti ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunlardan birincisi Euro Birliği’nin sergileyeceği performanstır. Bölgede 2014’ten itibaren tekrar pozitif bir eğilim sürecine girileceği ön görülüyor. Bu bizim için olumlu bir gelişme olacak. İkincisi Ortadoğu’da süre gelen olası jeo-politik riskler. İran ile Batı ülkeleri arasında atılan adımlar bölgemizdeki gerginliklerin azaltılması açısından son derece olumlu bir gelişme ancak Suriye’deki durum hâlâ belirsizliğini koruyor. Üçüncü husus da, FED’in alacağı kararlar ve bu kararların doğuracağı etkilerle ilgilidir. FED’in 2013 yılının son ayında varlık alımlarını azaltmaya başlaması faiz oranlarında yukarı doğru baskı oluşturacaktır. Piyasada dalgalanmalar olabilir. Bu durum özellikle gelişmekte olan ülkelerin ekonomik dengeleri üzerinde olumsuz yönde etkili olabilir.”

 

Fiyat İstikrarı Sağlanmalı

T.C. Merkez Bankası Meclis Üyesi Prof. Dr. İlker Parasız’ın moderatörlüğünde gerçekleşen Merkez Bankacılığı ekonomik görünüm ve beklentiler başlıklı  oturumda, küresel finans krizinin merkez bankacılığını nasıl değerlendirdiği konusunda herhangi bir belirlilik olmadığını dile getiren T.C. Merkez Bankası Araştırma ve Para Politikası Müdür Yardımcısı Dr. Soner Başkaya, “Merkez Bankası öncesinde fiyat istikrarına odaklanır. Enflasyon hedeflemesi dediğimiz politikalarda fiyat istikrarını sağlaması tek amaçtır. Fiyat istikrarını sağlarsanız mesela faizlerdeki dalgalanmaları dengelersiniz, bu şekilde yatırımların olumlu etkilenmesine neden olursunuz. Bu da istikrarın kazanmasını sağlar. Fakat küresel sonuç bize bunun pek öyle olmadığını gösterdi. Merkez bankaları fiyat istikrarın mimarı olarak finansal istikrarı dikkate almadılar. Gelişmiş ülkelerdeki küresel dengesizliklerden dolayı Türkiye gibi küçük, açık ekonomilerde de bir anlamda bu küresel krizin yansımaları görüldü. Bunu nihayetinde makro finansal sistemi kontrol etmek amacıyla yeni bir para politikası oluşturma ihtiyacı duyuldu” dedi.

 

Önünüzü Göremiyorsanız Dikkat

 

Yapı Kredi Bankası Baş Ekonomisti Doç. Dr. Cevdet Akçay, “Türkiye’nin idaresini doğru yaptığı takdirde siyasi olaylardan hiç bahsetmiyorum, onlar kontrolümüzün tamamen dışında olan şeyler ama ekonomi idaresi akıllı götürülürse ki Merkez Bankası, hazine çok iyi götürdüğü kanaatindeyim, Türkiye’nin öne çıkma şansı olduğunu düşünüyorum. Ama şuanda algı bunun tam tersidir. Türkiye geride kalacak ülkeler grubuna dâhil ediliyor. Fakat benim şahsi kanaatim bu yanlış soruya verilen doğru cevap yüzünden” dedi. Akçay, “Önünüzdeki belirsizlik ne kadar fazla ise o zaman sizin de ayağınızı o kadar fazla denk almanız gerekiyor. Bu kamu içinde, şirketler içinde, vatandaş içinde geçerli. Dolayısıyla baktığınız ufuk içinde ne kadar belirlilik ve sağlamlılık görüyorsanız ciddi kararlar alabilirsiniz. Göremiyorsanız da temkinli davranmalısınız. Altının değerlenme koşulu için iki konu var. Biri Amerika’da ciddi bir enflasyon ortaya çıkmasıyla altın anında değerlenir. İkincisi Amerika’da ve nispeten Avrupa’da olduğu söylenen düzeltmenin hiç öyle olmadığı, dünyanın ikinci bir batağa gittiği intibası yerleşirse, yine altın değerlenir. Bunun dışındaki olaylarda altının değerlenme şansı olmaz diye bakmak daha doğru” diye konuştu.

 

2014’te Döviz Kuru Zorlu Başlayabilir

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Kerim Alkin, “Türk ekonomi yönetimi 2012’de yumuşak iniş metodu ile özellikle ciddi bir mesafe kat edildiğini görünce ve ekonomiyi tekrar yüzde 2,5 civarında büyütmenin de doğru olmadığını düşününce daha farklı bir taktik izledi. Dünyada önde gelen ekonomilere göre Türkiye’nin bütçe performansı çok iyi olduğu için, istediği zaman büyümeye, kamu harcamalarının katkı sağlamasına imkân sağlayan bir politika izleyebiliyor. Bu nedenle 2013 yılında özel sektöre yatırım harcamalarının yılın 6 ayında pek katkıda bulunmadığı buna karşılık yılın ikinci yarısında belki biraz daha özel sektör yatırım harcamalarının katkısı olan ama daha çok kamu harcamalarının katkı sağladığı bir süreç izledik. Hatta mega proje olarak adlandırılan, aralarında Marmaray da var, bu tür projeler nedeniyle özellikle 2013 yılının ilk 6 ayında hemen hemen kamu harcamalarının, yatırım harcamalarının büyümeye katkısı da reel artışta adeta Cumhuriyet tarihinde bir rekor kırdı. Bunun da büyümeye bir katkısı oldu” ifadelerini kullandı. Alkin sözlerine şöyle devam etti: “Amerikan Merkez Bankası’nın tahvil alımını azaltmaya devam ettikçe bunun altın üzeninde belli bir baskı oluşturacağı söylenebilir. Belki 150 dolara kadar altında düzeltme yapma ihtimali var. Ama küresel anlamda herhangi bir risk ortaya çıktığında siyasi ve ekonomik bir gerginlikte piyasalar tekrar altına dönmeyi tercih edecektir. Şu anda altın için biraz baskı söz konusu. Petrol fiyatları da bu yıl iddialı gibi olmayacak gözüküyor. Döviz kurlarında ise 2014 zorlu başlayabilir.”

 

Diğer konuşmacılar ise şu mesajı verdi:

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi Ticari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Osman Gürbüz: “Son on yılda üç bölge de ‘piyasa değeri’ itibariyle büyümüştür. Amerika’nın, eskisi kadar olmasa da, piyasa değeri itibariyle yine en büyük bölge olarak kalmasına karşın Asya-Pasifik bölgesi de önemli ölçüde büyümüş, Avrupa-Afrika-Orta Doğu bölgesi ise hemen hemen aynı düzeylerde kalmıştır. Piyasa değerindeki gelişmelerle karşılaştırıldığında, hisse senedi işlem hacmi bakımından Amerika bölgesinin baskın/belirleyici statüde kaldığını; Avrupa-Afrika-Ortadoğu ile kıyaslandığında ise, Asya-Pasifik bölgesinin hisse bazında işlem hacminin bu süre içinde iki mislinden daha fazla bir gelişme gösterdiğini söyleyebiliriz.”

 

BDDK Başkan Yardımcısı vekili Baki Alkaçar: “Kısa vadede piyasa riski diye tanımladığımız makro ekonomik gelişmeler sonucunda oluşabilecek riskler konusunda duyarlıyız. Reel sektörün yabancı para borçluluğu dikkatle izlediğimiz hususlardan biri. Orta vadede, tasarruf oranlarının düşük düzeyde olması düşündürücü. Ekonomik olduğu kadar sosyolojik boyutu da olan bir konu. Tasarrufların artırılması makro ekonomi teorisinde de halen en tartışmalı konulardan biri.”

 

İstanbul Ticaret Üniversitesi İtibar ve Derecelendirme Merkez Müdürü ve Bankacılık ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Dr. V. Ferhan Benli: “Türkiye'nin yüzde 4 büyümesi beraberinde yüzde 18 gibi bir kredi hacminde büyümeyi beraberinde getirmektedir. Çözüm, ‘kaliteli aktif’ yaratıp ve bunu minimum ekonomik sermaye kullanarak gerçekleştirebilmekten geçmektedir. Basel III sorun değil ancak Basel II Pillar II uygulanması gerçekten zorlaştırıcı bir süreçtir.”


DİĞER Haberler

İstanbul Ticaret Üniversitesinin Paydaşları Arasında Yer Aldığı 6. Korkut Ata Türk Dünyası Film Festivali Başladı
5 Kasım 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesi, Korkut Ata Film Festivali’nde Yönetmenleri ve Sanatseverleri Buluşturuyor
4 Kasım 2026 COP31’e Doğru Webinar Serisinin Kapanış Oturumunda “Döngüsel Kampüs” Projesi Tanıtıldı
4 Kasım 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesinin Katkısıyla Üsküp’te Muhafazakârlığın Psikolojisi Tartışıldı
3 Kasım 2026 Erasmus Days Kapsamında Giden Öğrenci Oryantasyonu Gerçekleştirildi
2 Kasım 2026 Erasmusfest ile Uluslararası Kültürler Bir Araya Geldi
2 Kasım 2026 ‘Kültürel dışa açılma’ projesi, TEDA’da sıra yeni etaba geldi
2 Kasım 2026 COP31’e Doğru Webinar Serisinde İklim Finansmanı ve Ticaret Ele Alındı
28 Ekim 2026 Avrupa’da Finale Kalan MİYLOW’a Türkiye’den Ödül
27 Ekim 2026 İstanbul Ticaret Üniversitesi’nden 6 Öğrenci Topluluğu MTKB Platformu’na Kabul Edildi
27 Ekim 2026
WhatsApp Memnuniyet Yönetim Sistemi