TBMM 25. Başkanı ve eski Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde verdiği konferansta, “işi ehline vermek” ilkesinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir yönetim anlayışının merkezinde yer aldığını vurguladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi 25. Başkanı ve Eski Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, İstanbul Ticaret Üniversitesi Düşünce ve Proje Üretim Akademisi (DÜPA) tarafından Kadın Girişimcilik Topluluğu ve Ekonomi Topluluğu’nun katkılarıyla düzenlenen programda “İşi Ehline Vermek: Geçmişten Geleceğe Bir Yönetim Anlayışı” başlıklı bir konferans verdi. Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda, devlet yönetiminde ehliyet ve liyakat kavramları ele alındı. Açılış konuşmaları Mütevelli Heyet Başkanımız Dr. İsrafil Kuralay, Rektörümüz Prof. Dr. Necip Şimşek ve önceki dönem rektörlerimizden, Öğretim Üyemiz ve DÜPA Müdürü Prof. Dr. Nazım Ekren’in gerçekleştirdiği etkinliğe, İstanbul Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, Beyoğlu Kaymakamı Abdullah Atakan Atasoy ile akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

AÇILIŞ KONUŞMALARINDA TECRÜBE VE AKLISELİM VURGUSU
Konferansın açılışında konuşan Dr. İsrafil Kuralay, Cemil Çiçek’i “karmaşanın hâkim olduğu dönemlerde aklıselimi temsil eden bir devlet insanı” olarak tanımladı. Dr. Kuralay, Çiçek’in sakin üslubu ve dengeli yaklaşımıyla kamuoyunda güven veren bir isim olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Necip Şimşek ise konuşmasında, Başbakan Yardımcılığı yapan Prof. Dr. Ekren, Devlet Bakanlığı yapan Prof. Dr. Said Yazıcıoğlu gibi farklı dönemlerde bakanlık ve devlet yöneticiliği yapmış isimlerin üniversitede bir araya gelmesinin öğrenciler açısından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Şimşek, öğrencilerin devlet tecrübesine sahip isimlerle doğrudan temas kurmasının üniversite eğitiminin en değerli kazanımlarından biri olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Nazım Ekren de konuşmasında, “işi ehline vermek” ilkesinin bireysel, kurumsal ve toplumsal karar alma süreçlerinde temel bir belirleyici olduğunu ifade ederek, daveti kabul eden Cemil Çiçek’e teşekkür etti.
CEMİL ÇİÇEK: “TECRÜBE, BEDELİ ÖDENMİŞ BİLGİDİR”
Programın moderatörlüğünü üstlenen Prof. Dr. Elçin Aykaç Alp, konuşmasına Cemil Çiçek’in devlet yönetimindeki görevleri ve uzun siyasi geçmişine ilişkin kısa bir değerlendirmeyle başladı. Prof. Dr. Alp, Çiçek’in yasama ve yürütme organlarında üstlendiği sorumluluklara kısaca değindi. Cemil Çiçek ise konuşmasına tecrübenin teorik bir bilgi değil, bedeli çoğu zaman ağır şekilde ödenmiş bir birikim olduğunu vurgulayarak başladı. Çiçek, devlet ve kurum yönetiminde yol haritasının mutlaka tecrübe ışığında çizilmesi gerektiğini ifade etti.

“ÜNİVERSİTELER, TOPLUMU DÖNÜŞTÜREN TEMEL KURUMLARDIR”
Çiçek, üniversitelerin yalnızca mesleki bilgi aktaran kurumlar değil, toplumu dönüştüren ve aydınlatan yapılar olması gerektiğini söyledi. Üniversitelerin bir ülkenin geleceğini belirleyen en önemli kurumlar arasında yer aldığını ifade eden Çiçek, toplumsal sorunların çözüm adresinin üniversiteler olması gerektiğini vurguladı. Üniversitelerin geçmişle gelecek arasında köprü kuramaması hâlinde, üretilen bilginin topluma nüfuz edemeyeceğini belirten Çiçek, bunun üniversitelerin zamanla “tüketim kurumlarına” dönüşmesi riskini beraberinde getirdiğini ifade etti. Ehliyet ve liyakat ilkelerinin Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan köklü bir yönetim anlayışının temel unsuru olduğunu ifade eden Çiçek, siyasetnamelerden anayasal düzenlemelere kadar pek çok metinde ehliyet ve liyakat vurgusunun yer aldığını hatırlattı.

EHLİYET VE LİYAKAT, İNANÇ TEMELLİ BİR EMANET ANLAYIŞI
Konuşmasında Kur’an-ı Kerim’de yer alan “emaneti ehline veriniz” ayetine dikkat çeken Cemil Çiçek, bu ayetin Kâbe’nin içinde vahyedilen tek ayet olmasının güçlü bir mesaj taşıdığını belirtti. Hz. Peygamber’in Mekke’nin fethinin ardından Kâbe’nin anahtarını, o dönemde müşrik olan daha sonra Müslüman olan ve bu görevin ehli kabul edilen Osman bin Talha’ya vermesini hatırlatan Çiçek, ehliyet ve liyakat ilkesinin dinî ve ahlaki boyutuna işaret etti. Devlet görevlerinin bir emanet olduğunu vurgulayan Cemil Çiçek, bu emanetin ancak ehil ve liyakat sahibi kişilere verilmesi gerektiğini ifade etti. Program, soru-cevap bölümünün ardından hediye takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
