İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıdvan Şentürk, yeni kitabı Transformasyon Sürecinde Çocuk ve Medyatik Hafıza’da dijital dünyanın çocukların hafıza, kimlik ve aidiyet gelişimi üzerindeki etkilerini mercek altına aldı. Çocukların küçük yaşlardan itibaren medyatik bir gerçeklik içinde büyüdüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Şentürk, ailelere çocukların medya kullanımında bilinçli davranmaları; onları sanat, müzik ve kitapla buluşturmaları çağrısında bulundu.
İstanbul Ticaret Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Rıdvan Şentürk’ün yeni kitabı Transformasyon Sürecinde Çocuk ve Medyatik Hafıza, Uzam Yayınları tarafından yayımlandı. Teknolojik dönüşümün çocukların hafıza, kimlik, gerçeklik algısı ve toplumsal aidiyetleri üzerindeki etkilerini ele alan eser, çocukların medya ve dijital dünyayla kurduğu ilişkiyi kültürel ve toplumsal boyutlarıyla değerlendiriyor.

TEKNOLOJİK DÖNÜŞÜM ÇOCUKLAR ÜZERİNDEN ELE ALINIYOR
Kitapta teknolojik dönüşüm sürecinde çocuğun konumu; medya, hafıza, kimlik ve toplumsal aidiyet kavramları üzerinden inceleniyor. Prof. Dr. Rıdvan Şentürk, çalışmasında modern düşüncenin geçirdiği dönüşümü de tarihsel bir çerçevede değerlendirerek nihilizm, kaygı, korku ve şiddet kültürünün çocuk anlatılarına ve medyatik içeriklere yansımalarını sorguluyor.
Kitabın ortaya çıkış sürecini anlatan Prof. Dr. Şentürk, teknolojik dönüşüme ilişkin tartışmaların çoğunlukla yetişkinler üzerinden yürütüldüğüne dikkat çekti. Çocukların, gençlerin ve kadınların bu süreçteki konumunun da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Şentürk, teknolojinin farklı toplumsal kesimler üzerindeki etkilerinin bütüncül biçimde ele alınmasının önemini vurguladı.
“ÇOCUKLARIN HAFIZASI MEDYATİK GERÇEKLİK İÇİNDE ŞEKİLLENİYOR”
Prof. Dr. Şentürk, çocukların çok küçük yaşlardan itibaren cep telefonu, televizyon, sosyal medya ve farklı dijital mecralarla karşı karşıya kaldığını belirterek bu sürecin yalnızca medya kullanım alışkanlıklarını değil, çocukların hafızasını ve gerçeklik algısını da etkilediğini ifade etti.
Çocukların dijital içerikler aracılığıyla karşılaştıkları dünyaların zamanla kimlik ve aidiyet oluşumunda belirleyici hâle gelebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Şentürk, “Çocuklar artık çok küçük yaşlardan itibaren cep telefonlarına, televizyonlara, sosyal medya mecralarına muhatap olabiliyorlar ve onlar üzerinden hafızaları şekilleniyor. Gerçeklik algıları, kimlikleri ve psikolojileri ona göre şekilleniyor” dedi.
Prof. Dr. Şentürk, çocukların içinde yaşadıkları toplumun tarihsel hafızası, gelenekleri ve kültürel değerleriyle bağlarının zayıflamasının önemli sonuçlar doğurabileceğini belirterek, “Çocuklar özellikle küçük yaşlardan itibaren içinde yaşadıkları toplumdan, geleneklerinden, tarihsel hafızasından ve karakteristik özelliklerinden koptuklarında kimliklerini ve aidiyetlerini yitiriyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

AİLELERİN MEDYA KULLANIMINDA BİLİNÇLİ OLMASI GEREKİYOR
Kitabın ailelere de önemli mesajlar verdiğini belirten Prof. Dr. Şentürk, çocukların dijital ve görsel içeriklerle erken yaşlarda kontrolsüz şekilde karşı karşıya bırakılmaması gerektiğini söyledi. Bu noktada öncelikle ebeveynlerin medya kullanımı konusunda bilinçlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şentürk, ailelerin çocuklarının medya kullanımında seçici ve yönlendirici bir yaklaşım benimsemesinin önemine işaret etti.
Çocukların kültürel ve tarihsel hafızayla bağ kurabilecekleri bir yaşam ortamının oluşturulması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Şentürk, sanat, müzik ve kitapla erken yaşta kurulacak ilişkinin çocukların gelişimine önemli katkı sağlayacağını ifade etti.
Prof. Dr. Şentürk, çocukların sanat eğitimi almasının, toplumsal hafızayı ve kimliği yansıtan müziklerle buluşmasının ve düşünme becerilerini geliştirecek kitaplarla tanışmasının önem taşıdığını belirtti.
DİJİTAL DÜNYAYLA İLİŞKİYE ELEŞTİREL YAKLAŞIM
İletişim ve medya alanında çalışmalar yürüten bir akademisyen olarak dijital dünyaya eleştirel yaklaşmasının ilk bakışta çelişkili görülebileceğini belirten Prof. Dr. Şentürk, medya alanındaki çalışmalarının kendisini özellikle çocukların görsel ve sanal dünyayla ilişkisini yeniden sorgulamaya yönelttiğini ifade etti.
Prof. Dr. Şentürk, çocukların mümkün olduğunca kitap, sanat, müzik ve düşünme faaliyetleriyle buluşturulması gerektiğini belirterek, dijital dünyanın çocukların hayatındaki etkisinin sınırlandırılması gerektiğini savundu. Çocukların özellikle erken yaşlarda görsel ve sanal içeriklerin yoğun etkisinden korunmasının önemine dikkat çekti.
TOPLUMSAL SORUMLULUK VURGUSU
Çocukların medya ve teknolojiyle ilişkisinin yalnızca ailelerin sorumluluğunda olmadığını ifade eden Prof. Dr. Şentürk, dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları ve kamu kurumlarının da bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini belirtti.
Teknolojik gelişmelere uyum sağlama çabasının çocukların kontrolsüz biçimde dijital ve sanal dünyaya yönlendirilmesi anlamına gelmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şentürk, çocukların gelişimini destekleyecek kültürel, sanatsal ve eğitsel ortamların güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
MEDYA, KİMLİK VE AİDİYET İLİŞKİSİNİ TARTIŞMAYA AÇIYOR
Transformasyon Sürecinde Çocuk ve Medyatik Hafıza, çocukların tarihsel ve toplumsal hafızayla kurdukları bağın medyatik hafızanın etkisi altında nasıl dönüşebildiğini ele alıyor. Kitapta medya, kültür, eğitim, aile, kimlik ve toplumsal aidiyet arasındaki ilişki farklı yönleriyle değerlendirilirken çocuk anlatıları, sinema, animasyon, televizyon, oyunlar ve dijital kültürün çocukların dünyasına etkileri de inceleniyor.