Suriye’nin anayasal geçmişi, güncel dönüşüm süreci ve geleceğe yönelik olası senaryolar, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenen programda kapsamlı biçimde ele alındı. Alanında uzman akademisyenler, geçiş dönemi dinamiklerinden devlet yapısına uzanan kritik başlıkları çok boyutlu bir perspektifle değerlendirdi.
İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde düzenlenen “Geçmişten Geleceğe Suriye’de Anayasalar ve Anayasacılık” başlıklı programda, Suriye’nin anayasal gelişimi tarihsel süreçten günümüze uzanan bir perspektifle ele alındı. Sâdâbâd Kampüsü Sütlüce’de gerçekleştirilen programa Rektör Yardımcımız Prof. Dr. Hanifi Parlar, Hukuk Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Muzaffer Şeker, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Ahmet Kavas ile akademisyenlerimiz, öğrencilerimiz ve çok sayıda davetli katıldı.
Oturum başkanlığını Prof. Dr. Nihat Bulut’un üstlendiği panelde, Prof. Dr. Ayhan Ceylan, Prof. Dr. Abdurrahman Eren ve Dr. Abdullah Musab Şahin konuşmacı olarak yer aldı. Panelde, geçiş dönemi, anayasal kimlik, devlet yapısı ve bölgesel etkiler çok yönlü şekilde ele alındı.

SURİYE’DE ANAYASAL SÜREÇ ÇOK KATMANLI BİR YAPI SUNUYOR
Programın açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Ayhan Ceylan, Suriye’de anayasa yapım süreçlerinin çoğunlukla savaşlar, bağımsızlık, askerî darbeler ve sosyal, siyasî krizlerle bozulan düzenin ıslah edilmek istenmesiyle ortaya çıktığını vurguladı. 2010 sonrası Arap Baharı ile başlayan sürecin, Suriye’de hem iç, hem bölgesel hem de uluslararası aktörlerin etkisiyle karmaşık bir yapıya dönüştüğünü belirten Prof. Dr. Ceylan, 16 Mart 2025’te ilan edilen Anayasa Bildirisi’nin geçiş dönemini düzenleyen temel bir metin olarak öne çıktığını ifade etti. Prof. Dr. Ceylan, bu sürecin yalnızca Suriye’yi değil, bölgeyi ve uluslararası kamuoyunu da yakından ilgilendirdiğine dikkat çekti.

ANAYASA BİR ÜLKENİN GELECEĞİNİ BELİRLEYEN TEMEL METİN
Oturum Başkanı Prof. Dr. Nihat Bulut, anayasa yapım süreçlerinin genellikle kriz dönemlerinin sonucu olduğuna dikkat çekerek, yeni bir anayasa yapmanın aynı zamanda bir ülkenin geleceğine yön verme anlamı taşıdığını belirtti. Anayasanın yalnızca hukuki bir metin değil, aynı zamanda bir toplumun yönünü ve hedeflerini ortaya koyan bir belge olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bulut, Suriye’deki anayasal sürecin bu yönüyle dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

ANAYASALAR SURİYE’DE TARİHSEL KIRILMALARIN ÜRÜNÜ OLDU
Prof. Dr. Ayhan Ceylan, “Başlangıçtan Günümüze Suriye’de Anayasal Gelişim” başlıklı sunumunda Suriye’nin anayasal tarihini kronolojik bir çerçevede ele aldı. Osmanlı dönemindeki Kanun-ı Esasi’den başlayarak Fransız manda yönetimi, bağımsızlık sonrası anayasa arayışları, darbeler dönemi ve Baas Partisi-Esedler rejiminden günümüze kadar uzanan geniş bir tarihsel arka plan sundu. Suriye’de anayasaların; bağımsızlık mücadelesi, askeri darbeler, birlik arayışları ve sosyal-siyasal krizler sonucunda ortaya çıktığını, anayasayı ortaya çıkaran dinamiklerin metinlerde etkilerini gösterdiğini, anayasalarda öngörülen yönetim şeklî ve yapılarının değişebildiğini belirten Prof. Dr. Ayhan Ceylan, özellikle 1950 Anayasası’nın anayasal düzen kurma açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade etti.

SURİYE ANAYASACILIĞI KÜRESEL VE BÖLGESEL DİNAMİKLERLE ŞEKİLLENİYOR
Prof. Dr. Abdurrahman Eren, “Arap–Suriye Güncel Anayasal Gelişmelerinde Kök Meseleler” başlıklı konuşmasında anayasa yapım süreçlerinin yalnızca ulusal dinamiklerle sınırlı olmadığını belirterek, küresel anayasal eğilimler, bölgesel anayasacılık anlayışı ve ülkenin kendi tarihsel birikiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Suriye’nin önümüzdeki süreçte anayasal kimlik, din-devlet ilişkileri, devletin temel ilkeleri, yönetim modeli ve hükümet sistemi gibi beş temel başlık etrafında şekilleneceğini belirten Prof. Dr. Eren, ülkenin üniter yapısını koruyarak başkanlık sistemine yönelmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu dile getirdi.
GEÇİŞ DÖNEMİ SÜRECİNDE GÜVENLİK ÖNCELİĞİ ÖNE ÇIKIYOR
Dr. Abdullah Musab Şahin ise “Suriye’de Geçiş Dönemi: 2025 Anayasal Bildirisi ve Anayasal Dönüşüm” başlıklı konuşmasında 8 Aralık 2024 sonrası Suriye’de yaşanan gelişmeleri ele aldı. Ülkede devam eden güvenlik sorunlarının anayasal süreçlerin önünde belirleyici bir faktör olduğunu ifade eden Dr. Şahin, geçiş dönemi hükümetinin öncelikle temel kamu hizmetlerini ve güvenliği sağlamaya odaklandığını belirtti. 2025 yılında ilan edilen anayasal bildirinin bu geçiş sürecine hukuki zemin oluşturduğunu aktaran Dr. Şahin, önümüzdeki dönemde meclisin kurulmasıyla birlikte anayasal sürecin daha kurumsal bir yapıya kavuşmasının beklendiğini ifade etti. Program, soru-cevap bölümünün ardından toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

