İstanbul Ticaret Kongresi’nin Sonuç Bildirgesi’nde küresel ticarette değişen dengeler, dijital ve yeşil dönüşüm, tedarik zincirleri, ekonomik güvenlik ve Türkiye’nin yeni dönemdeki konumu ele alındı. Kongrenin üç yılda bir düzenlenecek kalıcı bir üniversite–iş dünyası platformu olarak tasarlandığı da açıklandı.
İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Ticaret Üniversitesi ve Düşünce ve Proje Üretim Akademisi (DÜPA) iş birliğiyle düzenlenen İstanbul Ticaret Kongresi, iki gün süren oturumların ardından açıklanan Sonuç Bildirgesi ile tamamlandı. Bildirgede küresel ticarette yaşanan yapısal dönüşüm, değişen rekabet koşulları, tedarik zincirleri, dijital ve yeşil dönüşüm, ticari istihbarat, ekonomik güvenlik ve Türkiye’nin küresel ticaretteki konumu ele alındı. Kongrenin üç yılda bir düzenlenecek kalıcı bir üniversite–iş dünyası platformuna dönüştürülmesi hedefi de açıklandı.

KÜRESELLEŞMENİN NİTELİĞİ DEĞİŞİYOR
Sonuç Bildirgesi’nde, son yıllarda art arda yaşanan krizler, salgınlar, savaşlar ve enerji şoklarının küresel ticaretin işleyişini değiştirdiğine dikkat çekildi. İstikrarın artık değişimin olmadığı bir ortam olarak değil, belirsizliği yönetebilme ve değişen şartlara uyum sağlayabilme kapasitesi üzerinden değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Kongrede paylaşılan verilerin, tüm bu baskılara rağmen küresel ticaretin rekor seviyelere ulaştığını gösterdiği ifade edildi. Bu çerçevede küreselleşmenin sona ermediği, ancak yapısının değiştiği vurgulandı. Özellikle ileri teknoloji çipleri, yapay zekâ, kritik mineraller, enerji ve ilaç sektörü gibi stratejik alanlarda güvenlik kaygılarının daha belirleyici hâle geldiği kaydedildi.
“YÖNETİLEN KARŞILIKLI BAĞIMLILIK” ÖNE ÇIKTI
Kongrede küresel ekonomideki yeni yapıyı açıklamak için öne çıkan kavramlardan biri “yönetilen karşılıklı bağımlılık” oldu. Ülkelerin ekonomik olarak birbirinden tamamen kopmadığı ancak stratejik alanlardaki bağımlılıklarını daha kontrollü biçimde yönettiği belirtildi.
Bildirgede, ekonomik dayanıklılığın içe kapanmak anlamına gelmediğine dikkat çekilerek ülkelerin ve şirketlerin tedarik kaynaklarını, güzergâhlarını ve alternatiflerini çeşitlendirmelerinin önemine işaret edildi. Ticarete açıklık ve tedarik çeşitliliğinin ekonomik dalgalanmaların etkisini azaltan unsurlar arasında bulunduğu belirtildi.
YENİ TİCARET DÜZENİNDE KURALLAR DA DEĞİŞİYOR
Çok taraflı ticaret sistemindeki karar alma süreçlerinin yavaşlamasıyla birlikte ticaret kurallarının giderek ikili ve bölgesel anlaşmalar üzerinden şekillendiği ifade edildi. Veri koruması, dijital piyasalar, ticari sırlar ve fikri mülkiyet gibi alanların yeni nesil ticaret anlaşmalarının önemli unsurları hâline geldiği kaydedildi.
Farklı standartların ve menşe kurallarının oluşturduğu karmaşık yapının özellikle KOBİ’ler ve küçük ekonomiler açısından uyum sorunlarına yol açabildiği belirtilerek daha kapsayıcı ve kalkınma odaklı bir uluslararası ticaret sisteminin önemine dikkat çekildi. Gelişmekte olan ülkelerin yeni kuralların belirlendiği süreçlere aktif biçimde katılması gerektiği vurgulandı.
REKABET ÜSTÜNLÜĞÜNDE VERİ VE TİCARİ İSTİHBARATIN ROLÜ ARTIYOR
Bildirgede, günümüzde karar vericilerin karşı karşıya olduğu temel meselenin veri eksikliğinden çok veri bolluğunu doğru analiz edebilmek olduğu belirtildi. Ticari verinin yalnızca mevcut durumu ortaya koyan değil, farklı senaryoları öngörerek karar süreçlerini destekleyen bir yapıya dönüşmesi gerektiği ifade edildi.
Kongrede ele alınan rekabet istihbaratının ekonomik analizin yerine geçen değil, onu tamamlayan bir karar kapasitesi olduğu kaydedildi. Gelecekte rekabet avantajının yalnızca daha fazla veriye sahip olmaktan değil, farklı olasılıklara yönelik kararları önceden hazırlayabilmekten kaynaklanacağı belirtildi.
YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜM TİCARET ALTYAPISININ PARÇASI OLUYOR
Sonuç Bildirgesi’nde yeşil ve dijital dönüşümün küresel ticaretin temel unsurları arasına girdiği belirtildi. Çevresel verilerin ticari süreçlerin bir parçası hâline geldiğine dikkat çekilirken tek pencere sistemleri, dijital gümrükler ve elektronik belgelerin yeni ticaret altyapısında daha önemli bir rol üstleneceği ifade edildi.
Farklı sistemlerin ortak standartlar üzerinden birbiriyle çalışabilmesinin önemine işaret edilerek özellikle KOBİ’lerin dönüşüm sürecinin dışında kalmaması için erişilebilir ve uygulanabilir çözümlerin geliştirilmesi gerektiği kaydedildi.
FİNANSMAN VE SİGORTA EKONOMİK DAYANIKLILIĞIN UNSURLARI ARASINDA
Kongrede finansman ve sigortanın küresel ticaretin dönüşümündeki rolü de değerlendirildi. Sigortanın yalnızca zarar sonrasında devreye giren bir mekanizma olmadığı, risk paylaşımı ve yatırımların finansmanı açısından stratejik önem taşıdığı ifade edildi.
Güvenilir risk verilerinin sigorta kapasitesini, sigorta kapasitesinin ise yatırımları desteklediği belirtilerek afetlere ve ekonomik şoklara karşı kamu ve özel sektör iş birliğinin geliştirilmesi gerektiği vurgulandı.
TÜRKİYE İÇİN “DÜĞÜM EKONOMİSİ” FIRSATI
Bildirgede küresel ticarette yaşanan dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar oluşturduğu belirtildi. Türkiye’nin farklı ekonomik ve siyasi güç merkezleri arasında bağlantı kurabilecek bir konumda bulunduğuna dikkat çekilerek ülkenin yalnızca bir geçiş noktası olarak değil, malın, hizmetin, sermayenin ve insanın dolaşımını kolaylaştıran bir “düğüm ekonomisi” olarak konumlanmasının önemine işaret edildi.
Türkiye’nin bu konumunu güçlendirmesinin; işleyen hukuk sistemi, güvenilir tahkim, öngörülebilir düzenlemeler ve uluslararası standartlarla uyumlu bir ticari altyapıdan geçtiği ifade edildi.
KÜRESEL TİCARET MERKEZLERİ ENDEKSİ GELİŞTİRİLİYOR
Kongrede DÜPA tarafından geliştirilen “Küresel Ticaret Merkezleri Endeksi”ne ilişkin çalışmalar da paylaşıldı. Endeksin ülkelerin yalnızca gerçekleştirdikleri ticaret hacmini değil, küresel ticaret merkezi olma kapasitelerini değerlendirmeyi amaçladığı bildirildi.
Çalışmada bağlantısallık, kurumsal kalite, beşerî sermaye, lojistik, dijital ve finansal kapasite ile sürdürülebilirlik gibi göstergelerin birlikte ele alındığı belirtildi. Pilot çalışmanın ilk bulgularının ekonomik büyüklüğün tek başına küresel ticaret merkezi olmak için yeterli olmadığını, kurumsal kalite ve beşerî sermayenin önemli rol oynadığını gösterdiği ifade edildi.
İSTANBUL’UN KÜRESEL TİCARETTEKİ ROLÜ DEĞERLENDİRİLDİ
Türkiye’nin lojistik kapasitesi ve İstanbul’un küresel şehir ağlarındaki konumunun önemli avantajlar sunduğu belirtilirken coğrafi konumun tek başına sürdürülebilir bir rekabet üstünlüğü oluşturmayacağı kaydedildi.
Bildirgede Türkiye’nin önündeki yolun geçiş ülkesi konumundan bölgesel üretim üssüne, oradan da küresel ticaret merkezine uzandığı ifade edildi. İstanbul’un tarihsel ticaret ve finans merkezi kimliğinin bu süreç için önemli bir temel oluşturduğu, ancak kalıcı üstünlüğün bilgi, kurumsal kapasite ve iş birliğiyle sağlanabileceği belirtildi.
YAPAY ZEKÂ VE GELECEĞİN TİCARET PROFESYONELLERİ GÜNDEMDE
Kongrede yapay zekânın ticaret ve karar süreçleri üzerindeki etkileri de gündeme geldi. Yapay zekânın artık kendi başına bir sektör olmaktan öte, bütün sektörleri hızlandıran bir güç hâline geldiğine dikkat çekildi.
Bu dönüşümün veri kullanımı, insan muhakemesi ve karar sorumluluğu açısından yeni sorular ortaya çıkardığı belirtilerek geleceğin ticaret profesyonellerinin değişen teknoloji ve veri ortamına uygun yetkinliklerle yetiştirilmesinin önemine işaret edildi. Üniversiteler ile iş dünyası arasındaki araştırma ve iş birliği modellerinin geliştirilmesi gerektiği ifade edildi.
TİCARETTE YENİ DENGE ARAYIŞI
İki günlük kongrenin temel sonucu, küresel ticaretin geleceğinin “daha fazla veya daha az küreselleşme” tartışmasının ötesinde değerlendirilmesi gerektiği şeklinde ifade edildi. Bildirgede, belirsizliğin kalıcı hâle geldiği yeni dönemde ticaretin hangi kurumlar, kurallar, veriler ve güven ilişkileri üzerinden sürdürüleceğinin belirleyici olacağı vurgulandı.
Verimlilik ile dayanıklılık, ekonomik açıklık ile ölçülü güvenlik ve büyüme ile kapsayıcı kalkınma arasında dengeli bir yapı kurulmasının önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacağı kaydedildi.
KONGRE ÜÇ YILDA BİR DÜZENLENECEK
Sonuç Bildirgesi’nde İstanbul Ticaret Kongresi’nin üç yılda bir düzenlenecek kalıcı bir üniversite–iş dünyası platformu olarak tasarlandığı açıklandı. Kongreler arasındaki dönemde de çalışmaların kesintisiz sürdürüleceği, iş dünyasının karşılaştığı sorunların araştırma gündemine taşınacağı ve akademide üretilen bilginin karar süreçlerine aktarılacağı belirtildi.
DÜPA Ufku kapsamında yürütülen çalışmaların bu sürecin ilk adımı olduğu belirtilirken İstanbul’da ortaya konulan ilkelerin kamu, iş dünyası, akademi ve uluslararası kuruluşların katkısıyla daha geniş bir ortak çerçeveye dönüştürülmesinin amaçlandığı ifade edildi.
Kongremizin basına yansımaları için tıklayın: https://istanbulticaretkongresi.org/basindan/